Soykırımdan söz edildiğinde propagandaların etkisiyle herkesin aklına "Yahudi ve Ermenilere" yapıldığı iddia edilen soykırım geliyor. Oysa gerçek soykırım, Azerbaycan halkına karşı defalarca yapıldı. Hüseyin Altınalan
Yer: Azerbaycan‘a bağlı Dağlık Karabağ bölgesinin Hocalı ilçesi
Tarih: 25 Şubat 1992
Birkaç günden beri yağan kar giderek şiddetini arttırıyor. Dışarıda dondurucu bir soğuk var. Saatler gece yarısını gösterirken ilçeye insanların tüylerini diken diken eden korkunç bir haber yayılıyor: "Ermeni askerler Rus mekanize tugayıyla birlikte evleri basıyor." Bu haber üzerine insanlar ilçeye en yakın il olan Ağdam tarafına doğru kaçıyor. Ancak Ermeni askerleri çoğunluğu kadın, ihtiyar ve çocuklardan oluşan 2500 ilçe sakininin üzerine ağır silahlarla kurşun yağdırıyor. Vurulan insanlar toprağa düşüyor. Akan kanlar bembeyaz karı kıpkırmızıya boyuyor.
Ermeniler, 450 sivili rehin alıyor...
Rehin aldıkları çocukları, kadınları, ihtiyarları kamyonlara dolduruyorlar. Onları hiç bilmedikleri bir yere götürüyorlar. Erkeklerin hepsini ağaçlara bağlayıp ‘Karabağ Ermeni toprağıdır!‘ demesini istiyorlar. Söylemeyeni tekme tokat dövüyor, bazılarının üzerine benzin dökerek yakıyor, bazılarını kurşuna diziyor, 63‘ü çocuk, 106‘sı kadın, 70‘i ihtiyar toplam 613 sivili hunharca katlediliyorlar. Kurşuna dizmediklerini ormanlık alana bırakıyorlar. Sağ kalanların çoğu donarak ölüyor, yaklaşık 1500 kişi ise ağır yaralanıyor. Katliamda 8 aile tamamen yok ediliyor. 130 çocuk hem anasını, hem de babasını kaybediyor. 1275 kişi ise Ermeni askerleri tarafından esir olarak götürülüyor.
...Ve bir gece içerisinde Hocalı haritadan siliniyor.
Bu gerçek çok sayıda uluslar arası kurum ve kuruluş tarafından kabul edilmişken Batılı ülkeler Ermeni iddialarını kabul ederek, 1915 olaylarıyla ilgili olarak ardı ardına soykırım kararı aldılar. Türkiye‘nin "Asla böyle bir şey olmadı, hodri meydan gelin arşivleri açalım." çağrılarına da kulak asmadılar...
Hocalı‘da yaşanan vahşeti 51 ülkenin üye olduğu İslami İşbirliği Teşkilatı ve Pakistan‘ın yanı sıra 2011 Aralık ayında sadece Meksika soykırım olarak kabul etti. Türkiye Büyük Millet Meclisi ise katliam olarak nitelendirdi.
Azerbaycan‘ın makus tarihi
Soykırımdan söz edildiğinde propagandaların etkisiyle herkesin aklına "Yahudi ve Ermenilere" yapıldığı iddia edilen soykırım geliyor. Oysa gerçek soykırımın Azerbaycan halkına karşı defalarca yapıldığını ve bu durumun yasal değerlendirmesinin yıllarca yapılamamış olduğunu görürüz.
Bilindiği gibi Azerbaycan halkının ve topraklarının bölünmesinin temeli, 1813 ve 1828 yıllarında imzalanan Gülistan ve Türkmençay anlaşmalarıyla atıldı. Böylece, Azerbaycan topraklarının gasp edilmesi süreci başladı. Söz konusu anlaşmalara dayanılarak kısa bir süre içerisinde Ermeniler toplu şekilde Azerbaycan topraklarına yerleştirildiler. Ve soykırım, Azerbaycan topraklarının işgaliyle paralel yürütülmeye başlandı.
Erivan, Nahçıvan ve Karabağ hanlıklarına yerleştirilen Ermeniler, oradaki Azerbaycanlılara kıyasla azınlık olmalarına rağmen, destekçilerinin koruması altında "Ermeni vilayeti" adı altında bir bölgenin kurulmasını başardılar. Bu yapmacık toprak paylaşımıyla, aslında Azerbaycanlıları yerlerinden etme ve imha politikalarının temelleri atılmaktaydı. "Büyük Ermenistan" propagandası başlatılarak bu hayali devletin Azerbaycan topraklarında kurulmasına "haklılık" kazandırma adına sahte Ermeni tarihinin yazılması yönünde geniş çaplı programlar uygulandı. Azerbaycan‘ın ve genelde Kafkasya tarihinin tahrifi süreci bu programların ana maddelerini oluşturmaktaydı.
