Bir önceki yazımızda diğer milletlerde kadın ve kadın haklarını izaha kavuşturmuştuk. Ve onların yaklaşımlarını İslam‘la karşılaştırmış ve İslam‘ın mükemmel ahlak ve asil hakkaniyet tavrını ortaya koymuştuk. İslam‘da Müslüman hanımların hak ve vazifelerini izaha geçmeden önemli bir hususu daha dikkatlerinize sunmak durumundayız.

Tarih tespit etmiştir

Tarih (ilim) tespit etmiştir ki insana, her hakkın yanında bir de vazife verilmiştir. Hak‘sız vazife ve vazifesiz hak, elbette düşünülemez. Tek taraflı düşünme, yanlış uygulamalara ve bundan ötürü de kırılmalara sebebiyet verir. Her hakkın karşılığında bir vazife olduğuna inanan bizler, daha iyi fark etmeliyiz zira bizde Kur‘an‘a ve sünnete uyma, teslim olma disiplini vardır.

Sadece kulluk için yaratıldık

Cenab-ı Hak, Zariyat Suresi 56. ayetinde; "Ben sizi, ancak bana kulluk edesiniz diye yarattım" buyurmaktadır. Bir başka ayette de: "Sizi başıboş yarattığımı ve bana dönmeyeceğinizi mi zannediyorsunuz?" (Müminun, 15) buyurmuştur. Bu ayetlerle de açık bir şekilde anlaşılacağı gibi (kulluk ve teslimiyet şarttır) boş yere yaratılmadık. Tekrar Allah‘a döneceğiz. Böylece diğer canlılardan farkımızı anlayacağız, kulluğumuzu yaratana karşı ispat etmiş olacağız.

Bilindiği gibi, yeryüzünde ne kadar canlı varsa, hepsi Allah‘ı zikretme makamında ve yaratılış vazifelerini yerine getirme durumundadır. Yeryüzünde bulunan bütün canlılar, (bitki ve hayvanlar) ‘en güzel şekilde yaratılan‘ ve ‘en şerefli olan‘ insana hizmet için yaratılmıştır. Allah Teâlâ, insana o kadar çok nimet vermiştir ki, İbrahim Suresi, 34. ayette belirtildiği gibi, insan, o nimetleri saymaktan bile acizdir.

Buna karşın, Tin Suresi 23. ayette buyrulduğu gibi, ‘en şerefli‘ olarak yaratılan insan topluluğundan, ‘esfel-i safilin‘e, hayvanlardan daha aşağı dereceye doğru gidenler olacaktır. Bu, haklar karşısında vazifelerini ihmal edenlere uygulanacaktır.

Müslüman hanımlar, gönüllerini Kur‘an‘a açmalılar

Hassasiyet gösterilmesi gereken önemli bir husus da, Müslüman hanımlar üzerine oynanan büyük oyunlardır. Müslüman hanımlar, kesinlikle İslam dışı zihniyetlerin etkisine ve içteki fasık ve münafıkların tesirine kapılmamalıdırlar. Onların uygulamalarına alet olmamalı, her zaman dikkatlerini yüksek tutmalıdırlar. Öz benliklerini ve özsaygılarını korumalı ve İslam dışı unsurlara meyletmemelidirler.

Anneler gününü kutlamayı icat edenler, İslam‘ın ‘öf bile deme‘ emri veren bir din olduğunun haberinde olmayanlardır. İslam dışı unsurlar, İslam‘ın bu konudaki yaklaşımını ve hassasiyetini aslında çok iyi bilmelerine karşın bilerek inkâr etmektedirler. Cehaletleri sebebiyle inkâr ediyorlar. İnkâr ediyorlar çünkü küfür dört türlü tezahür etmektedir.

Hak ve vazifeyi, Allah ve Resulü belirliyor!

Çok hassas bir konu olan, hanımların hak ve vazifeleri konusunu ele almadan önce yukarıda görüldüğü gibi, merkezimizi sağlam bir temele oturtmak durumundayız. Alt yapıyı sağlam oluşturmak, hem lehte hem de aleyhte çok konuşulan bu meseleyi, doğru çizgiye ve istikamete oturtmak için gereklidir. ‘İslam kadını eziyor‘ yalanını ortaya atanlar kadar, İslam‘ın vermediği hak ve yetkileri kullanmakta ısrar eden hanımlar da yanlışa yöne doğru sürüklenmektedirler.

Neyin lehimize ve neyin aleyhimize olduğunu iyice anlamamız gerekiyor. Zira Fıkıh ilminin tarifinde; "Fıkıh ilmi, insana lehte ve aleyhte olanı bilmek ve onu uygulamaktır" diye tarif edilmiştir. Öyleyse imandan sonra fıkıh ilmini öğrenmek zaruridir. Zaten, erkek ya da kadın her mümine ilim öğrenmek farz kılınmıştır. (Hadis) Müslüman hanımların hangi ilimlerin hangi bölümlerini öncelikle öğrenmeleri gerekiyor, ileriki yazılarımızda bunu izah edeceğiz.

Saadetin kaynağı; hanımların ilim öğrenmesidir

Öncelikle hanımların öğrenmesi gereken ilimler, hem dünya hem de ahiret saadetimize vesile olacak önemli bir etkendir. Aile huzurun ve uyumun ilk basamağıdır. Huzurlu ve örnek aile, ilmi etkinlikleri aile içinde uygulayan ailedir. Selamet ve huzur, Kur‘an ve sünnetin çizgilerine dikkat etmekle mümkün olacaktır. Hiç şüphesiz mutluluğumuz buradadır. Başka yerlerde aramak beyhudedir.

Küfür 4 türlü tezahür eder

1) Cehaletle: Bilmediği ve öğrenmediği için,

2) İnatla: Bildiği halde inkâr eder, Hıristiyan ve Yahudi âlimler gibi,

3) İnkârla: Bildiği halde, başka kazançlar vesilesiyle, Kur‘an‘ın bir hükmü ve ayetini...

4) Hükmi: Tazim edilmesi gerekeni tahkir, tahkir edilmesi gerekeni tazim ile.

3 Yalana dikkat

İslam dışı unsurlar ya da içimizdeki münafıklar, İslam‘ın kadına bakışından söz ederken genelde şu üç hususu dillendirmektedir:

1) Kadına hakkı verilmiyor,

2) Kadınların ekonomik bağımsızlıkları tanınmıyor,

3) İdarecilik vs. yaptırılmıyor, geri plana itiliyor.

Ne yazık ki bu yargılara, bazı Müslüman hanımlar da ortak olmaktadırlar. Bilmedikleri için, kulaklarına ulaşan yanlış bilgilerle kadınlık onurunu ve izzetini çiğnemektedirler. İnanan bir kimse asla cahil olmamalıdır, zaruri İslami bilgileri öncelikle öğrenmelidir. Kadına ya da erkeğe, Allah ve Resulünün verdiğinden daha fazla bir özgürlük verilmesi söz konusu değildir, olması da mümkün değildir.

Muhabir: Haber Merkezi