Eskiden üreten ülkeler arasında başı çeken Türkiye şuanda sadece tüketen bir ülke konumuna geriledi.
Kendi kendine yıllar önce yeten bilen ülkemiz artık kendi kendine yetemiyor üstüne üstlük tahıl ihtiyacının ve canlı hayvan ihtiyacının bile büyük bir bölümünü diğer ülkelerden karşılıyor..
Mevcut hükumetin uyguladığı yap-işlet-devret modeli nedeni devletin kendi yerine, yurt dışından firmalara döviz bazlı garanti vererek yaptırılması, bu yerlere ödenen paranın yapım maliyetlerini dahi geçmesine neden oldu. Ayrıca stratejik öneme sahip çok sayıda yerin özelleştirilerek yabancılara verilmesi ise yapılan bir diğer politika yanlışı olarak öne çıktı.
Tekgıda-İş Sendika Akademisi Özelleştirme İdaresi Başkanlığı verileri ile hazırladığı bir raporu yayımladı. Bu rapor acı gerçekleri bir bir ortaya koydu.
Resmi belgeler baz alınarak hazırlanan rapor da 1986-2022 yılları arasında Türkiye'de 71 milyar dolarlık özelleştirilme gerçekleştirildiği vurgulandı. Bu miktarın 46.1 milyar dolarlık bölümünü hisse satışı oluşturdu. 17.8 milyar dolarlık bölümünü ise tesis, işletme satışı veya devri olarak gerçekleşti. 688.5 milyon dolarlık bölümünü otel, sosyal tesis veya devri, 4.2 milyar dolarlık bölümünü taşınmaz satışı, 745.2 milyon dolarlık bölümü diğer varlıkların satışı veya devri, oluştururken, 1.4 milyar dolarlık bölümü de diğer kamu kurumlarına devir biçiminde oldu.
Öte yandan 2003 yılından önce en yüksek satış, 2000 yılında 2.7 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2005 yılında 8.2 milyar dolarlık, 2006 yılında 8.1 milyar dolarlık, 2007 yılında 4.3 milyar dolarlık, 2008 yılında 6.3 milyar dolarlık, 2009 yılında 2.3 milyar dolarlık, 2010 yılında da 3.1 milyar dolarlık özelleştirme yapıldı. Rekor yıl ise 12.5 milyar dolarla 2013 yılında yapılan özelleştirmeler oldu.
2014 yılına gelindiğinde ise özelleştirme gelirleri ise 6.3 milyar dolarda kaldı. 2017'den sonra, özelleştirilecek kamu kurum ve kuruluşlarının iyice azalması sonrasında yapılan özelleştirmelerden elde edilen gelir ise sınırlı kaldı.
Diğer yandan Türkiye'de özelleştirmelerin yalnızca kamu kurum ve kuruluşlarının satılması biçiminde gerçekleşmediğine dikkat çekilen Tekgıda-İş'in raporunda, taşeronluk ve fason üretimin de özelleştirmenin bir biçimi olduğu vurgulandı.
Buna göre, daha önce kamu kuruluşlarının gerçekleştirdiği üretim ve sunulan hizmetin giderek artan bölümü, ihale yoluyla özel şirketlere yaptırılmaya başlandı. Örneğin, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün kendi olanaklarıyla yaptığı birçok iş, müteahhitlere devredildi. Bazı kamu hizmetleri de taşeronlar eliyle yürütülmeye başlandı.





