Türkiye‘de bugün sağcılarla solcular arasında, dindarlarla dindar olmayanlar arasında, Kürtlerle Türkler arasında bir kavga yok. Yaşanan gerilimler de aslında AK Parti ile CHP arasında ya da MHP veya başka bir parti arasında yaşanmıyor. Bütün kavga, değişimcilerle statükocular arasında, darbecilerle demokratlar arasında oluyor...
Eski statükonun etkin ve seçkin isimleri, bu değişimden bir hayli rahatsız. Bürokraside, medyada yenileşmenin akamete uğraması için cansiparane çarpışanlar var. Rejim elden gidiyor dedikleri, aslında kendi saadet zincirlerinin bozulmasından başka bir şey değil. Kürt meselesinin çözülmesinden bir hayli rahatsız olan ve iş ne zaman çözüme doğru evrilse kanlı bir provokasyonla baltalayanlar da bunlardan başkası değil.
Ne zaman bir savcı Türkiye‘yi karıştıranların üzerine gitse, faili meçhullere ışık tutsa HSYK hemen devreye giriyor ve derhal onun yerini değiştiriyor ya da meslekten uzaklaştırıyor. Ne zaman bir parti ya da hükümet, Türkiye‘nin önünü açmaya yönelik çalışmalarda bulunsa hemen kapatılma ile cezalandırılıyor. Hukukî olmaktan çok ideolojik kaygılarla hareket eden bir kısım yüksek yargı mensubu, kendine yepyeni yetki alanları açarak bu ülkenin yenileşmesine müsaade etmiyor...





