Canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına ilişkin, Türkiye‘nin, sürdürülebilir ve yarınları olan yatırımlarının sayısının artmasına önem vermesi gerektiğini söyleyen Erdal Bahçıvan, ithalatın ölçüsünün kaçırılmaması uyarısında bulundu.
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclis Başkanı Erdal Bahçıvan, canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına ilişkin, Türkiye‘nin, sürdürülebilir ve yarınları olan yatırımlarının sayısının artmasına önem vermesi gerektiğini bildirdi.
Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası‘nın (ÇTSO) davetlisi olarak Çanakkale‘ye gelen Bahçıvan, ÇTSO Toplantı Salonunda gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye‘de hayvancılığın temel yapısal sorunları çözülmeden et ve sütün sorunlarının çözümünü bulmanın mümkün olmadığını söyledi.
Son 3 yıldır Türkiye‘de hayvancılığın yapısal sorunlarını çözmek adına önemli adımların atıldığını ifade eden Bahçıvan, ‘‘Türkiye‘de ne yazık ki hayvancılığın bugüne kadar yapılış modeli, bir köyde yüzlerce ahır ve her ahırda 2-3 tane inek ve çoğunlukla insanların birincil işi olmayan, diğer zirai işleri yaparken kenarından, köşesinden hayvancılık yapması şeklindeydi‘‘ dedi.
Son 3 yılda yatırımlar yapıldı
Hepimizin hedeflediği ve önerdiği daha büyük işletmelere ve çiftliklere geçme konusunda, girişimcilerin son yıllarda Türkiye‘nin birçok bölgesinde önemli yatırımlar yaptığına işaret eden Bahçıvan, şöyle konuştu: ‘‘50, 100, 500 ve 1000 başlık batı örnekleriyle rekabet edecek, hatta bazılarının onları geçeceği ölçüde yapılan bu yatırımlar, Türkiye‘nin hayvancılığının yarınları konusunda oldukça önemli çalışmalar olmaya başladı. Bu hale gelmesinde son yıllarda hükümetimizin hayvancılığa vermiş olduğu tarımsal teşvik ve destek paketlerinin payının artmasının çok büyük katkısı var.‘‘
Ölçülü bir şekilde önlem alınmalı
İSO Meclis Başkanı Erdal Bahçıvan, et üreticisi tarafının korunarak ve dengelenerek, tüketicinin de içinde bulunduğu gerçeğinden hareketle bir önlem açıklaması yapıldığına değinerek, şunları söyledi: ‘‘Zaten geçen haftadan beri izliyorsunuz, ithalatın daha özü olmadan, sözü bile fiyatların yüzde 20 aşağılara inmesine yol açtı. İlk adımda, piyasa açısından en azından tüketiciyi rahatlatacak bir boyuta geldi. Fakat biz burada bunun ölçüsünü kaçırırsak, yani kulak çekmenin ölçüsü biraz kaçarsa, o zaman kulak kopar ki, o zaman bahsettiğimiz o kıymetli ve yarınları olacak yatırımların önünü kesmek ve onları olumsuz etkilemek gibi bir risk oluşmaya başlar. Buna çok dikkat etmek gerekiyor.
Bir taraftan tüketiciyi mutlu edeyim derken, diğer taraftan yarınlarımızın ormanlarını da yok etmememiz lazım. Ben zaten et ve canlı hayvan ithalatında çok büyük rakamlara ulaşılacağını tahmin etmiyorum. Umut ediyoruz ki piyasa bir dengeleme noktasında buluşacak. Türkiye‘nin asıl önem vermesi gereken sürdürülebilir ve yarınlarımız olan yatırımların sayısının artmasıdır. Bu yapıldığı taktirde bırakın Türkiye‘nin kendi iç tüketimini karşılamayı, uzun yıllar sonra bölgenin de önemli bir hayvan ihracatçısı olma şansını yakalayacağız. Bizim bu potansiyelimiz, bu şansımız fazlasıyla var. Yeter ki biz büyük düşünüp, modern çağın hayvancılık işletmeciliği mantığında bu hayvancılık hamlelerimizi ve politikalarımızı oluşturabilelim.‘‘



