Siyasetin doğası gereği (!), ‘dün‘ ile ‘bugün‘ söylenenler arasında bir takım çelişkilerin olması kaçınılmazdır.
Nitekim ‘Baba‘ namı ile meşhur Süleyman Demirel bu çelişkiyi "Dün dündür, bugün bugündür" şeklinde veciz bir şekilde ifade etmiştir. Elbette onun ‘dünden‘ ve ‘bugünden‘ kastı yılları kapsayan bir zaman süreciydi. Oysa günümüz siyasileri ‘akşam‘ ayrı, ‘sabah‘ ayrı beyanları ile ‘Baba‘yı fersah fersah geride bırakmış bulunuyorlar.
Demek ki ‘Baba‘nın bir zamanlar kapısını çalıp tecrübelerinden istifade etmek için dizinin dibine çökenlere çektiği ‘nasihatlerden‘sadece ve sadece biri işi yaramış: - "Dün dündür, bugün bugündür!" ‘Rüzgâr gülü‘ misali ‘olayların akışına göre‘ söylemler geliştirmek ve bunu da meydanları dolduran insanların gözbebeklerine bakarak utanmadan, arlanmadan dillendirmek, ‘yeni siyasi vizyonun‘ düsturu olsa gerek. İpin ucu öyle kaçtı, her şey öylesine şirazesinden çıktı ki seçim meydanları bir ‘panayır‘ havası arz etmeye başladı...
"MHP dizayn edilmek isteniyor!" İyi de ‘hükümet eden‘ sen değil misin, kendi deyiminle ‘devletin başı‘ değil misin? Maden bir ‘dizayn‘ olduğu kanaatine vardın, hadi bir el at da olayı aydınlat bakalım. ‘Dizayn‘ nedir, arkasında ‘kimler‘ vardır, ‘neyi‘ hedeflemektedirler? Hükümetin başı olarak bütün imkanlara sahipsin. Yeri geldiğinde bir elini Kandil‘e öteki Silivri‘ye kadar uzatıyor, ‘müzakere sürecini‘ başlatıyorsun. ‘Tezgahı‘ kimlerin kurduğunu bir an önce bulup ortaya çıkarsana. Şanlıurfa‘da söylediklerini bir gün sonra Gebze‘de tekzip etmek, ‘dizayn‘ lafının arkasına sığınmak, bir devlet adamına yakışacak mazeret midir?..
İsrafil K. Kumbasar YENİÇAĞ