Sayın Başbakan 3. Köprü‘nün bir yıkım olacağını kendisi de ifade ediyordu. Ama Ankara‘ya gittikten sonra herhalde Ankara‘dan İstanbul çok farklı görünüyor. Ankara‘ya gittikten sonra 3. Köprü‘ye onay verdi. Kendisi şimdi bu projeyi savunuyor. Bence danışmanları yanlış yönlendiriyor sayın Başbakanımızı."

Röportaj: Adnan Öksüz

TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Başkanı Tayfun Kahraman, bir Yüksek Şehir Plancısı. 1981 İzmir doğumlu. Mimar Sinan Üniversitesi mezunu. Bu genç yaşta önemli bir odanın başkanı nasıl seçildi diye bir soru akla gelebilir. Tayfun Kahraman, Fakülte‘den mezun olur olmaz kendi deyimiyle ‘Oda‘ işlerine bulaşmış. Yaşı genç ama 7 yıldır odacılık faaliyetlerinin içinde. Kahraman‘la Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından 27 Nisan‘da açıklanan ve Kanal İstanbul olarak isimlendirilen Çılgın Proje‘yi konuştuk. Kanal İstanbul ne kadar çılgın proje? İstanbul‘a ne getirir ne götürür? İstanbul için gerçekten de elzem mi? Ve de en önemlisi Kanal İstanbul, bu kutsal şehrin yapısını iddia edildiği gibi bozacak mı? İşte sorular ve cevaplar...

* Kanal İstanbul projesi İstanbul için bir kazanç mı, kayıp mı olur?

-Bir kere Başbakan tanker trafiğini rahatlatacağını söyledi projenin. Doğru, bu tankerler İstanbul için bir saatli bomba. Ama mümkün olduğunca biliyorsunuz buradaki teknoloji arttı. Teknoloji artımıyla birlikte buradan geçişler daha güvenli hale getirildi. Yatırımlar daha da artırılabilir. Bu bir tehlike mi? Tehlike. Şimdi bu tehlikeyi buraya atıyoruz. Çünkü bu kanalın geçeceği yerlere yeni yerleşim yerleri inşa edilecek. O zaman Cüneyt Özdemir geçen güzel bir söz söyledi; Sevmediğimiz İstanbulluları buraya mı atacağız? Sevmediğimiz İstanbullular burada tankerlerle başbaşa kalsınlar. Zarar gelecekse o İstanbullulara gelsin.

* Ama tankerler Boğazlardan geçmeye yine de devam edecekler. Montrö Sözleşmesi gereği...

-Montrö Sözleşmesi çok açık... Barış zamanlarında buradan gemilerin geçişlerini hiçbir zaman engelleyemezsiniz. O nedenle de buradan açılacak bir kanalın buradaki tanker trafiğini engelleyeceği yolundaki söylem olumlu ama pratikte engelleyemeyeceği gerçeği de ortada. Ama bunun da ötesinde Sayın Başbakan Biyoçeşitlilik artacak dedi. Biyoçeşitliliğin nasıl artacağını sormak lazım.

* Sizce artacak mı, azalacak mı?

-Bunu bu konunun uzmanları değerlendirsin ama benim bu iki üç günlük süreçte karşılaştığım uzmanlar tam tersine özellikle İstanbul‘un endemik anlamda çok değerli olan -endemik nadir rastlanan ve sadece bu bölgede bulunan- bitki ve canlı türlerinin büyük oranda yok olacağıdır. İki kıtanın birleştiği nokta olması hasebiyle iki yarı denizin birleştiği karasal bir konumu itibariyle çok özellikli bir yer. Çok özgün bir eko sisteme sahip bir alan. Bu eko sistemin tam ortasından bir kanal geçiriyorsunuz. Bu sistemi dağıtıyorsunuz. Parçalara bölüyorsunuz. Bu eko sistemin yaşama şansını engelliyorsunuz. Çünkü biliyorsunuz eko sistem piramitin parçaları gibidir. O piramitin bazı parçaları kanalın bir tarafında diğer parçaları da kanalın diğer tarafında kalacak.

