Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, 12 Eylülcülerin hakkında hazırlanan iddiananenin kabul edilmesin sevindirici bir durum olduğunu belirterek, "Arada 28 Şubatçılar kaldı. 28 Şubat sürecini yaşatan, kirli fiillerde bulunanlar, millet adına hesap sorulsun" dedi. Saadettin İnan /Antalya
Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, toplu sözleşme sürecinde istedikleri sonucu alamamaları halinde, teşkilatın eylemlere hazır olmasını istedi. Memur-Sen Türkiye Buluşması, ‘Hedef 700 Bin Üye, 11 Hizmet Kolu‘nda Yetki ve Yeni Anayasa‘ başlığı altında Antalya-Side‘de gerçekleştiriliyor. Burada konuşan Genel Başkan Ahmet Gündoğdu, kırmızı çizgilerinin belli olduğunu, kamu çalışanlarını memnun etmeyecek hiçbir sonucu kabul etmeyeceklerini bildirdi. Böyle bir tablonun ortaya çıkması halinde Memur-Sen teşkilatının her türlü eyleme hazır olması çağrısında bulunan Gündoğdu, "Toplu sözleşme yasa tasarısının plan ve bütçe komisyonunda görüşüleceği gün, Ankara‘da büyük bir eylem gerçekleştirdik. Neler yapabileceğimizi gösterdik." şeklinde konuştu. Meclis‘e gönderilen Toplu Sözleşme Tasarısı‘nda hizmet kolu toplu sözleşmesinin bulunmamasını sert bir dille eleştiren Gündoğdu, Çalışma Bakanı Faruk Çelik ve Devlet Bakanı Hayati Yazıcı ile uzlaşmalarına rağmen tasarının bir avuç bürokratın etkisiyle Bakanlar Kurulu‘nda kuşa çevrilerek Meclis‘e sevk edildiğini bildirdi. Hizmet kolu toplu sözleşmenin memur sendikacılığının olmazsa olmazını oluşturduğunu vurgulayan Gündoğdu, tasarıda bu konuya karşı olumsuz tavır takınan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek‘i sert bir dille eleştirdi.
Kamu Görevlileri Hakem Kurulu‘nun başkanının kim olacağının kanunla belirlenmesini istediklerini ifade eden Gündoğdu, bunun Bakanlar Kurulu‘nun insafına bırakılmaması gerektiğini kaydetti.
Bunlardan yaver olur
Kamu-Sen, KESK, CHP ve MHP‘nin Memur-Sen‘e yönelik eleştirilerde bulunduğunu ifade eden Gündoğdu, "Mehmet Moğultay‘ın Çalışma Bakanı, CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu‘nun genel müdür olduğu dönemde, SSK‘da değil Memur-Sen‘li, bir tane Kamu-Sen‘li var mıydı? Hangi sendikanın kaç üyeye sahip olduğuna bakarsanız, yandaş ya da candaş olmaya meraklı sendikaları ve onları kimlerin yandaş haline getirdiğini rahatlıkla görebilirsiniz." ifadelerini kullandı.
KESK Genel Başkanının kamu görevlilerinin hak ve menfaatlerini korumak yerine milletin bir arada yaşama hakkına kast eden bir örgütün yandaşı olduğunun mahkeme kararıyla tescillendiğini de ifade ederek, "Bize yandaşlık suçlaması yapmaktan utanmıyor. Anlaşılan, kamu görevlilerini sendikalarına üye yaparlarken, kendileri de illegal örgütlere üyelik başvurusu yapıyorlarmış" dedi.
Kamu-Sen‘e yönelik eleştirilerde de buluna Ahmet Gündoğdu, "Genel Başkanını seçemeyeceksin, bir siyasi partinin genel başkanının tayin etmesine razı olacaksın, SGK Yönetim Kurulu üyeliğine, deveyi yardan uçuran bir tutam ottur sözü gereği geçip, üyesini ve sendikasını satmış olmayacaksın; böyle konfederasyona yandaş bile denmez. Yandaş olmak için dik duruş gereklidir. Bunlardan yandaş değil, ancak yaver olur" şeklinde konuştu.
