Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin (ESAM) geleneksel Çarşamba Konferansları’nda bu hafta küresel jeopolitik gelişmeler, İran-ABD-İsrail hattındaki gerilim ve Türkiye’nin konumu ele alındı. Konferansta konuşan Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) Başkanı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol, mevcut krizin yalnızca bölgesel bir çatışma değil, küresel güç dengelerini yeniden şekillendiren bir süreç olduğunu vurguladı.

TRUMP’IN STRATEJİSİ: HEGEMONYA MÜCADELESİ

Erol, ABD Başkanı Donald Trump’ın “Amerika’yı yeniden büyük yapma” hedefi doğrultusunda hareket ettiğini belirterek, “Trump ilk başkanlık döneminde ABD’nin ekonomik güç zaafiyeti olduğunu ve bunun temel sebebinin Çin olduğunu açıkça dile getirmişti. Hatta bu sürecin önüne geçilemezse ABD’nin iç savaş riskiyle karşı karşıya kalabileceğini söylemişti. Bugün de aynı hedef doğrultusunda ilerliyor” dedi.

Trump’ın yeni döneminde izlediği stratejiyi de değerlendiren Erol, “Trump, şu anki süreçte Çin-Rusya ilişkisini bozarak ABD-Rusya yakınlaşmasını sağlamak istiyor. Bu, küresel dengeleri doğrudan etkileyecek bir hamledir” söyleminde bulundu.

Esam’da İran Abd Geriliminin Küresel Yansımaları Ele Alındı “Krizden Türkiye Ve İslam Coğrafyası Güçlenerek Çıkacak!”

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI DENGELERİ DEĞİŞTİRDİ

Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte uluslararası sistemin ciddi bir kırılma yaşadığını belirten Erol, “Rusya-Ukrayna savaşı uluslararası hukukun sorgulanmasına yol açtı. Aynı zamanda mevcut ittifak ilişkilerinde de ciddi bir yeniden yapılanma sürecini beraberinde getirdi. Bu süreç önümüzdeki dönemde de devam edecek” diye konuştu.

ABD’nin bu süreçte Avrupa’yı karşısına almayı göze aldığını ifade eden Erol, “Trump yönetimi Rusya ile yeni bir denge kurmaya çalışıyor ve bunun için Avrupa’yı karşısına alabilecek bir noktada duruyor” ifadelerini kullandı.

AKDENİZ VE KIZILDENİZ VURGUSU

7 Ekim sonrasında yaşanan gelişmelere dikkat çeken Erol, ABD’nin askeri hamlelerinin stratejik hedeflerini açık ettiğini belirterek, “7 Ekim hadisesinde ABD’nin Akdeniz’deki filosunu gördüğümüzde, hedefin Akdeniz ve Kızıldeniz hakimiyeti olduğunu net şekilde anladık. İran’ın bölgeden güç kaybetmesi de bunun bir parçasıdır” dedi.

Bugün gelinen noktada planın ikinci aşamasının devrede olduğunu söyleyen Erol, “ABD’nin planının ikinci aşaması artık açık şekilde konuşuluyor” değerlendirmesinde bulundu.

Esam’da İran Abd Geriliminin Küresel Yansımaları Ele Alındı “Krizden Türkiye Ve İslam Coğrafyası Güçlenerek Çıkacak!”S-1

“SAVAŞ BÖLGESEL DEĞİL, KÜRESEL”

İran-ABD geriliminin çok daha geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Erol, şu ifadeleri kullandı:

“Bu sadece İran ile ABD arasında yürüyen bir savaş değildir. Bu savaş, İran-Çin-Rusya bağlamında ABD’ye karşı yürütülen bir mücadeledir ve bölgeselden küresele evrilme eğilimindedir. ABD aslında elindeki son atımlık gücü burada kullanmak istiyor. İran üzerinden kendisine yönelen direnci kırmayı hedefliyor. Bugün gelinen noktada ABD’nin elinde nükleer kozdan başka ciddi bir seçenek kalmadığı tartışılıyor.”