Büyük karayolları yapıldığında hayvanlar içinde üstgeçitler yapılır; eğer bunlar doğal yaşam alanlarının içinden geçiyorsa. Niçindir bu? Eko sistemler bozulmasın diye. Böyle bir kanal bölgede ender rastlanan endemik olan yani dünyada sadece bu bölgede olan bitkileri canlıları tamamen yeryüzünden silecektir. Bu beklenmedik bir şey değil. İzmir Çeşme Otobanı yapılmasıyla birlikte bu koridor sağlanmadığı için yani otobanın diğer tarafına geçiş olmadığından İzmir‘deki Sırtlan Gurubu‘nun tamamen ortadan kalktığı biliniyor. Bir memeli hayvan türü tamamen ortadan kalktı. Sırtlanı bilirsiniz Anadolu‘nun her yerinde vardı, yokolmuştu, o bölgede Sırtlan Gurubu vardı, o da kalktı. İstanbul‘a sadece yeni bir kent yapmıyoruz, oradaki tehlikenin kat be katını buraya taşıyoruz. Bence sayın Başbakan için bu tamamen siyasi bir proje. Sayın Başbakanın danışmanları kendisini nasıl yönlendirdiler bilmiyorum... Biliyorsunuz bu projeyi Hıncal Uluç altı ay kadar önce duyurdu. "Sayın Başbakan‘ın çılgın bir projesi var. Açıklanınca dudaklarınız uçuklayacak" demişti.

* Sizce de çılgın bir proje mi Kanal İstanbul?

-Hiç de çılgın falan değil. O gün ben de canlı yayında izliyordum. Canlı yayında salonun tepkisine baktım. Salon esasında çok normal karşıladı. Salon hareketlendi ama siyasi destek anlamında bir hareketti sadece. Salonda bir heyecan yaşatmadı örneğin. Ki o siyasi bir toplantı. Orada bile çok büyük bir heyecan yaşatmadı. Vatandaşlar arasında sadece Çatalcalılar ve Silivrililer heyecanlandı. Bazıları çok farkındalar, çünkü arsalarının çok fazla değerleneceğini ve çok fazla kazançlar elde edeceklerini düşünüyorlar. Bazıları da burada yüzyıllardan beri atalarından süregelen tarımsal üretimin tamamen ortadan kalkacağını düşünüyor. Onlar da çok rahatsızlar. Orada da iki tarafta kutuplaşma var.

Büyük rant elde edecekler kim?

* Siz İstanbul Şehir Planlamacıları Odası‘nın başkanısınız. İstanbul‘u bu anlamda en iyi bilenlerden birisiniz. Kanal İstanbul‘u bu açıdan nasıl okuyorsunuz. Sakıncaları nedir?

-2006 yılında yapılan İstanbul‘la ilgili planı biz yargıya götürdük ve o plan iptal edildi. Sonra İstanbul‘da şehircilik üzerinde çalışan 300-400 kadar uzman yoğunlaştılar çok detaylı çok ince çalışılmış raporlar hazırladılar. İstanbul‘un bütün nüfusuna ve doğal değerlerine ilişkin tüm veriler ortaya kondu. İstanbul üzerine inanılmaz bir bilgi veri bankası oluşturuldu. Ve bunun sonrasında bir plan oluşturuldu. Biz de bu verilerle bu plan yapılmaz dedik. Ve dava konusu ettik. Daha sonra 2009 yılında bunun aynısı yapıldı. Aynı uzmanların çabaları bu plana yansıdı. Fakat yine burada da sıkıntılar var. 2B alanları bu planla tamamen yasallaştırılmaya çalışılıyor. Ama bizim dava ettiğimiz o Plan bile hasretle anacağımız bir belge haline geldi.

* Neden peki?

