Kültür-Sanat

Devlet Tiyatroları ‘örtüye hakareti‘ ödüllendirecek mi

Devlet Tiyatroları ‘örtüye hakareti‘ ödüllendirecek mi?

Abone Ol

Devlet Tiyatroları tarafından sahnelenen "Genç Osman" oyununda sahneden başörtülü izleyicilere hakaret ettiği bildirilen oyuncunun metnin dışına çıktığı, hakaretleri peş peşe sıraladığı ortaya çıktı.

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, devletin sanata, sivil toplumun üzerinden destek vermesini daha faydalı bulduğunu söylerken Yönetmen İsmail Yeşilbağ ise Tolga Tuncer‘in Sümeyye Erdoğan‘a ve yengesine yaptığı terbiyesizliği kınadığını belirtti. Sanat dünyasında Devlet Tiyatroları‘nın olayı bir kınamayla geçiştirip örtü düşmanlığını ödüllendireceği kanısı hakim.

Devlet Tiyatroları sahnesinde oyun metninin dışına taşarak, izleyici iki başörtülüye hakaret eden oyuncu Tolga Tuncer‘le ilgili yeni gerçekler ortaya çıktı. Star gazetesi yazarı Elif Çakır olayla ilgili yeni ayrıntıları okurlarıyla paylaştı: "Oyuncu Tolga Tuncer, medyaya gönderdiği demeciyle "üzüntülerini" bildirip skandalı açıklığa kavuşturmuşa benziyor. "Yapmış olduğum nüktenin kıyafetle bağdaştırılması benim için üzüntü kaynağı olmuştur." diyen muhteşem oyuncu, meddahlığın arkasına sığınarak alay etmeye devam ediyor: "Ben Sümeyye Erdoğan olduğunu bilmiyordum, bu tepkiyi veren seyircimizin kim olduğunu basında yer alan haberlerden öğrendim!"

Zaten mesele Sümeyye Erdoğan meselesi değil burada. Orada bir iki başörtülü gördünüz ve içinizdekileri kustunuz!.. Oyunla ilgili, Tolga Tuncer‘in cevaplaması gereken sorular olduğunu düşünüyorum. Misal Curcuna sahnesi daha önce 177 kere sahnelediğiniz oyunlarda 5 dakika olduğu halde izleyicileri dahi rahatsız edecek şekilde neden 15 dakikaya uzatılmıştır? Curcuna sahnesi devam ederken izleyicilerden biri ayağa kalkıp size "bu nasıl bir oyundur, terbiyesizlik yapıyorsunuz" diye seslendi mi seslenmedi mi?

Sümeyye Erdoğan‘ın gözünün içine bakarak salona "bugünkü ortamı nasıl buluyorsunuz" deyip, seyirciden istediğiniz desteği alamayınca agresif tavırlarla "aynı şekilde bombok" demeniz oyunun ideolojik şovun bir replikleri miydi? Salonun boşalması üzerine "kalanlar asıl olanlardır" "kalanlar cenneti bulurlar gidenler kapıyı" sözü de doğaçlama replik miydi?

Sümeyye Erdoğan‘ın salonu terketmesi üzerine "sen niye kaldın gitmiyor musun?" dediğiniz izleyiciniz de başörtülü birisi miydi? Neredeyse bütün salonun duyduğu, Sipahi rolündeki arkadaşının "Napıyorsun, böyle devam edersen izleyici kalmayacak" ikazını duyduğun zaman tepkin ne oldu? Madem ki Sümeyye Erdoğan‘ı tanımıyordun, niye özellikle "çoklar açsa" diyerek tüm salonu gösterirken "azlar toksa" diyerek  Erdoğan‘ı gösterdin? Koskoca salonda "Aaaa pardon siz içmiyordunuz değil mi. Peki niye içmiyorsunuz, niye" diyaloglarını Sümeyye Erdoğan‘dan başka kimseyi göremediğiniz için mi yaptınız ve önünde bardak boşalttınız?"

Bakan Günay: Devletin kadrolu sanatçısı olmamalı

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ise ‘Söz Sende‘ programında Balçiçek İlter‘in sorularına verdiği cevapta Günay, "Devlet hâlâ bu kurumu taşımak zorunda mıdır? Bugünkü Türkiye‘de devletin kadrolu sanatçısı olması gerekir mi? Bunu bütünüyle özel kurumlara terk etsek harcadığımız cari gideri doğrudan sivil toplumun bu organizayonlarına mı versek?" diye sordu.

