Diyelim ki hükümetten, sermayeden, basından ümit kesildi. Herkes kendi âleminde.

Niye inşaat mühendisi, iyi kalpli, aydınlık kafalı çocuklar her yıl birkaç günlerini ayırıp, yanlarına şu örnek kerpiç evin planını alıp iki-üç tane köy kahvesi ziyaret etmezler? Deprem mühendisi çocuklar hayırlı bir iş yapıp niye camilere, kafelere gidip bunu anlatmazlar? "Komünist" diye sopa yemeleri, "Allah‘ın işine karışıyor" diye tokatlanmaları muhtemeldir. Ama, dediğim gibi, insanlar ekseriyetle ölmek istemez. Yoksullar, cahiller, dindarlar, deliler ve hatta anti-komünistliğe gönül vermişler dahil. Elazığ‘daki yoksul insanların evleri kerpiçten olabilir. Ama bu insanlar kerpiç yüzünden ölmedi. Bu insanlar, Türkiye‘nin kalbi kötü bir kerpiçten yapıldığı için öldü. Her ay yoksul insanlar toprak altında boğularak ölüyor. Kâh Bursa‘da, Balıkesir‘de madende grizu patlamasıyla, kâh Elazığ‘da depremde kerpiç yığınının altında. Her seferinde Türkiye‘nin kerpiç kalbi yıkılıyor, boğulup kalıyoruz kendi temelsiz, dayanaksız kalbimizin yıkıntısı altında.

Muhabir: Haber Merkezi