Gündem

Galip beyin huzuru

Galip beyin huzuru

Abone Ol

Galip Bey de sabah namazını eda etmek üzere abdest almış. Camiye gitmek için sokak kapısını açmış. Herkesin uykuda olduğu bu vakitte, sokağa çıktığında evinin önündeki ayak izleri dikkatini çekmiş. Bir anlam verememiş, ama tedirgin olmuş, kalbine bir vesvese düşmüş.

Eve geri dönmüş. Sokak kapısını kilitlemiş. Evin bütün odalarını dolaşmış ve herkesin uyuduğundan emin olmuş. Her şey yolunda gibi gözüküyormuş. Tekrar sokak kapısını açmış ve ayak izlerini takip etmiş. Evinden sokağın bitimine kadar gitmiş. Ve sokağı döneceği sırada biriyle karşılaşmış. Galip Bey:

-Evimin önünde ayak izlerin var, ne geziyorsun ve kimsin sen? Diye sormuş.

Adam:

-İnsan şekline girmiş meleğim ben. Sizin meleğiniz... Git, evde eşine ve çocuklarına sor! Bizim melek, malımızın ve mülkümüzün bir kısmını alacak ne diyorsunuz? Seni burada bekliyorum, git sor, hemen gel! Demiş.

Galip Bey, evine dönmüş, ev halkını uykudan uyandırmış. Önce hanımına sormuş:

-Dışarda bekleyen bir melek var. Bizim, malımızın ve mülkümüzün bir kısmını alacak ne diyorsun? Demiş.

Hanımı bu soru karşısında önce şaşırmış, sonra:

-Git meleğine söyle tarlamız kalsın, demiş.

Galip Bey, bir de oğluna sorayım, demiş.

-Oğlum, meleğimiz malımızın bir kısmını alacak sen ne diyorsun?

Oğlu da:

-Bağımız kalsın, demiş.

Ortanca oğluna da sorduğunda, "koyunlarımız, kuzularımız kalsın," cevabını almış. Ama Galip Bey‘in yüreği rahat etmemiş.

Bir de "gelinime sorayım," demiş. Gelinine de sormuş. Gelini Galip Bey‘e:

-Baba git meleğimize söyle bütün malımız ve mülkümüz onun olsun. Bize huzur versin yeter, demiş.

Galip Bey, evden çıkıp sokağın köşesinde insan kılığında bekleyen meleğin yanına gelmiş. Hanımının tarlalarının kalmasını, büyük oğlunun bağlarının kalmasını, ortanca oğlunun da koyun ve kuzularının kalmasını istediğini söylemiş. Ayrıca gelininin de:

-Git söyle, bütün malımız ve mülkümüz onun olsun, bize huzur versin yeter. Dediğini iletmiş. Bu son söz, insan kılığındaki meleğin çok hoşuna gitmiş:

-Zaten ben bunu duymak istemiştim, demiş.

Ardından;

-O zaman ben de malınıza ve mülkünüze elimi sürmüyorum. Düşüncemiz aynı olsun, demiş.

Galip Bey, sevinç içinde sabah namazı için Ulu Cami‘ye gitmiş. Namazını kılmış. Eve geldiğinde olan biten her şeyi bir bir anlatmış.

O günden sonra mal ve mülkü önemsememişler. Allah da onların mal ve mülklerinin üzerine mal ve mülk vermiş, daha da zengin olmuşlar. Huzurlu ve mutlu bir hayat yaşayıp gitmişler.

Sevgili Çocuklar;

Siz de işinizi şansa bırakmayın ve içinizdeki huzuru her daim koruyun. Asıl huzur Allah ile birlikte olunan andır. Huzur herkesin aradığı, ama çok az kişinin ulaştığı bir durum değil midir. Eğer huzur zenginlikte olsaydı, yer yüzündeki tüm zenginlerin mutlu ve huzurlu olmaları gerekir ki, bu gün bunun tam tersini görüyoruz.

İçinizdeki huzur, gözlerinizdeki nur hiç sönmesin, Allah‘a emanet olun.

Demirhan abi‘der ramazan  masalları

Oldu iki düzine,

Mide döndü özüne,

Tam YİRMİDÖRT gündür,

Uydu Rabbin sözüne.