Abanın altında sopa gösterme aylarına giriyoruz. 24 Nisan tarihi yaklaşırken, Ermeni soykırım tasarısının Amerikan Kongresi‘ne sunulması ve Amerikan Başkanlık açıklamasında "soykırım" sözcüğünün kullanılıp kullanılmayacağı Türkiye-ABD ilişkilerinin üzerinde "Damokles‘in kılıcı" gibi sallanmaya başlıyor. Tam bu noktada, Türkiye‘nin Amerika‘daki İsrail lobisine ihtiyacının altı çizilmeye başlanıyor. Dolayısıyla, Türkiye‘nin İsrail‘e herhangi bir nedenle "yan bakması", doğrudan doğruya Türk-Amerikan ilişkilerini Türkiye aleyhine etkileyecek bir "koz" haline dönüştürülüyor...Eğer, "Ermeni soykırım tasarısı" Washington‘un ve İsrail‘in elinde Türkiye‘ye karşı her yıl kullanacakları bir "koz"a, Türkiye‘nin ensesinde sallanacak bir "Damokles kılıcı"na dönüşmüşse, bu "koz"u elinde tutanlar, o kılıcın sapına sarılanlar düşünsün. Zira, Ermeni soykırım tasarısı geçer ve Başkan Obama, her Amerikan Başkanı‘nın yaptığı gibi -sanki çok hoş bir deyim imiş gibi- "katliam" sözcüğü yerine "soykırım"ı telaffuz ederse, iş biter. Hangi iş biter?
Amerika‘nın bazı çevrelerinin Türkiye‘yi rehin aldıkları "koz" kullanılmış olur ve biter. İsrail‘in Türkiye‘yi Ortadoğu‘da yedeğine alma hesabı biter.
Biterse, sonuçlarını Türkiye‘den ziyade onların düşünmesinde yarar var. Dolayısıyla, Türkiye‘nin kendisini İsrail‘e ve giderek Washington‘a rehin bırakmasının, "Ermeni soykırım tasarısı" ve "Kürt sorunu" korkusundan ötürü Ortadoğu‘da elde ettiği "moral liderliği" terk etmesinin ve yanlış politikaların stepnesi olmasının gereği yok.
Ermenistan‘la yakınlaşmaya devam, Kürt sorununu çözüm yönünde yol almaya devam. Türkiye, bunları zaten yapmak zorunda ve ABD ile ilişkilerini "İsrail ipoteği"nden de kurtarmaya mecbur...





