Kültür-Sanat

Generallerimiz ne derse ahali tersini yapar!..

Generallerimiz ne derse ahali tersini yapar!..

Abone Ol

Murat Belge Taraf‘daki ‘35. madde kahramanlığı‘ yazısında, Kılıçdaroğlu liderliğinde enerjik ve atak bir tablo sunmaya çalışan CHP‘nin hallerini hikaye eyliyor:

"Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP pek "enerjik" bir görünüş sunuyor. Normal, şu andaki konjonktüre göre darbe yapılamıyor. Yargı darbelerinin de derecesi var. Bu koşullarda AKP‘yi seçimle devirme planları kuraldır (bir CHP - MHP koalisyonu). Kılıçdaroğlu da bu mucizeyi gerçekleştirecek enerjik önder olmaya tayin edildi.

Bu gayretle, "12 Eylülcü görünmeden 12 Eylül kurumlarını koruma" misyonu içinde, ilk sarıldığı "koz"lardan biri 35. madde oldu.

İkincisi de Yaşar Büyükanıt ve ünlü Muhtıra. (...) Belli ki CHP‘nin TSK ideolojisinde güçlü bir "muvazzaflık" bilinci var. Bir adam rütbesiyle bir işin başındaysa, yani "görevli" ise, CHP onu sadece alkışlayabiliyor. (...) Ama "vazife" sona erip örneğin Büyükanıt gibi biri "emekli" olunca saygıya ve alkışa gerek kalmıyor. (...)

Meğer Büyükanıt AKP‘ye seçim kazandırmak için o Muhtıra işine girişmiş! (...) Ama bir süre önce de Kenan Evren, Özal‘ın kazanmasını çok istediği için, benzer bir konuşma yapmış, hiç beğenmediği Turgut Sunalp‘ın yolunu kesmişti. Çünkü generallerimiz çok iyi biliyor; onlar ne derse, bu ahali gider, tersini yapar.

(...) "35. madde" daha da güzel. "İç Hizmet Talimatnamesi" denen o metinde öyle bir madde olduğu için darbe yapıyorlarmış meğer. (...)

Kılıçdaroğlu ve arkadaşları, böylece bütün darbeleri "aklamış" oldular. Baksanıza, meğer maddesi varmış. Maddesi olduğu için darbe yapmak suç olmuyormuş; ama şimdi onu kaldıracağız ya da değiştireceğiz, askerler de artık darbe yapamayacak - ya da CHP‘nin uygun gördüğü yöntemler çerçevesinde yapacak. (...)

Evet, Kılıçdaroğlu ve CHP çok faal, çok enerjik. 12 Eylül‘e kadar da böyle devam edecekler herhalde. Ama bu enerjide mantıki bir tutarlılık, akılcı bir yöneliş benzeri şeyler görünmüyor. Önüne gelene, ardını düşünmeden tutunarak, yapışarak, bir "hayır" atmosferi yaratma çabası ki, bir siyasi parti davranışından çok, dilimizde "kafası kesilmiş tavuk" deyimiyle anlattığımız davranışa yakın. (...)"