Devlet Tiyatroları (DT) Sanatçısı Tolga Tuncer yazılı bir açıklama yaparak kendini şöyle savundu: "Her oynayışımda seyircilerle göz teması kurup oyunun içine çekebilmek için mimik, vücut dili gibi temel unsurları sürekli kullandım. Anladığım kadarıyla böyle bir oynayış biçiminin yarattığı algılama, amacından farklı biçimde değerlendirilmiştir. İnteraktif sahnenin akışında bir seyircinin sakız çiğnemesini kullanarak yaptığım nüktenin kıyafetle bağdaştırılması benim için üzüntü kaynağı olmuştur. Sürçülisan ettiysek affola."

Konuyla ilgili yapılan açıklama adeta dalga geçer gibi. Devlet Tiyatroları Tolga Tuncer‘le ilgili bir tasarrufta bulunacak mı, merakla bekleniyor. Sanat dünyasında ise ortak bir kaygı var. Bugüne kadar toplumun inançlarına yönelik hakaretlerin cezalandırılmasında bir korkunun yaşandığı yönünde yaygın bir kanı var. Yönetmen İsmail Yeşilbağ Devlet Tiyatroları‘nın nasıl bir tavır takınacağını merak ettiklerini belirterek, bu tarz densizliklerin tekrarlanmamlası için gerekenin mutlaka yapılması gerektiğini kaydetti.

Şimdi gözler Devlet Tiyatroları‘nda. Bir oyuncunun kasıtlı ve oyun dışına çıkarak densizleştiği olayla ilgili nasıl bir yaptırım uygulanacağı bilinmiyor. Ancak tiyatroya yakın kaynaklar, bu olayın da daha önce buna benzer olaylarda görüldüğü gibi basit bir kınamayla geçiştirileceğini, olayın üstünün kapatılacağını söylüyorlar. Kamuoyu, Devlet Tiyatroları tarafından örtü düşmanlığının kimi lobilerin de desteğiyle ödüllendirileceği tedirginliğini yaşıyorlar. Devlet Tiyatroları‘nın sağduyulu bir karar vererek kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama yapması bekleniyor.

İnsanların inançlarına saygıları yok

Tiyatro yönetmeni İsmail Yeşilbağ, Ankara Devlet Tiyatrosu oyuncusu Tolga Tuncer‘in Sümeyye Erdoğan‘a ve yengesine yaptığı terbiyesizliği kınadığını belirten bir açıklama yaptı. Uzun yıllardır bu tip terbiyesizliklerin sanat dünyası ve sanat ortamları ile üniversitelerde her kesime mensup bazı insanlar tarafından başörtülülere utanılmadan, çekinilmeden yapılabildiğini söyleyen Yeşilbağ, "seçkinci sosyal-faşistlerin etkisinde olanların insanlara saygılarının olmadığına" vurgu yaptı.

"Dün Cumhurbaşkanımızın hanımına, bugün Başbakanımızın kızı ile gelinine bile çekinmeden terbiyesizce davranabilenlerin ekonomik durumu daha zayıf olan başörtülülere ve mazlum kesimlere nasıl horlamalar yapabileceklerinin ve yaptıklarını ortada olduğunu, buna benzer pek çok olayın gerçekleştiğini ancak sorumlular hakkında gerekenlerin yapılmadığını biliyoruz" diyen İsmail Yeşilbağ, bu tip insanların bir kısmı kendi aralarında ülkemizi yönetenlere karşı aşağılık laflar ederken ellerine fırsat geçtiğinde de halkı hor görmeye devam ederek, halkın iradesiyle, eğilimlerine karşı Ferhan Şensoy gibi darbe özlemcisi, Zeki Alasya gibi namaz karşıtı, Müjdat Gezen gibi bağımsız yargı karşıtı çağrılar yapabildiklerini ifade etti.  "Bu zihniyete mensup olanlar yaptıkları çalışmaların çoğunda olduğu gibi tarihimizle ilgili dizi ve filmlerde oryantalistlerden daha fazla bilerek ya da bilmeyerek yalanlara başvuruyorlar" değerlendirmesinde bulunan Yeşilbağ sözlerini şöyle sürdürdü: "Buna son örnek Muhteşem yüzyıl dizisidir. Tarihimiz reyting uğruna erotize edilmekte, genç nesillere yalan yanlış bilgiler verilmektedir. Hürrem Sultan‘ın memleketinde bile onun hayatını anlatan dizide Osmanlı sarayı bu kadar çirkin gösterilmemiştir."