Başbakan Kürt açılımının davet ettiği felâketleri nihayet fark etti mi?

Dün Muş‘ta terör örgütünün Kürt vatandaşlara "Devletin imamları arkasında namaz kılmayın" çağrısı yaptığını hatırlatarak "Apo‘yu peygamber ilân edenlerle bizim işimiz olamaz" dedi... Aslında olay önemlidir. Bölücü terör örgütü Kürtlere "devletin imamı arkasında namaz kılmayın" derken birleştirici son bağı koparmanın hamlesini yapmıştır. İktidar, açılım zemininde uyandırdığı beklentilerin tehlike sınırını çoktan aştığını görmüş ve geri adım atmaya karar vermiş olabilir mi? Mümkündür. Çünkü bunun izlerini AKP‘nin seçim bildirgesinde de görebiliyoruz. İmralı‘daki terörist başı Nisan ayı içinde iki kez tehdit savurdu. İlkinde "Demokratik anayasal çözüme şans verilmezse topyekün savaş dönemi başlar, kızılca kıyamet kopar" dedi. Önceki gün ise Yemen‘deki Tunus‘taki örnekleri hatırlatarak yandaşlarına ayaklanma çağrısı yapacağı imasında bulundu...

Eski Cumhurbaşkanı Demirel, VATAN‘a verdiği mülâkatta, seçim sonrası dönemin riskli olacağına dikkat çekiyor. Demirel Başbakan‘ı, Kürt sorununu çözeceğiz derken "Türkiye birliğinin ne kadar zedeleneceği" konusunda doğru hesap yapması için uyarıyor. Çünkü seçimden beklendiği kadar güçlü çıkarsa AKP iktidarına içerden ve dışardan "hadi çöz bakalım" baskısı başlayacaktır. O baskıyı İmralı‘daki elebaşı, "tutulmayan vaadler" bağlamında kışkırtmalarla yoğunlaştırma imkânı bulamamalıdır. Erdoğan‘ın dünkü Muş konuşması, yaklaşan tehlikeyi gören ve seçim sonrasına dönük tedbir oluşturan bir duyarlılığı yansıtıyordu.

Sonu bölünmeye gidecek akıl yürütmeler karşısında sessiz kalan Başbakan gitmiş "Bu vatan bizim vatanımız; ayrım yok, bölücülük yok. Biz bir ve beraberiz. Bir olacağız, beraber olacağız" diyen başka bir Başbakan gelmişti. Çadır mahkemelerinin kurulduğu "Habur Festivali" de aynı iktidarın eseridir. "Başbakan milliyetçi oylara kur yapıyor, MHP‘ye tuzak kuruyor. Bu iktidarın dün söylediği söz yarının güvencesi olamaz" diyenler çıkabilir. Ama biz terör örgütünü muhatap kabul etmeyen sözlerin suya yazılmadığını kolayca geri alınamayacağını düşünüyoruz.

Ulusun menfaati varsa iktidarların da daha önce attıkları yanlış adımları geri alma hakları vardır. Herkesin menfaati, Kürt çözümünde yaratılan aşırı beklentileri kabul edilebilir çizgiye çekmekte birleşiyor. 15 Haziran‘a kadar olan ateşkesi iyi değerlendirelim.

Güngör Mengi-VATAN

Muhabir: Haber Merkezi