Vatandaşın teknolojiye ulaşma hayali bir kez daha rakamlara çarptı. Küresel finans devi Deutsche Bank'ın merakla beklenen "Mapping the World's Prices" çalışması, ülkelerin ekonomik röntgenini çekti. Dünyanın dört bir yanındaki maaşlar, kiralar ve temel tüketim maddeleri tek tek karşılaştırılırken, Türkiye'den çıkan çarpıcı bir sonuç teknoloji tutkunlarının hesaplarını adeta altüst etti.
İPHONE FİYATLARINDA ZİRVEDEYİZ
Jim Reid ve Galina Pozdnyakova imzalı raporda yer alan 41 ekonomi arasında Türkiye, teknoloji faturasıyla öne çıktı. Araştırma verilerine göre; Türkiye'de bir iPhone almanın bedeli ABD'deki satış fiyatının tam 2,2 katına ulaştı. Bu dudak uçuklatan oran, ülkemizi listenin en pahalı noktasına taşıdı. Cihazın anavatanı ABD'den daha ucuza satıldığı tek yerler ise Güney Kore ve Japonya olarak kayıtlara geçti.
EN PAHALI ŞEHİR UNVANI KİMDE KALDI?
Yılların değişmez rekabetinde Zürih ve Cenevre yine dünyanın en pahalı şehri unvanı için kıyasıya kapıştı. Bu iki devasa ekonomiyi New York ve San Francisco izledi.
Japonya cephesinde ise rüzgar tamamen tersine esiyor. Yıllarca yüksek maliyetleriyle bilinen Tokyo, yapısal bir yeniden fiyatlanma yaşayarak göze çarpan biçimde ucuz bir kent konumuna geldi. Tokyo'da satın alma gücü paritesinin 1990'lardaki 173 seviyesinden bugün 60'a kadar gerilediği ifade edildi. Öyle ki, Tokyo'da iki kişilik bir akşam yemeğinin New York ve Zürih'in üçte biri düzeyinde olduğu, 3 yatak odalı bir dairenin kirasının ise New York'takinin neredeyse dörtte birine denk geldiği vurgulandı.
LÜKSEMBURG YAŞAM KALİTESİNDE RAKİP TANIMIYOR
İşin yaşam kalitesi boyutunda ise Avrupa'nın refah ülkesi Lüksemburg üst üste ikinci kez ilk sıraya yerleşti. Zirveyi Kopenhag, Amsterdam, Viyana ve Münih takip etti. Paris, New York, Londra ve Hong Kong gibi küresel finans merkezleri ise pahalı konut, uzun işe gidiş süreleri ve yüksek kirlilik sebebiyle yaşanabilirlik sıralamasında resmen sınıfta kaldı.
Zürih küresel maaş tablosunda liderliğini korurken, son 10 yılda maaşların yüzde 161 oranında arttığı Budapeşte'deki devasa yükseliş rapora damga vurdu. Gayrimenkul piyasasında ise Hong Kong, pandemi öncesi fiyatlarının yüzde 10 altında seyretse de emlakta dünyanın en pahalı şehri unvanını elden bırakmadı. Aylık toplu taşımada Londra küresel çapta cep yakarken, bu hizmetin Lüksemburg'da tamamen ücretsiz olduğu kaydedildi. Almanya ve Orta Avrupa şehirlerinin enerji krizinden kalan yüksek fatura maliyetleri dikkatlerden kaçmazken, ABD'deki market ve otomobil fiyatlarının yatay seyrettiği aktarıldı. Gözler şimdi küresel enflasyon sarmalının önümüzdeki dönemde bu uçurumları nasıl şekillendireceğine çevrildi.