Direnişin, dik duruşun, tavizsiz bir yaşamın, inandığı
yolda ilerlemenin, saflığın, zarafetin, yalnızlığın, dünya dönse de kendisi
sabit duranın timsali nedir denilse pek çok kimse elif der mutlaka. Bu
yüzdendir belki de hattatların elife ayrı bir önem vermeleri. Sadece hatta
değil elbette türkülere, şiirlere konu olmuş elif. Yüce Yaratıcı nın remzi
olmuş. En çok da bu yüzden sevilmiş.
Elif Gibi Yalnızım!
Ne esrem var ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim
Ne bana ben katan bir şeddem
Ne elimi tutan bir harf
Ne anlam katan bir harekem (Mevlana İdris Zengin)
Mağrurdur elif. Öyle herkesle hemhal olmaz ve bildiğinden
de şaşmaz. Onca harf bir yana o bir yanadır. Mücadelenin, dik duruşun
misalidir. Yalnızdır. Kimselere de minnet duymaz. Alışkındır bir başına kalmaya
ama bu durum onu yolundan da alıkoymaz. Kimselerin kendisine yanaşmasına da
izin vermez. Bir başına doğru bildiği yolda ilerlerken eğilip bükülmez.
Mücadelenin remzidir elif. Doğru ne ise onu söyler,
haykırır; sevdiklerini kırmak pahasına. Fakat bu onu yıldırmaz. Yükü ağırdır. Bilir bu ağırlığın ne demek
olduğunu. Ahiret yurdunun hazırlığını bugünden yapmanın diğer adıdır. Anlatacak
çok şeyi vardır. Tüm dünyanın anlamını bünyesinde barındırır. Tek bir harf,
karşısında koskoca kâinat. Ne de zordur bunun bilincinde olmak. Eğilmeden
bükülmeden dik durmak. Zordur elifçe durmak, elif olmak.
Denizi var bizim denizlere benzemez
Gurbet hasret demek, özlem demek, çile demek. İnsanlığın
var olması ile gurbet çilesi de aramıza katılır. Cennetten dünyaya geliş ile başlar
çilenin çekilmesi.
Gurbet yabancımız değil aslında. İnsan cennetteki o
rahatlıktan elem azap dünyasına geleli beri hep yer değiştirmek zorunda kalmış.
Zaman olmuş canını kurtarmak için, zaman gelmiş karnını doyurmak için isteyerek
ya da istemeyerek de olsa sürekli göç eylemiş. Gönül burukluğu ile belki
sevdiklerini bile ardında bırakarak terk eylemiş vatanım dediği toprakları. Yâd
ellerde almış soluğu. Dili vardır diline benzemez, denizleri vardır denizine
benzemez. Çiçeği bile başka kokar oraların. Ne gülü gül, ne menekşesi menekşe,
ne yasemini yasemindir. Yüreğinin bir köşesinde vatanını koysa da yeni yerinde
yaşama tutunmaya çalışır. Dilleri dili, denizleri denizi olur. Soğuk iklimleri
yüreğiyle ısıtamasa da kendi dünyasını ısıtır bu da ona yeter de artar. Güneşi
olur Münih in, Londra nın, Paris in.
Zamanla gurbet vatan olur. Alışmıştır oraya, öz vatanı
kendisini yabancı beller. Gocunur bundan nasıl olur da yabancı olur kendi
topraklarına. Gurbetçidir adı onun artık. Gurbette doğan çocukları ise vatanın
yabancısıdır. Yâd ellerde yabancılık neyse de öz yurdunda yabancı olmak zor
gelir insana. Azaltır gelmelerini. Ardında kendisini bekleyen sevenleri
görünmez olur gözüne. Gözyaşı içinde bekleyenleri hatırlamaz bir müddet sonra.
Yıllar hızla akar ömrünün her anında özlemle hasretini çektiği vatanına
kavuşamadan can verir. Geride hasretliği, sevdiceği hâlâ onu beklemektedir.
Anavatandır o. Ana olmak zordur elbet. Evladını alır bağrına basar. Koynunda
saklar kıyamete değin. Gözünden akan yaşla ıslatır toprağını.
İlgilisine notlar:
Ne kadar
hesap yaparsanız yapın hesapta olan değil nasipte olan gelir başınıza.
Acı
söyleyen değil acıyı tatlı dille söyleyene dost derler.
İnsanların
dediklerine takılmayın. Çünkü onlar; sizin yaptıklarınızın iyi olup olmadığına
değil, kendilerine bir yararı olup olmadığına bakarlar.