-Çünkü, 2009 yılında sayın Kadir Topbaş basın açıklamasıyla bu planı duyurdu, "İstanbul‘un anayasasını hazırladık" dedi. "Bundan sonra tüm projeler bu anayasaya göre yapılacak" dedi. "Bu anayasa haricinde kimse İstanbul‘a bir çivi bile çakamayacak" dedi. Ama sayın Başbakan önce 3. Köprü Projesi‘ni açıkladı. İstanbul‘u tamamen yeni bir yapılaşma baskısı altına alacak bir proje. Bu plan üzerinde görüyorsunuz 3.Köprü yok. Ardından da Kanal İstanbul Projesi geldi. Kanal İstanbul da aynı şekilde 3. Köprü‘den de belki daha fazla yıkıma sebep olacak. Bunların arkasından sayın Başbakanımız Çarşamba günü "iki şehir" projesini açıklayacağını söyledi. Yine bununla bağlantılı olarak. 3. Köprü-Kanal İstanbul ve iki yeni şehir birbirleriyle bağlantılı İstanbul‘un yeni şehirleşmesi bağlamında hazırlanmış projeler. Niye diyeceksiniz. İstanbul ekonomik değer anlamında, İstanbul‘un gerçekten de taşı toprağı altın. Çünkü İstanbul‘a bu kadar yatırım yaparsanız bu kadar kamu kaynağını buraya akıtırsanız özel sektör de bu bölgeye sizin arkanızdan yatırım yapar. Bu alanların üzerinden büyük bir rant elde edersiniz.

* Peki rant kötü bir şey mi?

-Mülkiyet ilişkilerini reddetmiyorsanız, kapitalist bir sistemde yaşadığımıza göre rant her zaman olacak. Bu rant değerini nasıl kullandığınız önemli. Rant değerini kamuya geri döndürmek üzere, belli ellerde tekellerde toplanmadan kamuya geri döndürebiliyorsanız bunun mekanizmalarını kurabiliyorsanız rant İstanbul için esasen çok önemli bir kaynak olabilir. Ama biz ne yapıyoruz, belli tekellerde, belli alanlarda topluyoruz, belli sermaye guruplarında bu rantlar toplanıyor, İstanbullu kazanmıyor tam tersine kaybediyor. Bu anlamda kimin için olduğu da projede çok büyük bir soru işareti.

Kanal İstanbul Projesi‘nin uygulanacağını sanmıyorum

* Peki Tayfun Bey deniliyor ki bu proje ta Kanuni döneminde gündeme alınmış... İstanbul‘un çok eski bir projesi. Siz bu konuya nasıl bakıyorsunuz?

-Kanuni Sultan Süleyman döneminde de yapılabilirdi. Süveyş Kanalı‘nın açılması da bir Osmanlı projesiydi. Süveyş Kanalı açıldı ve o zamanki teknoloji ile Süveyş Kanalı‘nın açılması yaklaşık 20 yıl sürdü. O zaman istenseydi -ki Süveyş Kanalı 200 km uzunluğunda burası 50 km uzunluğunda- açılabilirdi. Demek ki o zaman da bu proje çok mantıklı bulunmadı. Uzmanların söylediği şöyle bir şey de var: Karadeniz ile Marmara Denizi arasında uzmanların söylediği 15cm‘lik bir yükseklik farkının olduğu. Bu 15cm‘lik yükseklik farkının da şuna tekabül edeceğini belirtiyorlar: Eğer bir kanal açılırsa Karadeniz‘in suyu Marmara‘ya doğru akacak... Oysa boğazda harika bir sistem var. Üstten Karadeniz‘in suları Marmara‘ya akarken alttan da Marmara‘nın suları Karadeniz‘e akıyor. Oysa Kanal İstanbul projesiyle böyle bir şey olmayacak çünkü bunu biz yapacağız. O yüzden Karadeniz direk olarak Marmara‘ya akacak. Biyoçeşitliliği ve ekosistemi tamamen bozacak. Planlama dışında doğa derneklerinin ve çevre mühendislerinin böyle bir çekincesi de var.

* Peki bundan dönüş olabilir mi, sizce?

-Ben uygulanacağını çok düşünmüyorum.

* Nasıl uygulanmayacak? Yine dava mı açacaksınız?

-Kaçınılmaz olarak bunu da yargıya götüreceğiz. Bu projenin bilimsel olmadığı bizce çok açık. Bilimsel olmayan, kamu yararına olmayan projeleri bildiğiniz gibi dava konusu ediyoruz kamu yararına savunmak adına. Böyle bir proje yargıdan dönebilir, hiç uygulanmayabilir, uluslararası hukuka aykırı olduğu kabul edilebilir ki tüm uluslararası uzmanlar Montrö Sözleşmesi, Lozan Anlaşması üzerinden yorum yapanlar şunu söylüyorlar: "Bu proje uluslararası anlaşmalara aykırı unsurlar taşıyabilir ve hiçbir ticari gemi buraya gelmez" diyenler var. Bu projenin çok uygulanabilir olduğunu sanmıyorum ve vazgeçileceğini düşünüyorum bu projeden. Çok iyi niyetli düşünüyor olabilirim ama umarım sadece bu bir seçim senaryosu olarak kalır. Seçimler sonrasında bir daha da gündeme gelmez. Benim şahsi temennim bu. Bunun gündeme gelmesi demek İstanbul‘un yaşanılmaz bir kent haline gelmesi demektir. Kırmızı çizgileri aştığımız taktirde İstanbul‘un yıkımına neden olunacak.

