Türkiye’de yatırım fonlarında yaşanan kriz…
Bir başka adıyla fon krizi ya da fon dolandırıcılığı iddiaları…
Eylül ayının ortasında bazı fonlarda ortaya çıkan kredi ve likidite sorunlarının ardından büyüdü.
Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) müdahalesiyle başlayan süreç kısa sürede soruşturmaya, tutuklamalara, malvarlığı tedbirlerine ve yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren bir tasfiye sürecine dönüştü.
SPK, 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketinin 131 fonunun tasfiyesine karar verdi.
23 Eylül’de bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunduğu açıklandı.
Soruşturma kapsamında 26 Eylül itibarıyla 50’dan fazla kişi tutuklandı.
FON DOLANDIRICILIĞI İDDİALARINDA MEDYA NEREDE DURDU?
Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici fon krizi sürecinde hatta dolandırıcılık iddiası ortaya çıkmadan önce medya alanında neler yaşandığını, “Fon dolandırıcılığında medyanın rolü” başlıklı yazısında irdeledi. İşte o satırlar;
“Meğer fon dolandırıcılığı, yetkililerin gözü önünde cereyan etmiş, aylardır da biliniyormuş ama engellenmemiş. SPK’nın yedi portföy yönetim şirketinin 131 yatırım fonunu tasfiye etmesinin ardından skandal patlayınca ortaya çıktı bunlar.
Medyada da bilenler varmış. Ekonomim’den Şebnem Turhan ve az sayıda bağımsız ekonomi gazetecisi, bu fonlardaki şişkinliğe dikkat çekmeye çalışmış ama yeterince etkili olamamışlar.
Yaygın medya ise piyasa manipülasyonları ve fon dolandırıcılığını görmezden gelmiş, sessizce izlemiş. Zira ekonomi haberciliği, siyasi iktidarın ve büyük şirketler ile yatırımcıların ağzına bakıyor; kamu yararını gözetmiyor. Güçsüzlerin değil güçlülerin, paralıların sesi artık.
Nitekim soruşturmanın hedefinde olan ve 51 yöneticisi tutuklanan şirketler yakın zamana değin medyanın gözbebeğiydi. ATV programcısı Müge Anlı, Katılımevim’in reklam yüzüydü. Reklamda, “Sen de katıl derim” diyordu ekranlarda edindiği o güvenilir yüzüyle…
Katılımevi ve Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, CNN Türk’te Cem Seymen’in programına iki bölümde konuk oldu. Serdar Turhan, A Para ve Akit TV’de de çeşitli programlara çıktı. Serdar Turhan şimdi tutuklu.
Acaba Serdar Turhan, o programlar karşılığında CNN Türk ve öbür kanallara ödeme yaptı mı? Yoksa sadece habercilik gereği olarak mı çıkarıldı ekrana? Her iki durumda da CNN Türk yöneticileri açıklamak durumunda. Çünkü o yayınlarla yatırımcıların bu kişiye ve şirkete güvenmesinde rol oynadılar. İyi araştırmadan ekrana çıkardılarsa da yanlış, para alarak konuşturdularsa da. Her durumda sorumlulukları büyük, mağdurlar tazminat istese yeridir.
Soruşturma kapsamında tutuklananlar arasında Tera Yatırım’ın Yönetim Kurulu üyeleri Emre Alkin ve Kerem Alkin de bulunuyor. İkisi de ekonomi profesörü olan Alkin kardeşler aynı zamanda ekonomi yazarıydı. Gazetelerde yazmaları, TV’lerde ekonomi yorumları yapmaları, onları tanınan, bu alanda bilinen ve sözlerine güvenilen isimler haline getirmişti.
Kerem Alkin’in yazıları Sabah’ta, Emre Alkin’in yazıları da Gazete Pencere’de yayımlanıyordu. Hemen suçlu oldukları söylenemez ama okurlarını “fon dolandırıcılığı” konusunda uyarmadıkları, “ekonomi yazarı” işlevini yerine getirmedikleri ortada.
Alkin kardeşlerin yazdığı medya mecralarının da sorumluluğu var; portföy şirketinde yönetici olduklarını okurlarına bildirmemişlerdi. Yazıların altına bir dipnotla ticari bağlantıları yazılmış olsaydı, okurlar yazılardaki görüşlerini daha nesnel değerlendirme olanağına sahip olurdu.
Sabah ve AHaber’in olayı geçiştirmesi de boşuna değil. SPK ile öbür kurumların ve tabii kendilerinin sorumluluğunu örtmeye çalışıyorlar. Anadolu Ajansı bile zamanında “İş dünyası” bölümünde habermiş gibi yayımladığı TERA Holding reklam metinlerini arşivinden sildi.
Yılların ekonomi gazetesi Dünya, hâlâ yazamıyor skandalı, habire SPK’nın tasfiye ettiği şirketlerden biri olan Bulls Portföy’ün açıklamalarını koyuyor sayfalarına. Çünkü Bulls Portföy, Dünya gazetesi ile “Girişim sermayesi ortaklığı” kurmuş. Bulls Portföy Yönetim Kurulu üyesi Ersoy Çoban ile Bulls Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Akkaya, Dünya Holding AŞ’nin de yönetim kurulu üyeleri. Şimdi Kemal Akkaya yurtdışı yasaklı.
Kısacası, medyanın katkısı ve sorumluluğu da az değil fon dolandırıcılığının önlenememesinde. Yıllardır, bağımsız gazeteciliğin önemini vurguluyor; gazetecilerin reklam yapmamaları, reklamda oynamamaları, sponsorluk ilişkilerinde dikkatli olmaları, TV’lerde paralı program yayımlamamaları, gazeteci olmayan ekonomi yazarlarının ticari ilişkilerini dipnotla belirtmeleri gerektiğini savunuyorum. Umarım şimdi daha iyi anlaşılmıştır bu uyarılarım.
Eminim bu ilkeler yıllardır uygulanıyor olsa, şimdi trilyonluk “piyasa manipülasyonları ve fon dolandırıcılığı” olayında biz gazetecilerin hiçbir rolü ve sorumluluğu olmaz, gönül rahatlığıyla öbür sorumluların üzerine gidebilirdik. Ama heyhat, yaygın medya da piyasanın parçası.”





