Gazetemizin köşe yazarlarından Gökçen Göksal "Yöremizin Sesi" gazetesine konuştu. Gazetenin sorularını cevaplayan Göksal, gündeme ilişkinde çarpıcı açıklamalarda bulundu...
Gazeteci-Yazar Gökçen Göksal ile yazarlık serüvenini konuştuk. Uzun süreden beri Milli Gazete‘de yazan Göksal‘a, kitaplarını ve yazdıklarını sorduk.
Uzun bir süreden beri Milli Gazete‘de yazıyorsunuz. Milli Gazete‘deki serüveniniz nasıl başladı.
2004 yılında gazetenin Kültür-Sanat editörü Bünyamin Yılmaz‘la tanıştım. O sıralarda Broy yayınevinde, editör olarak çalışıyordum. "İkilem" adında şiir kitabım yayımlanmıştı. Bünyamin Yılmaz‘da kitabı beğenmiş, yayınevine geldi. İlk görüşmelerde çok sık yaşanmayan bir yakınlık oldu aramızda. Sonraki görüşmelerimizde bana gazetede yazmayı teklif etti. Ben önce biraz çekimser davrandım. İlk etapta tek tük yazıyordum. 2006 yılından beri düzenli olarak haftada bir gün, kültür sanat sayfasında yazıyorum.
Yazar olmaya ne zaman karar verdiniz
Yazar olmaya karar verilmez. Yani en azından ben öyle düşünüyorum. Bu bir yolculuk. Küçük yaştan beri kitaplara bir ilgim vardı. Ama hiçbir zaman illa yazar olacağım diye bir iddia taşımadım.
Küçük yaşlardan itibaren okumaya başladım dediniz. İlk aldığınız kitap hangisiydi?
İlk aldığım kitap Prof. Dr. Nermi Uygur‘un bir "Felsefenin Çağrısı" kitabıydı.
İlk kitabınız "Devlet Dair"in felsefe kitabı olması bu yüzden mi?
Sırf bu yüzden diyemeyiz. Devlete Dair‘de devletin tarihsel gelişimi ana hatlarıyla ama farklı biçimde anlatmaya çalıştım. Elbette felsefenin etkisi vardı. Sadece o zaman değil. Mesela o kitap yayınlandığında ben 20‘li yaşlardaydım. Ama daha sonra yazdığım kitap ve makalelerimde de felsefe vardır. Felsefe zaten hayatın kendisidir.
Yayınlanmış kaç kitabınız var?
Bugüne kadar 5 kitabım yayımlandı.
Kitaplarınızdan biraz bahsedermisiniz?
İlk kitabım Devlete Dair‘in ardından "İkilem" şiir kitabım ardından İngiliz Sanayi Devrimi yayımlandı. Son olarakta "İdeolojiler ve Arabahçeleri".....





