Eskişehir Odunpazarı Belediyesi‘nce yayımlanan ‘‘Eğitime Adanmış Hayatlar-Unutulmayan Öğretmenler‘‘ adlı kitapta, çeşitli yazar, şair ve eğitimciler, hafızalarında iz bırakan öğretmenlerini kendi kalemlerinden yansıttı. Kitapta, şair ve yazar Bedri Rahmi Eyüboğlu Ahmet Haşim‘i, Ahmet Haşim Ahmet Hikmet‘i, Ahmet Hamdi Tanpınar ise Yahya Kemal‘i ‘‘öğretmen kimliği‘‘ ile anlatıyor. Eğitimin temel direği olan öğretmenleri hatırlatmak için hazırlanan kitabın editörlüğünü, kendisi de eğitimci ve yazar olan Mustafa Özçelik üstlendi.
Yazar, şair ve eğitimcilerin, kendi üzerlerinde derin izler bırakan öğretmenlerini anlattığı kitapta, hem ‘‘Efsane‘‘ hem de ‘‘Meçhul‘‘ öğretmenlere dair 47 yazı yer alıyor.
Kitabın ‘‘Efsane Öğretmenler‘‘ bölümünde, Türk edebiyatının usta isimleri, kendilerini yetiştiren diğer ustaları, kendi bakış açılarından okuyucuyla buluşturuyor. Örneğin, şair, yazar ve ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu, hocası Ahmet Haşim‘i kaleme aldı. Haşim‘i tanımlarken, ‘‘Onu görünce güzel şiir yazabilmek için güzel bir insan olmak lazım gelmeyeceğini bir defa daha öğrenmiştim. Orta boylu ve yelek düğmeleri arasındaki hiç bir büklüme yer vermeyen dolgun bir gövde üzerinde Hitit eserlerindeki kafalar kadar büyük ve ekspresif bir baş...‘‘ ifadesini kullanan yazar, öğretmeninin derslerini iple çektiğini ve kendisi üzerinde derin izler bıraktığını anlatıyor.
Tanpınar öğretmeni Yahya Kemal‘i anlatıyor
Ahmet Haşim ise öğretmenlerinden Ahmet Hikmet‘i kaleme alıyor. ‘‘Türk Ocağı‘nda aziz hatırası anılan Ahmet Hikmet, büyük bir sanatkar olduğu kadar eşsiz bir öğretmendi. Galasaray Lisesi‘nde, 22-23 sene evvel onu dinlemiş olanlardan biri olmakta iftihar ediyorum‘‘ diyen Haşim, yazısında, Hikmet‘in bir sözünün kendisine ‘‘San‘at vadisinde övünmekten iğrenmeyi öğrettiğine‘‘ dikkati çekiyor. ‘‘Huzur‘‘ ve ‘‘Saatleri Ayarlama Enstitüsü‘‘ gibi edebiyatımıza önemli eserleri bırakan Ahmet Hamdi Tanpınar ise ‘‘Hocam Yahya Kemal‘‘ yazısında, Yahya Kemal‘in ilk dersini anlatıyor. Kemal‘in ders anlatışından büyülenen yazar, o günü ‘‘Bu ilk ders bilhassa biz edebiyatçılar için kat‘i olmuştu. Hocamızı bulmuştuk‘‘ sözleriyle özetliyor.
Kitabın ‘‘Meçhul Öğretmenler‘‘ başlıklı ikinci bölümünde, hayatlarını eğitimine adayan ama adları bilinmeyen eğitim neferleri ele alınıyor. Burada da ‘‘karanlıkta yaşayan ve güçlüklere gönül rızasıyla katlanan‘‘ öğretmenleri, öğrencileri, yazılarıyla gün yüzüne çıkarıyor.
Tayinler nedeniyle öğretmenlerinden kopan öğrencilerin minik kalplerinde oluşan derin yaraları ‘‘Sonsuz İyilikler Meleği‘‘ yazısında dile getiren eğitimci ve yazar Ali Çolak, köyündeki ilkokulda yaşadığı bu anı şöyle anlatıyor: ‘‘Ne konuştu, ne anlattı, şimdi hatırlamıyorum. Sadece o kahrolası cümle hala kulaklarımda; ‘Benim tayinim çıktı, artık başka bir öğretmeniniz gelecek‘... Daha pek çok şey söyledi. Ne söyledi? O cümleden sonrasını duymadık. Hepimizden söz aldı; çok çalışacak, onu mahcup etmeyecektik.
Sonra kulaklarımızda bir uğultu. Boğazımıza bir şey tıkandı; acı... Hıçkırıklarımıza engel olamadık. Güzel, güneşli bir ilkbahardı. Ayrılıklar için hiç de uygun bir gün değildi. Dokuz yaşında bir köy çocuğu, daracık dünyasını şenlendiren varlıktan ayrılınca ne yapar? Hayata ve okula küser. Artık okulun ne anlamı vardı!‘‘
İktisatçı ve yazar Mehmet Aycı ise ‘‘Benim Öğretmenim/Beş Öğretmen‘‘ yazısında, ‘‘Benim öğretmenlerim, ilkokuldan üniversiteye dersime giren, alfabeden uluslararası ilişkilere, iş hukukundan istatistiğe, gördüğüm okuduğum bütün derslerde, üzerimde karınca kararınca emeği olan öğretmenlerimin tamamıdır‘‘ sözleriyle, tüm öğretmenlerin değerli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Kitabın önsözünü yazan Odunpazarı Belediye Başkanı Burhan Sakallı da öğretmenlerin eğitim sisteminin ‘‘temel taşı‘‘ olduğuna dikkati çekerek, şunları belirtiyor: ‘‘Öğretmenlerimiz, birey ve toplum olarak her zaman değerlerini bilmemiz, hak ettikleri önemi vermemiz gereken saygın kişilerdir. Eğer bir toplum öğretmenlerine bu gözle bakmazsa o toplumun bugünü sorunlu, yarını ise bütünüyle karanlık demektir. Onlar ki yeni neslin mimarıdırlar. Fedakarlık anıtıdırlar. Bilge insanlardır."