Kültür-Sanat

Erol Atmaca ağabey rahmetle anılıyor

Erol Atmaca ağabey rahmetle anılıyor

Abone Ol

İnsanın dünyaya gönderiliş amacı Allah‘a hakkıyla kulluk etmesidir. Dünya hayatında yaşadığımız yıllar içerisinde, aileler kurup, arkadaşlıklar ediniriz. Peygamber Efendimiz, ashabını birbirleri ile kardeş ilan ederken, iman kardeşliğini kan kardeşliğinden daha üstün tutuyordu.

Müslümanlar olarak dünyada aileden başlamak üzere, okulumuz, işyerlerimiz, apartmanımız, mahallemiz derken büyük bir toplulukla yaşamaya çalışıyoruz. İslam kardeşliği ile de aynı fikirde olduğumuz kardeşlerimizle bir araya geldiğimiz topluluklarda bulunuyoruz. Allah‘ın rahmetini üzerimizde hissetmek için, cemaatler oluyoruz. Bu güzel topluluklar içerisinde zamanla ağabey-kardeş ilişkileri oluşuyor. Öyle bir noktaya geliyor ki, bir ağabeyimiz aramızdan ayrılıp rahmeti Rahman‘a kavuşsa ailemizden bir fert gibi üzülüyor, ağlıyoruz.

"Cenneti kazanmak kolay değil"

Bundan yıllar önce yüzündeki tebessümü ile tanıdığım Erol Atmaca ağabeyim de böyle aramızdan ayrılmıştı. Gözyaşlarımı tutamadığım nadir günlerden biriydi o gün. Uzun zaman kanser hastalığı ile günahları dökülüyordu. Öyle dua ediyorum ki, ruhunu teslim ettiğinde hiçbir günahı kalmamış olsun. Öylesine hayat doluydu ki Erol ağabey, gençlerim dediği "başkalarının çocukları"nı öylesine seviyordu ki... Her bir genç ile oturduğunda dersin başına, dünyalar onun olurdu. Mücahitti Erol ağabey. Öyle böyle değil, "müsait zamanlar mücahidi" değil. Zor zamanların mücahidiydi. Öyle ki kanser onu iyice bitap düşürmüşken, yatağından kalkmaması gerekirken, "dünya gözü ile hocamı göreyim" diyerek kalkıp Ali Sami Yen stadındaki Fetih kutlamasına gelmişti. Hastalık sürecinde birgün AGD binasındaki toplantıya gelmişti. Hiç unutmuyorum o günü. Ağabey dedim, dinlenseniz biraz. Her zamanki gibi tebessümü yüzündeydi ve bana şöyle dedi: "Kanserden ölen şehitlerden sayılır. Başka türlü de şehit olacağımız yok." Kulaklarımda çınlıyor hâlâ... Ben şahidim ağabey, sen Müslümanca yaşadın, Müslümanca öldün. Bakalım bizim sıramız ne zaman gelecek?

Dostları böyle hatırlıyor

Nihat Topcu: "Güler yüzlü, hoşgörülü, beyefendi bir insandı. Merhaba diyenin bir daha merhaba demek için an kolladığı, muhabbet halkasına dâhil olanların her gün çoğaldığı, insanı sesiyle bakışıyla, musafahayısla kendisine çeken bir gönül adamıydı Erol Atmaca. İbadetlerine son derece önem gösterirdi. Gençliğe ve gençliğin şuur çerçevesinde yetişmesini arzuladığı için, ömrünün son günlerine kadar Anadolu Gençlik Derneği İstanbul Şubesi Ortaöğretim Komisyonundaki görevlerinden hiç ayrılmadı. Hastalığının en şiddetli zamanlarında bile fırsat buldukça AGD İl Merkezine uğrar, gelişiyle her yere neşe katardı. Allah vergisi güzel bir sesi vardı. Anadolu Gençliğin kamplarında bir gece yarısı derinden ve etkileyici bir ses tasavvuf müziğinden, yürekleri titreten marşlarımızdan yahut sanat müziğimizden bir nağme duyarsanız bu mutlaka "Erol Ağabey‘in sesi" derdiniz. Fatih / Balat bölgesi Milli Gençliği içinde ayrı bir yeri vardır Erol Ağabey‘in... Ferizli‘deki Cenaze defin merasiminde Balat Gençliğinin döktüğü gözyaşlarına şahidim..."

Erhan Kırbaç: Erol ağabey ailesine çok bağlıydı. Eşi için "hakkını ödeyemem, çok sıkıntımı çekti" derdi. Oğlunu çok severdi. Babasının gözbebeğiydi Ubeydullah... İstanbul‘dan birkaç günlüğüne ayrılacak olsa aklına geldikçe gözleri dolardı Erol Ağabey‘in... Oğlumu özledim derdi...

Anma programı:

Tarih: 24 Temmuz 2011 Pazar

Yer: Okmeydanı‘ndaki evi

Saat: 18.00

İrtibat: 05325508027