"Büyük Ermenistan" kurma hayalleriyle coşan Ermeni istilacıları 1905-1907 yıllarında Azerbaycan halkına karşı kanlı terör eylemlerine giriştiler. Ermenilerin Bakü‘de başlattıkları vahşet, Azerbaycan‘ın büyük bir bölümünü ve şu anda Ermenistan‘ın işgali altındaki Azerbaycan köylerini kapsamaktaydı. Bu süreç içerisinde yüzlerce yerleşim birimi yok edildi, binlerce Azerbaycanlı hunharca katledildi. Bu olayların organizatörleri, olayın içyüzünün bilinmemesi, gerçek hukuksal değerlendirilmenin yapılamaması için, Azerbaycanlıları her zaman kötü niyetli olarak gösteren propagandalarıyla hayali toprak iddialarını perdelediler.
Etnik soykırıma Azeriler maruz kaldılar
1.Dünya Savaşı ile Rusya‘daki 1917 Şubat ve Ekim devrimlerinden ustaca yararlanan Ermeniler, ideallerini Bolşevizm adı altında gerçekleştirmeyi başardılar. 1918 yılının Mart ayında Ermeniler "karşı devrimcilerle mücadele" kisvesiyle, Bakü Komünü‘nü yanına alarak tüm Bakü Guberniya‘sının (Vilayet ) Azerbaycanlılardan ‘temizlenmesi‘ için (!) sinsi planlarını uygulamaya başladılar. O günlerde Ermenilerin yaptığı vahşet, Azerbaycan halkının hafızasına kazındı. Binlerce sivil Azerbaycanlı sadece milli kimliğinden dolayı yok edildi. Evleri ateşe veren Ermeniler, insanları diri diri yaktılar. Milli anıtları, okulları, hastaneleri, cami vb. yerleri yok ederek Bakü‘nün büyük bir kısmını tahrip ettiler. Azerbaycanlılara karşı uygulanan soykırım, Bakü, Şamahı, Kuba kazalarında; Karabağ, Zengezur, Nahçıvan, Lenkeran ve ülkenin diğer bölgelerinde vahşice gerçekleştirildi. Bu yerlerde sivil insanlar toplu olarak katledildi, köyler yakıldı.
Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti kurulduktan sonra, Mart 1918 olayları değerlendirildi. Bakanlar Kurulu, 15 Haziran 1918 tarihinde facianın ispatlanması için olağanüstü araştırma komisyonu kurulmasıyla ilgili kararı onayladı. Komisyon, ilk aşamada Şamahı‘daki Mart katliamını araştırdı. Gerçekleri dünya kamuoyuna duyurmak için Dışişleri Bakanlığı‘nda özel bölüm kuruldu. 31 Mart, 1919 ve 1920 yıllarında yas günü olarak anıldı. Bu, Azerilere karşı yürütülen soykırım ve yaklaşık yüz yıldır devam eden Azerbaycan topraklarının işgal sürecine tarihte ilk defa yapılan siyasi değerlendirmeydi. Fakat Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti‘nin yıkılması bu işin devamını da engelledi. Güney Kafkasya‘nın Sovyetleşmesini de çirkin amaçları istikametinde kullanan Ermeniler, 1920 yılında Azerbaycan‘ın Zengezur ilini ve civarındaki bazı toprakları Ermenistan SSCB‘sine kattılar. Sonraki dönemde burada iskân eden Azerbaycanlıları sürme politikasını daha da genişletmek için, çeşitli yollara başvurdular. 23 Aralık 1947 yılında, "‘Ermenistan SSCB"sinden kolhozcuların (kolektif köy işletmesi çalışanları-köylüler) ve diğer Azerbaycanlı nüfusun Azerbaycan SSCB Kür-Aras ovasına nakli ile ilgili‘ özel kararnamenin çıkarılmasını ve 1948-1953 yıllarında Azerbaycanlıların tarihi vatanlarından toplu olarak göç ettirilmesini başardılar.
Ermeni milliyetçileri destekçilerinin de yardımıyla, 1950‘li yıllarından itibaren Azerbaycan halkına karşı yoğun psikolojik baskı kampanyasına giriştiler. Eski SSCB alanında yayımlanan kitap, dergi ve gazetelerde, Azerbaycan‘ın milli kültürünün, klasik eserlerinin, mimari anıtlarının en güzel örneklerinin Ermeni halkına ait olduğunu ispatlamaya kalkıştılar. Aynı zamanda "kötü Azerbaycanlı" imajının oluşturulması propagandası da Ermenilerce yürütülmekteydi. "Aciz, mazlum Ermeni halkı" miti oluşturarak ve 20. yüzyılın başlarında bölgede yaşanan olayları çarpıtarak Azerbaycanlılara karşı soykırım yapanlar, kendilerini soykırım kurbanı olarak göstermekteydiler.
Ermeniler uluslararası kararları hiçe sayıyor
Milliyetçi ayrılıkçı Ermenilerin Dağlık Karabağ‘da başlattıkları terör faaliyetlerinin devamında Ermenistan‘ın işgalci politikası sonucunda günümüzde bir milyondan fazla Azeri mecburi göçmen şeklinde çadırlarda çok zor şartlarda yaşamaktalar.



