Reklamı Kapat

Ete antibiyotik, yumurtaya yem

Ete antibiyotik, yumurtaya yem

Türkiye son yıllarda küresel çaptaki kuş gribi ve domuz gribi gibi yapay tehditlerden sonra geleneksel direnç noktalarından birini daha kaybediyor. Özellikle küresel aşı ve ilaç firmalarının tröstleşmesine yol açan 2005‘deki kuş gribi vakalarında milyonlarca köy tavuğunu acımasızca itlaf eden Türkiye, şimdi ucuz olması yönüyle 75 milyonun yiyebildiği ve kırk günde, gün ışığı görmeyen ortamlarda antibiyotikle imal edilen tavuk ve yumurtadaki sağlık risklerini konuşuyor.

Ahmet Yavuz

Milli Gazete‘ye özel açıklamalarda bulunan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Çolak, kuş gribindeki itlaflardan sonra Türkiye‘nin son yıllarda beyaz et sanayinde rakamsal olarak çok ciddi atılım gerçekleştirip dünyanın en önemli ülkesi konumuna geldiğine dikkat çekerek, uzun vadede halk sağlığı açısından Türkiye‘de kullanılmayan meraların kanatlı yetiştiriciliğine açılarak, organik tavukçuluğa geçilmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye‘deki kanatlı yetiştiriciliğinde ilk 21 günün çok önemli olduğunu ve 2 sebepten dolayı antibiyotik kullanıldığını bildiren Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Çolak, "Birinci sebep, aynı kafesler yılda birkaç kez kullanıldığı için oluşabilecek ciddi enfeksiyon riski ve tavuktaki stresin baskılanması. İkincisi ise günde alınan 100 gram yemden azami derecede et tutmasını sağlamaktır. Ancak ciddi bir işletme, insan sağlığını riske atacak derecede bir antibiyotik uygulamaz. Zaten çok pahalı bir ilaç" diye konuştu.

Kesime 3-4 gün kala antibiyotik uygulamasının kesildiğini ifade eden Prof. Dr. Ahmet Çolak,  yarka denilen yumurtlamaya yakın bir tavukta ise enfeksiyon ve hastalık durumu hariç antibiyotik kullanılmadığını dile getirdi.

Üniversiteler gıda denetiminde yer almalı

"Bugün her eve tavuk giriyor. Eskiden öyle değildi. Tavuk lüks bir yemekti. Tavuk çıktığı zaman bayram edilirdi. Çok özel günlerde horoz kesilirdi" diyen Prof. Dr. Ahmet Çolak şu önerilerde bulundu: "Firmalar tarafından 40 günde yetiştirilen tavuk mu, yoksa kendi halinde merada yayılan ve doğal yemlerle beslenen bir tavuk mu derseniz, kesinlikle ikincisi her zaman için tercihimiz. Ancak ekonomiklik yönünden böyle değil. 75 milyonun ihtiyacı olan gıda ve et üretiminin de düşünülmesi gerekir. Bunun için, Türkiye‘de gıda ve üretimi konusunda özerk ve uluslararası kuruluşlarca akredite edilmiş kurumlar tarafından gıda denetlemelerinin yapılması lazım. Üniversiteler, sivil toplum örgütleri gıda denetleme işinde görev almalıdır. Ancak görevini en küçük ihmal ve yanlı kararda derhal ellerinden sertifikaları alınmalı ve çok ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalmalılar. Çünkü halk sağlığı ile oynamak telafisi olmayan bir konudur."

Kuş gribinde bütün suçu Tavuklara Yükledik

Domuz ve kuş gribi vakalarına da değinen A.Ü. Ziraat Fakültesi Dekanı Çolak, kuş gribinden önce köylünün tarlasında veya bahçesinde kendisine yetecek hayvansal üretimi gerçekleştirdiğini belirterek, kuş gribi ile doğadaki hayvanların itlaf edilerek doğal zincire müdahale edildiğine dikkat çekti. Kuş gribinde Türkiye‘nin yapay bir tehditle karşı karşıya bırakıldığına vurgu yapan Prof. Dr. Ahmet Çolak, "Risk yönetimi sıfır riskle başarılmaz. Kuş gribinin tabii ki ciddi ölüm vakaları olmuştur. Uydurma bir vaka değil, ciddi bir mikroptu. Ama kuş gribi olacak diye de, bütün kanatlıları öldürmek büyük hataydı. Peki neden uçan kuşları öldürmedik? Esas onlardan yayılıyordu kuş gribi. Burada kanatlı hayvanımıza çok gereksiz bir suç yüklendi ve bütün intikam onlardan alındı. Bu doğru bir şey değil" şeklinde konuştu.

Ankara‘nın Haymana ilçesinde Ziraat Fakültesi olarak mera tavukçuluğu uygulaması ile açık alan yetiştiriciliğine geçtiklerini ve GDO‘suz olarak yine aynı bölgede kendilerinin ürettikleri doğal mısırlarla besleme yaptıklarını açıklayan Prof. Dr. Ahmet Çolak, Ayaş‘ta sıfır ilaçla ürettikleri domates, salça, meyve, sebze, et ve süt ürünlerini satış merkezinde örnek olsun diye halka sunacaklarını kaydetti. Biyolojik mücadele için böcek üretimine başladıklarını ifade eden Çolak, Türkiye‘de kullanılmayan çok fazla arazinin ve çayır meraların organik yetiştiriciliğe açılmasını istedi. Devletin, halkın sağlığı ve ilaç giderleri için harcadığı para ile meralarda organik tavuk, kırmızı et ve gıda üretimini destekleyerek sübvanse etmesini isteyen Prof. Dr. Ahmet Çolak, Türkiye‘de üretilebilecek özellikle hayvansal üretimin dışarıdan ithal edilmesine kesinlikle karşı olduklarına belirterek, hayvanımızı kendimizin üretmemiz gerektiğini istedi.

13 Nis 2012 - 22:06 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?