* Peki Çılgın Proje‘ye ayrılması düşünülen kaynak sizce nerde kullanılmalı?

-İstanbul‘un 10-20 milyar dolarlık kaynağı varsa İstanbul‘un iki büyük sorunu olan ulaşım ve depreme ayrılması lazım. Öncelikle bu sorunlara çözüm bulmamız lazım. 10 milyar dolarlık kaynakla İstanbul‘da depreme karşı kırılgan olan yapıların tamamı güçlendirilebilir. Yer altından geçen bir metronun km. başına maliyeti 40 milyon dolar. Yüzeyden geçerse 20 milyon dolara mal oluyor. Açma-kapama yöntemiyle yapılırsa 30 milyon dolar. Bu kaynakla İstanbul‘a 350 km.‘ye yakın metro inşa edebilirsiniz. Bu İstanbul‘un bütün ulaşım sorununu çözer. Bugünkü teknikle günde 50m. metro hattı kazabiliyorsunuz.20 günde bir kilometrelik bir metro inşa edebilirsiniz. Bir yılda ne kadar metro hattı yapabileceğinizi hesaplayın.10 milyar dolar kaynağınız varsa 3 yıl içerisinde İstanbul‘un tüm ulaşım sorununu halledersiniz. Bunu yapan siyasi parti İstanbul‘da % 99 oy alır.

İşte Kanal İstanbul Projesi‘nin madde madde sakıncaları

* Kanal İstanbul‘un madde madde sakıncalarına gelirsek...

-Birincisi, İstanbul‘daki ekolojik hayatı ortadan kaldıracak.

İkincisi, bugüne kadar korunmuş olan Kuzey orman alanlarıyla ilgili bir kırmızı hat var. 2009 yılındaki plan açık şekilde bu kırmızı alanları gösteriyor. Bu alanda yapılaşmayın deniyor. Kanal İstanbul konuşulan bölgede yapılırsa bu ormanlık alan da yapılaşmaya açılacak. Bu alanın yapılaşmaya açılması demek İstanbul‘un doğal kaynaklarını, orman alanlarını tehdit etmesi demek. Bu alan şu anda İstanbul‘un tarım toprakları. İstanbul‘da tarım faaliyetleri bu alanda sürdürülüyor. Korunması gerektiği söylenen bir fonksiyon verilmeyen alanlar. Bu Kanal projesiyle bu alanları yapılaşmaya açmamamız imkansız. O gün acemice hazırlanmış sunumda bile bu gözüküyor zaten.

Üçüncü olarak, burada arkeolojik eserler de var. Roma döneminden kalma Adrianus Surları var. Bu arkeolojik değerleri de yok mu sayacağız? Marmaray‘da çıkanlar çanak çömlek olarak değerlendirildi onları da yine çanak çömlek olarak mı değerlendireceğiz? Orası da büyük bir soru işareti.

Dördüncüsü, Havza alanları var biliyorsunuz. İstanbul 1990‘lı yıllarda çok büyük su problemleri yaşadı. İstanbul‘a günde sadece iki saat su verilen dönemler oldu. Bu proje İstanbul‘un o günlere geri dönmesi anlamını taşıyacaktır. Bu projeyle birlikte Terkos Gölü ve Büyükçekmece Gölü kaybolacaktır. Küçükçekmece Gölü şu anda Havza değil. Proje konuşulan bölgede yapılırsa yeraltı sularını kirletecek. Bir tuzlu su hattı geçireceksiniz, 25 metre derinliğinde. Ya da betonlayacaksınız, betonlasanız bile, o suyun yeraltı sularına karışması kuvvetle muhtemel. Yeraltı suları nereye gidecek? Büyükçekmece ve Terkos Gölü‘ne gidecek. Yağmur suları ile birlikte onları oraya taşıyacaksınız. Kirlenmeye neden olacaksınız. Bunların çözümleri var, kimyasallarla birlikte bu suyu temizlersiniz tekrar ama en büyük kirletici insan. Bu alanları insanların yapılaşmasına açacaksınız. İstanbul hâlâ kaçak yapı problemini önleyemedi.

