Çocuklarınızı eleştirmek yerine, bir kaç dakika da olsa kendinizi onların yerine koyun ve anlamaya çalışın.
İşte o zaman çocuklarınızın artık genç bir birey olduğunu, dolayısıyla kendi elbiselerini seçebileceğini, okuyacağı okulla ilgili yorumlar yapabileceğini, arkadaşlarıyla hoşça vakit geçirebileceğini, çeşitli konularda fikir telakkisi yapabileceğini daha iyi anlayacaksınız. Eğer fırsat verirseniz çocuk bir birey olarak kişiliğini oluşturacak ve ben de varım diyecektir. Çocuklarınız, bazen sizi eleştirebilirler, arkadaşlarının ailesiyle kıyaslayabilirler, evde olup biten konularla ilgili yorumlar yapabilirler, çünkü gençler aile ile ilişkilerinde sürekli muhalif ve eleştirel bir tutum içindedirler. Böyle durumlarda bizler bilinçli birer ebeveyn olarak on beş yaşında bir gençten otuz yaşında erişkin bir insan gibi davranmasını beklememeliyiz. Ve artık bir erişkin olan çocuğumuzla olumlu ilişkiler kurmalıyız. Bunun için okuduğumuz kitaplar, edindiğimiz bilgiler bize yeterli gelmeyebilir. Bu nedenle çocuğumuzla ilişkilerimize tecrübelerimizi ve annelik donanımlarımızı da katmalıyız.
Çocuklarınızın kendi ayakları üzerinde durmaya ihtiyaçları var. Daha düne kadar size bağımlı olan çocuk artık yavaş yavaş bireyselleşiyor. Eğer onlara destek verir ve yardımcı olursanız bu süreci daha rahat atlatabilirler. Ergen bireyselleşme çabası gösterirken, aile bireylerinin tutum ve davranışlarından etkilenirler. Burada genç, aileden aldığı bilgi ve tecrübeleri zihinsel süreçlerinde işler ve kendileştirir.
Kızımla yaşadığımız bazı sorunlarda bunu yakınen görme şansım oldu. Bir gün bana arkadaşına gitmek istediğini ve o gece orada kalacağını söyledi. Ona hiç tanımadığımız bir ailede kalmasının uygun olmadığını izah etmeye çalıştım. Ama tepkisi büyüktü, daha önce istediği bir şey olmadığında tepkisini ağlayarak dile getiren çocuk şimdi isyan ediyor, diretiyor siz büyükler zaten hep böylesiniz gibi ithamlarla karşı çıkışıyordu. Peki burada ne yapmalıydım?
Ergenlik, sorunlarıyla mücadele eden çocuğumu anlamak, ona yardımcı olmak onun her istediğini yapmak anlamına mı geliyordu? Çocuk ve ergen psikolojisiyle ilgilenen kimselerin çoğu küçük bir şeyde dahi, anne babayı büyük bir eleştiri yağmuruna tutarak, ailede ebeveynin etkisini azaltmakta, çocuk merkezli bir yapıya zemin hazırlamaktadırlar. Oysa çocuk merkezli ailelerde, anne babanın fonksiyonu ortadan kalkmış ve çocuk her istediğini yapar hale gelmiştir. Peki öyleyse anne baba bu sıkıntılı dönemde çocuklarının her istediklerine karşı çıkmalı onları baskı altında mı tutmalıdırlar? Elbette hayır... Her şeyden önce sağlıklı nesiller yetiştirebilmek için, anne baba ve çocuk ilişkilerinde herkes kendi konumunu ve sorumluluğunu bilmelidir.
Kızım hiç tanımadığım bir ailede kalmak istiyor ve bu konuda ısrarlarını sürdürüyordu. Peki bu durumda ne yapmalıydım?
Zehra‘nın hiç tanımadığım sınıf arkadaşında kalmak istemesi ve bu konuda ısrar etmesi benim erişkin dünyamda garip karşılanıyordu. Ama benim de bir ergen tarihim vardı, onu anlamak için, kendi gençliğime kısa bir yolculuk yapabilir, yaşam sayfalarımı bir bir açarak onu anlayabilirdim. Peki buna niçin ihtiyacım vardı? Çünkü onu anlamam gerekiyordu. Anlamak, hissetmekti ve ben kendi dünyamda o döneme giderek onun yaşadığı sıkıntıyı hissedebilirdim. O sürekli aynı cümleleri tekrara ederek, sitem ederken, ben odama geçtim ve düşündüm. Evet, benim gençlik yıllarımda da annemin söylediği bir çok şey bana anlamsız gelirdi. Bir gün kuzenimle bahçede oynamak istemiştim de, beni zorla odama kapatmıştı. O gün çok ağlamış ve kuzenimle oynayabilmek için dua etmiştim. O zamanlar büyüklerin düşüncelerine hiç anlam veremez ve bu konudaki duygularımı bebeğimle paylaşırdım. Hatta kendime sorduğum bazı sorular olurdu. Mesela, büyükler acaba bebekleri olmadan nasıl yaşarlardı? Arkadaşıma, ben büyüsem evlensem bile yine bebeklerim olur... dediğimi hatırlıyorum. Büyük ağabeylerimin, ablalarımın istedikleri gibi gezip eğlenmemelerine şaşardım... Ama genç olduğumda onları daha iyi anlamıştım.
Gencin anne babadan talep ettiği bazı şeylere olumlu bir şekilde cevap verilmesi onun yaşamında önemlidir. Zira, bu dönem gençlerin özgürlük taleplerine ve kendini ifade etme, arkadaş grubu içinde onaylanma isteğine karşı ebeveynlerinlerin katı davranmaları, onların aileden uzaklaşmalarına ve çeşitli tuzaklara düşmelerine sebep olabiliyor.
Peki bütün bunları düşündüğümde, kızımın talebini nasıl geri çevirebilirdim? Onunla çatışmaya girmeden ben dili kullanabilirdim. Yani, sen zaten hep böyle yaparsın, hiç söz dinlemezsin gibi yargılayıcı olmak yerine, onun bu davranışının aile içindeki düzeni nasıl bozduğunu ifade edebilir ve bu durumun bende uyandırdığı rahatsızlığı belirtebilir ve onu empati yapmaya teşvik edebilirdim. Yani;
- Geri çevirdiğim taleplerine karşılık, gerekçelerimi makul bir şekilde izah etmeliyim
- Ona güvendiğimi ve onu sevdiğimi hissettirmeliyim
- Kendi sınırlarımı ortaya koyarken, onun sınırlarına da saygı gösterdiğimi ifade etmeliyim
Ona döndüm ve "Zehra biz seni çok seviyoruz, hiç tanımadığımız bir arkadaşına izin vermememizin nedeni ise burada sana bir zarar gelebilir diye endişe etmemizdendir. Bir de ailemizin bazı kuralları var, senin bu talebin bu kuralları bozuyor. Ayrıca bu konuda ısrar ediyor olman da , bizi rahatsız ediyor, üzüyor..." dedim. Biraz düşündü ve "tamam gitmeyeceğim, ben bana inat olsun diye izin vermediğinizi düşünmüştüm..." dedi. O günden sonra Zehra hiçbir arkadaşında kalmadı, böyle bir talepte bulunmadı.



