Katar‘da yaptığı ebru ve tezhip çalışmasıyla Türk İslam sanatları alanında Guinness Rekorlar Kitabı‘na giren ebru ve katı sanatçısı Ahmet Çoktan, dünyaca ünlü hattatların Elhamdülillah yazısını katı tekniğiyle nakış gibi işliyor. 22 yıllık sanat yaşamında 18 ülkede çalışmalar yapan Çoktan‘ın düzenlediği sergi ve workshopları yaklaşık 2,5 milyon kişi izledi.

Katar‘da yaptığı ebru ve tezhip çalışmasıyla Türk İslam sanatları alanında Guinness Rekorlar Kitabı‘na giren Çoktan‘ın son çalışması, dünyaca ünlü hattatların Elhamdülillah yazısını katı tekniğiyle işlemek. Japonya başta olmak üzere pek çok ülkede ebru alanında sergi düzenleyen ve kurs veren Çoktan, birçok insanı ebru ile tanıştırmanın mutluluğunu yaşıyor. Sanatla insanın dünyasının ve hayata bakışının değişeceğini düşünen Çoktan, her insanın işinin dışında mutlaka hayatının bir bölümünde sanatın herhangi bir dalıyla uğraşmasını tavsiye ediyor. Sanat çalışmaları hakkında açıklama yapan Çoktan, ünlü ebru ustası Ebru Başar‘dan ders gördüğünü ve icazet aldıktan sonra yoğun olarak ebru ile ilgilenmeye başladığını belirtti.

Kardeşlerinin de minyatür ve tezhip ile ilgilendiğini, aile olarak sanatı hayatlarının önemli bir noktasına yerleştirdiklerini dile getiren Çoktan, 1990‘da ebru ile ilgili kitap yazdığını ve sergiler açtığını kaydetti. Türkiye‘de çalışan bir Japon‘un kitabını görmesi üzerine kendisiyle görüştüğünü, bunun üzerine 1994‘te Japonya‘da sergi açtığını kaydeden Çoktan; "Bu şekilde Japonya maceram başladı. Tokyo‘da büyük bir sergi açtık. 1 haftada 3 bin 500 kişi ziyaret etti. Sergiyi ziyarete gelen ve Japonya‘nın en çok dinlenen radyosunda program yapan bayan benimle görüştü. Ona Türkiye‘yi, İstanbul‘u ve ebruyu anlattıktan sonra programında bu bilgileri paylaştı. Bu program sayesinde birçok kişi sergimi ziyaret etti" dedi.

JAPONYA‘DA TÜRK SANATLARI ALANINDA İLK KURS VEREN

Çoktan, Japonya‘da serginin yanı sıra workshoplar yaptığını, ebruyu mendile işlediklerini belirterek, sadece 1 yılda 100 bin kişinin kurslardan faydalandığını söyledi. Ahmet Çoktan, şunları kaydetti: "Oradayken beni etkileyen önemli bir olay oldu. Bir gün, kursiyerlerden birinin arkadaşı yanıma geldi. Ağlayarak bana teşekkür etti. Çünkü arkadaşının kurstan önce intihar etmeyi düşündüğünü, ebrudan sonra kalbine bir yumuşama ve sakinlik geldiğini anlattı. Hatta arkadaşının yaptığı mendil ile uyuduğunu söyledi. Ebrunun felsefesini insanlara anlatıyoruz. İnsanlar bundan etkileniyor. Çünkü orada insanlar yalnız ve bireysel bir yaşamla boğuşuyor. Manevi boyutu olmayan bir hayat. Belki sanatın bu manevi boyutu hayata tutunmayı sağlıyor. İnsan topraktan geldi, toprağa hasret var, doğaya kavuşma hissi. Bu hasreti kağıt üstünde ebedileştirmek ebrudan geçiyor. Değişik zamanlarda Japonya‘da toplam 3 yıl yaşadım. Bu süre içinde 1 milyondan fazla insan sergime geldi veya kurs aldı. Japonya‘da Türk sanatları alanında ilk kursu veren kişiyim" şeklinde bilgi verdi.

18 ÜLKEDE SERGİ

Japonya‘dan sonra Londra Belediyesi‘nin katkılarıyla İngiltere‘ye giderek 3 ay boyunca çalışma yaptıklarını dile getiren Çoktan, açtıkları serginin 20 bin kişi tarafından ziyaret edildiğini, BBC‘ye de röportaj verdiğini kaydetti. Çoktan; "Bana ‘Sanat nedir?‘ diye soruyorlardı. Ben de ‘Issız yolda gidiyorsunuz, karanlıkta tek başınasınız, insanı ürperti kaplıyor. Uzakta ışık gördüğünde kalbine rahatlama gelir insanın. Işığa ulaşma çabasıyla bir mutluluk duyarsanız. İşte dünyanın karanlık döneminden geçiyoruz. Ateş böceğinin ışıltısı kadar umut olabilmektir sanat‘ dedim" diye konuştu.

