Kültür-Sanat

Ekmek ve demokrasi kavgası

Ekmek ve demokrasi kavgası

Abone Ol

Her değişim sancılıdır. Değişime direnç de sürpriz değildir. Türkiye, demokratik standartlarını yükseltecekse "rejim" adına kurulan barajların yıkılması, yeni mimaride uzlaşması kaçınılmazdır. Seçim barajı da, yargı barajı da askeri baraj da asli sınırlarına çekilmek zorundadır.

Ve doludizgin giden iktidar partisi "fırsatmaliyet analizi" ile karşı karşıyadır. Eğer reformcu kimliğini yitirirse seçmen nezdindeki değeri düşecektir. Reform peşinde koşarken ülkenin idari ve adli tüm unsurlarını karşısına alırsa, bu kez yükselen tansiyondan siyasi hasarlı hale gelecektir. Bu yüzden Ankara‘da hız kazanan temas trafiği, çok önemlidir. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç‘ın, "Bu iş mahkemede bitmesin" mesajı da dikkate değerdir, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül‘ün parlamentoda grubu bulunan partilerin liderlerini daveti de... Ancak iyi niyetine rağmen Cumhurbaşkanı‘nın iki kritik konudaki çabası sonuç vermemiştir. Anayasa‘nın 10 ve 42. maddelerindeki değişiklik sırasında ve askere sivil yargı yolunu açan düzenleme sonrasında, Gül‘ün "ortak payda" bulma arayışı karşılıksız kalmıştır. Bu yüzden Meclis‘in iradesini aşan yüksek mahkeme tablosu ortaya çıkmış, asker- sivil ilişkilerinde spekülasyonlar birbirini izlemiştir... Sade vatandaşın ve iş aleminin gündemi; yükselen enflasyon, oynak kura dayalı belirsizlik, rekor seviyeyi gören işsizliktir. Bu ekmek kavgası ile demokrasi kavgası arasındaki güçlü bağın, inandırıcı bir şekilde topluma mal edilmesi sorunu vardır. Bu yüzden, demokratik kültür, demokratik olgunluk içinde tüm yolların denendiği, muhalefete, sivil topluma kulak verildiği, anayasal kurumların makul ve meşru gerekçelerinin değerlendirmeye alındığı bir sürece ihtiyaç duyulmaktadır.