Adamın biri bir yaz günü pazarda buz satıyor bir taraftan da "Sermayesi tükenen bu adama yardım edin" diye bağırıyormuş. Adam haklı çünkü sermayesi buz ve buz sıcak bastırdıkça eriyecektir. Bu sırada oradan geçmekte olan Cüneydi Bağdadi bu sözleri duyar ve olduğu yerde duraksar. Sonra da bulunduğu yere yığılıp kalır. Etraftaki insanlar başına toplanırlar ve ne oldu sana derler. O da cevap verir. "Tükenmekte olan adamın bahsettiği buz değil benim ömrümdür" der.
Yıl başından bir gün önce alışveriş yapan kadınları gördüğümde buz satan adamın hikayesini hatırladım. İnsan hayatı bir buz parçası gibi yavaş yavaş erirken insanlar kendilerine ait olmayan bir günün ve boş bir eğlence çılgınlığının peşinde koşuyorlardı. Baktım da, alışverişlerde her şey düşünülüyor, alınan hindilerin yanında kuruyemişler, meyveler, çerezler, kurabiyeler de yerini alıyor ve insanlar sanki olağanüstü birşeyle müjdelenmişler gibi seviniyorlardı.
Kendilerine ait olmayan bir kültürün etkisine giriyorlar
Yılbaşı, kapitalist mihraklar tarafından kurgulanmış ve insanlarımıza, renkli ambalajlarla sunulmuştur. Ne yazık ki insanlarımız farkında olmadan bu tüketim ağının bir parçası oluyorlar ve kendi gelenek, örf ve adetlerini hayatın dışına iterek kendilerine ait olmayan bir kültürün esaretine giriyorlar.
Bilindiği üzere, islamiyetin gelmesiyle, cahiliye gelenekleri terk edilip Kur‘ani gelenek ve yaşam tarzı benimsenmiş ve hayata taşınmıştır. Efendimiz, Medine‘de insanların eski geleneklerine uyarak eğlendiklerini görünce onlara "Muhakkak Allah size o gün yerine onlardan daha hayırlı iki bayram lütuf olarak verilmiştir. Biri fıtır Ramazan bayramı diğeri kurban bayramıdır." diyerek bize ait olan bayramları ifade etmiştir ve asırlardır İslam toplumları bu bayramları maksadına uygun şekilde yad ediyorlar.
Televizyon bizim yerimize düşünüyor
İnsanlarımızı yönlendiren ve onların zihinlerini bulandıran zümreler bu konuda televizyonu kullanarak amaçlarına daha kısa yoldan ulaşıyorlar.Televizyon insanlarımızın yerine düşünüyor, insanlarımızın yerine bakış açıları sunuyor ve bize ait olmayan kültür kırıntılarını rahatlıkla empoze ediyor.
Bu zümreler, televizyon aracılığıyla, yılbaşı kutlamalarını ballandıra ballandıra anlatarak, insanlarımızın ve özellikle de çocuklarımız ilgisini çekmeyi başarıyorlar ve bizim toplumumuza bu amenet kültürü yaymaya çalışıyorlar.
Yılbaşı kutlamak İslami geleneğimize aykırıdır
Şunu unutmamak gerekir ki, bir Müslüman olarak, yılbaşı kutlamak ve bu o güne münhasır eğlenceler düzenlemek İslami geleneğimize aykırı bir durumdur. Bizler bu konuda inandığımız dine tabi olur ve Efendimizin buyruklarını dikkate alırız. Okuyucularımızla bu konuda bir fikir ayrılığımızın zaten olmadığını biliyoruz. Ancak, eğer komşumuz, arkadaşımız, yakınlarımız, namaz, Kur‘an ve sünnet konularında hiçbir şey bilmezken, yılbaşı için özel eğlenceler tertip ediyor ve bu geleneği hayatına taşıyorsa burada bizlere de sorumluluk düşüyor. Bu konuda İslami duyarlılığı olan kardeşlerimiz, tebliğ vazifesini yerine getirmeli ve bu insanları bilgilendirmelidir...