İRAN VE ABD ‘ONURLU ÇIKIŞ’ ARIYOR

Krizin çözümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erol, tarafların çıkış yolu aradığını söyleyerek, “Bu süreçte hem İran hem de ABD bir ‘onurlu çıkış’ arıyor. Eğer burada bir çözümsüzlük ortaya çıkarsa, bu durum sadece iki ülkeyi değil bölgedeki diğer aktörleri de etkileyecektir” dedi.

Pakistan’ın rolüne de dikkat çeken Erol, “Arabulucu konumundaki Pakistan’ın bu süreçten etkilenmemesi mümkün değil. Ancak kriz çözülürse Pakistan da rahatlayacaktır” ifadelerini kullandı.

Esam’da İran Abd Geriliminin Küresel Yansımaları Ele Alındı “Krizden Türkiye Ve İslam Coğrafyası Güçlenerek Çıkacak!”H

ÇİN VE KÜRESEL GÜÇ DENGESİ

Çin’in pozisyonuna değinen Erol, sürecin Pekin açısından karmaşık sonuçlar doğurduğunu belirtti.

Erol, “Çin bu süreçte hem kazandığı hem de kaybettiği alanlara sahip. Ancak en çok istediği şey ABD ile İran arasında bir uzlaşının sağlanmasıdır” diye konuştu.

Çin’in kapasitesine ilişkin de değerlendirme yapan Erol, “Çin’in gücü bir noktaya kadar. Küresel sistemi tek başına dengeleyecek bir kapasiteye henüz sahip değil” dedi.

İSLAM DÜNYASI İÇİN YENİ FIRSAT

İran savaşıyla birlikte İslam dünyasında yeni bir jeopolitik zemin oluştuğunu ifade eden Erol, şunları söyledi:

“Bugün İran savaşıyla birlikte İslam dünyası; Pakistan, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye ile birlikte hem masada hem sahada daha güçlü bir konuma gelmiş durumda. Bu, Türk-İslam jeopolitiğinin birlik ruhunu keşfetmesi açısından çok önemli bir fırsattır.”

TÜRKİYE’NİN DENGE POLİTİKASI ÖNE ÇIKIYOR

Türkiye’nin izlediği politikaya dikkat çeken Erol, Ankara’nın doğru bir strateji yürüttüğünü söyleyerek, “Türkiye, dengeye dayalı çok boyutlu politikasıyla olması gereken en rasyonel çizgiyi izliyor. Tarihinden aldığı tecrübeyle bu dengeyi kurmuş durumda” şeklinde konuştu.

Esam’da İran Abd Geriliminin Küresel Yansımaları Ele Alındı “Krizden Türkiye Ve İslam Coğrafyası Güçlenerek Çıkacak!”-2

YENİ KÜRESEL DENKLEM KURULUYOR

Konuşmasında küresel sistemde yeni bir dönemin başladığını ifade eden Erol, şu değerlendirmede bulundu:

“İran savaşı, Doğu ile Batı arasındaki güç mücadelesinde yeni bir sürecin önünü açmıştır. Bu krizin İsrail’in hem bölgede hem küreselde daha da yalnızlaşacağı bir dönemi beraberinde getireceğini düşünüyorum.”

YENİ GÜÇ MERKEZLERİ SAHNEYE ÇIKIYOR

Yeni güç merkezlerine işaret eden Erol, “Türkiye ve Pakistan askeri güçleriyle, Suudi Arabistan enerji ve finans kaynaklarıyla, Mısır ise nüfus gücüyle öne çıkıyor. Daha da önemlisi Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan; beş deniz havzasında kaynakları ve koridorları kontrol edebilecek kapasiteye sahip. Bu da onları yeni küresel denklemde belirleyici aktörler haline getiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Muhabir: Abdullah Kutay Eskalen