Büyük çapta işsizlik yaratan ve depresyona dönüşen ekonomik krizlerin, etkisi yıllarca süren siyasi depremlere yol açtığını biliyoruz. Depresyonun yaşandığı dönemde iktidar olan köklü siyasi partilerin bile bunun bedelini uzun süre iktidardan uzak kalarak ödediğini gösteren bir sürü örnek var...

Yerel seçime odaklanmış görünen Sayın Başbakan‘ın, ekonomideki gelişmelere kayıtsız kalmanın ötesinde, adeta kriz içinde kriz yaratacak bir tavrı benimsediği görülüyor. Partisine karşı muhalefet potansiyeli taşıdığını düşündüğü medya gruplarına karşı seçim meydanlarında başlattığı saldırıyı daha geniş bir cephede sürdürmeye kararlı görünen Sayın Başbakan‘ın bu tavrı başka bir olasılığı akla getiriyor.

Küresel krizin başka ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de pek çok işletmeyi ve sektörü zorlaması kaçınılmaz görünüyor. Firmaların ve bankaların çıkmaza girdiği noktalarda onların kaderini sonunda devletin tavrı belirliyor.

Devletin gücünü elinde bulunduranlar, bu noktada verecekleri kararlarla hangi sermaye gruplarının ayakta kalacağını da belirlemiş oluyorlar. Sermayenin el değiştirmesini amaçlayan bir iktidar, krizin derinleşmesine bir noktaya kadar kayıtsız kalarak ve kriz içinde kriz yaratarak bu hedefine yaklaşabilir.

Muhabir: Haber Merkezi