Emek hırsızlığı
Koministlere karşı üye toplayanla, faşistlere karşı üye toplayanların şimdi kanka olduklarını söyleyen Ahmet Gündoğdu, "Şimdi diyorlar ki, bizim toplam üyemiz, Memur-Sen‘in üye sayısından fazla diyorlar. Böyle bir anlayış yok." dedi. Dayanışma aidatı konusunda, sendikasızların dayanışma aidatı ödemesi Kamu-Sen‘le de anlaştıklarını da dile getiren Ahmet Gündoğdu, en büyük sendikasında yetkiyi kaybeden Kamu-Sen‘in, Demirel siyasetinde olduğu gibi dün dündür felsefesi ile bundan vazgeçtiğini söyledi. Gündoğdu, "Bu iki Konfederasyon, Memur-Sen‘in yetkisini çalmanın hesabını yapıyorlar. Emek hırsızlığını engellemekle görevli sendikalar, emek hırsızlığı peşinde koşuyor. Kanun tasarısıyla ilgili getirdikleri teklifler, emek hırsızlığı peşinde olduklarını gösteriyor. Neymiş ikisinin üye sayısının toplamı Memur-Sen‘den fazlaymış. O zaman bize düşen etkin bir çalışmayla bu söylemlerini ellerinden almak ve ikisinin toplamından daha fazla üye sayısına sahip olmak" şeklinde konuştu.
Yeni Anayasa
Ahmet Gündoğdu, konuşmasında güncel konulara ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Memur-Sen olarak, Kürtçülük üzerine bina edilmiş ve İmralı tarafından yönetilen PKK ile Türkçülük üzerine bina edilen ve şimdi Silivri sakini olanlarca yönetilen Ergenekon arasında fark olmadığını dile getirdiklerini söyleyen Gündoğdu, "Her iki taraf da kendine göre yanlışlar oluşturmuş, kendine göre öldürme hakkı tanımış. Diyarbakır‘dan çıkan kemikler bunu gösteriyor. Bu kemikler kim tarafından faili meçhul hale geldi, Uludere‘de emri kim verdi, bunun ortaya çıkması lazım. Teröre alkış tutanların bütün oyuncakları ellerinde alınmalı" dedi.
Yeni anayasanın bireyi merkeze alan, hak ve özgürlüklerden yana, sendikal örgütlenmenin önünü açacak, inançlara saygılı, herkesin inancını inandığı gibi yaşamasının güvencesi olacak şekilde mutlaka yapılması gerektiğini de dile getiren Gündoğdu, 12 Eylül darbesini gerçekleştirenlerin yargılandığı gibi, 28 Şubat sürecinin aktörlerine de yargı yolunun açılması gerektiğini ifade etti. Dünyada bir arap baharı yaşanırken Batı ve ABD‘de demokraikleşme ve insan hakları bakımından sonbahara gidildiğini ifade eden Ahmet Gündoğdu, Suriye‘de barışın sağlanmasında öncü rolü üstlenmek isteyen ABD‘nin Afganistan ve Irak‘ta akıttığı kanlardan dolayı sözüne güvenilmediğini belirtti.
Batının birçok konuda çifte standart içinde olduğunu söyleyen Gündoğdu, "Bundan önce ismi aydınlanmanın anavatanı olarak geçen Fransa‘nın adı bundan sonra karamsarlığın, hazımsızlığın anavatanı olarak değişmiştir." şeklinde konuştu. Dindar nesil tartışmalarına da değinen Ahmet Gündoğdu, "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin içeriği zenginleştirilmeli, kalitesi artırılmalı, bu derse ilave olarak da isteğe bağlı din eğitimi dersine eğitim müfredatı kapsamında yer vermeliyiz. Din kültürü ve ahlak bilgisi kitapları bile resmi ideoliji yansıtıyor. Gelecek nesilleri özgürleştirerek yetiştirelim. 18. Milli Eğitim Şurası‘nda tekliflerimiz üzerine alınan din eğitimi ve öğretimi ile değerler eğitimine ilişkin kararlar hayata geçirilsin" dedi.