Ebrunun bilimsel olarak da vücuda etkisinin ölçümünü yaptıklarını dile getiren Çoktan, Japonya‘da yaptıkları deneyde ebru yapmadan önce ve sonrasında vücuttaki iyon seviyesinin ölçüldüğünü, ebrudan sonra vücuttaki iyon seviyesinin daha az olduğunu gördüklerini anlattı. Çoktan, bunun sebebinin ise ebru yaparken suya bırakılan geven bitkisinin öz suyu olan kitrenin havadaki ve vücuttaki negatif enerjiyi toplayarak sıfırlaması olduğunu söyledi. İngiltere‘nin ardından Avustralya‘ya gittiğini dile getiren Çoktan; "Ancak orada gittiğim okul, benim ülkede kalmam için siyasi sığınma talebimde bulunmam gerektiğini söyledi. Bana evrak sundular ve reddettim. İki hafta sonra yine evrak getirdiler. Evrakta, ‘Ülkemde savaş var, sanat çalışmalarımı daha iyi bir ortam olan bu ülkede devam ettirmek istiyorum‘ yazıyordu. Onu da reddettim. Bir süre burada kaldıktan sonra geri döndüm" dedi.

Çoktan, 2000‘li yılların başında Almanya‘da düzenlenen EXPO Fuarı‘ndaki Türk standına katıldıklarını ve burada turistlerin büyük ilgisini gördüklerini söyleyerek, o yıl Türk standının 142 ülke arasında en iyi stant olarak seçildiğini belirtti. Almanya‘da da okullarda ders verdiğini, aileden alınmış veya suça yatkın çocuklarla ebru çalışması yaptıklarını dile getiren Çoktan, bu ülkede 1,5 yıl süresince haftada 10 çocukla workshoplar yaptıklarını anlattı. Ahmet Çoktan; "22 yıldır ebru ile uğraşıyorum. Bunun 10 yılı yurt dışında geçti. Avustralya, Malta, İtalya, Kanada, Hollanda, Japonya, İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt gibi 18 ülkede sergi açtım, eğitim ve workshoplar düzenledim. Bu ülkelerde açtığım 98 sergiyi yaklaşık 2,5 milyon kişi ziyaret etti. Şu anda Japonya‘da geçmiş dönemlerde öğrencim olan 5-6 kişi profesyonel olarak ebru yapıyor" diye konuştu.

USTA HATTALARIN ELHAMDÜLİLLAH YAZISI

Katar‘da 2009‘da yaklaşık 11 metre uzunluğunda 1,5 metre genişliğinde bir ebru teknesinde yaptığı 11 metre uzunluğunda ebru ile geleneksel Türk İslam sanatlarında ilk rekoru kırarak Guinness Rekorlar Kitabı‘na girdiğini ve sertifika aldığını dile getiren Çoktan, ebru için kullandığı kâğıdın da İtalya‘dan özel olarak getirildiğini ifade etti. 2 yıl önce de tezhip rekoru kırdıklarını, Katar‘da 3,5 metre uzunluğunda 2,5 metre genişliğinde kâğıda yaklaşık 50 gram altın kullanarak tezhip yaptıklarını söyleyen Çoktan, tezhibin Katar‘daki Kültür Bakanlığı‘nın merkezinde asıldığını, ayrıca Kuveyt‘te Savunma Bakanlığı‘nın duvarlarını ebru ile donattıklarını söyledi. Ebru ile eskisi kadar yoğun ilgilenmediğini, son 5 yıldır Türk İslam sanatlarından biri olan "katı"ya yöneldiğini ifade eden Çoktan, katı kelimesinin Arapça kesme anlamına geldiğini, bu kelimeden türeyen katının bir desenin veya yazı istifinin kâğıt veya deri gibi tabakalardan oyulmasıyla icra edilen bir süsleme sanatı olduğunu kaydetti. Katı sanatının İran kökenli olduğunu ancak Osmanlı‘da da yaygın bir şekilde kullanıldığını ifade eden Ahmet Çoktan, şunları kaydetti: "Geleneksel Türk İslam sanatları birbirinden farklı gibi görünse de amaç olarak birdir. Birbirinin tamamlayıcısı olarak görüyorum. Katı, yazıyı ön plana çıkarmak, süslemek için kullanılır. Aslında ebru ile ilgilenirken az da olsa katı yapıyordum.

Ama son yıllarda artık katı ile uğraşıyorum. Şu an, dünya ve Türkiye‘deki usta hattatların Elhamdülillah yazısı üzerine eğildim. Belirlediğim hattatların 33 adet Elhamdülillah yazısını nakış gibi işliyorum. Bir iş bitince teşekkür ve şükür vesilesi olarak Elhamdülillah denir. Bu tüm canlı ve cansız varlıklar için geçerlidir. Biz sesini duymadığımız şeyleri ses çıkartmıyor sanırız fakat evren var oldukça yüce Yaratıcıya şükretmektedirler. Biz de sessizliğin sesine kulak verip iyi bir insan olmaya çalışmalı, tüm evreni sevmeliyiz" dedi. Katıda, yazının etrafına desenler çizilerek şeklin oyulduğunu dile getiren Çoktan, oyma işleminin emek ve dikkat istediğini, yazılan yazıya ve oyulan alanın büyüklüğüne göre bir eserin ortalama 1-2 ay içerisinde tamamlandığını anlattı. Çoktan, son çalışması olan Elhamdülillah eserini bu yılın Mayıs ayında Katar‘da sergileyeceğini belirtti.

Muhabir: Haber Merkezi