* Çılgın Proje İstanbul‘un su havzalarını kurutacak mı diyorsunuz? Başbakan‘ın kurmayları sizin yaptığınız bu analizi yapmamışlar mıdır?

-İstanbul‘un 2009 planına bakıp bu analizleri sayın Başbakan‘ın önüne koymamışlar. Sayın Başbakanımızı bu konuda büyük ihtimalle danışmanları yönlendiriyorlar ve sayın Başbakanımızı yanlış yönlendiriyorlar.

* Kanal İstanbul kentin demografik yapısını nasıl etkileyecek sizce?

-Şu an İstanbul‘un % 70‘i kaçak. Siz burada bir proje yaptıktan sonra -ki o simülasyonda buradaki yeni kent alanları görülüyor. Buraya yeni kentleri inşa ettikten sonra İstanbul‘un meskun alanıyla burası arasında bulunan alan tamamen dolacaktır. İstanbul‘un tarihini hatırlayın, İstanbul bir yağ lekesi halinde büyüdü. Örneğin Bakırköy İstanbul‘a bağlı bir köydü. Şu anda Bakırköy tamamen kent içinde kaldı. Bu kanal projesiyle birlikte yapılacak yeni yerleşim alanları ve kuvvetle muhtemel yeni nüfusla birlikte nasıl bir tablo oluşacağını düşünmek bile insanı korkutuyor. 1988 yılında yapılan 2. Köprü İstanbul‘un nüfusunu tam ikiye katladı. 10 yıl içinde İstanbul bir iken iki oldu. Yeni yerleşim alanları ortaya çıktı. Büyük bir kentsel rant ortaya çıktı. İnşaat sektörü ayağa kalktı, inşaat sektörünün ayağa kalkmasıyla birlikte Türk ekonomisi çok kırılgan olduğu bir dönemden geçiyordu. Türkiye‘de ekonomik krizler döneminde hep inşaat sektörü ön plana çıkmıştır. O sektörle birlikte büyük bir nüfus hareketi yaşandı. Anadolu‘dan inanılmaz bir göç aldı. Sultanbeyli o zamanlar tarımsal faaliyetlerin yürütüldüğü, 3-4 bin kişinin yaşadığı yerdi. 2. Köprü‘nün güzergâhının yapılaşmasıyla birlikte 1985-1990 yılları arasında, 5 yıl içinde Sultanbeyli‘nin nüfusu % 2400 arttı. Şu an Sultanbeyli‘de 300 bin kişi yaşıyor. İstanbul bu senaryoyu yaşadı. Bu gerçeğini iyi biliyor. Bunun üzerinden de çok geçmedi, 20 yıl geçti.

Başbakan Erdoğan‘ı danışmanları yanlış yönlendiriyor!

* İstanbul‘a ‘sevdam‘ diyen bir Başbakan nasıl oluyor da bu şehire bu derece olumsuzlukları bünyesinde barındıran bir projeyi sahipleniyor? Burada bir çelişki yok mu sizce?

-3. Köprü‘nün bir yıkım olacağını kendisi de ifade ediyordu. Ama Ankara‘ya gittikten sonra heralde Ankara‘dan İstanbul çok farklı görünüyor. Ankara‘ya gittikten sonra 3.Köprü‘ye onay verdi. Kendisi şimdi bu projeyi savunuyor. Bence danışmanları yanlış yönlendiriyor sayın Başbakanımızı. Danışmanları bu projenin uygun olacağını söylüyor. Biliyorsunuz siyasiler herşeyi bilmek zorunda değiller. Siyasilerin bir danışman ekipleri var. Kendisinin danışmanlarınca yanıltıldığını düşünüyorum.

* Çılgın Proje açıklandığında ilk ne hissettiniz?

-Düşünmeye başladık hemen. Sağolsun basından arkadaşlar da hiç düşünmeye bile fırsat vermeden hemen yorum istemeye başladı. Oluşturacağı sonuçlar ve problemler gün be gün daha da netleşmeye başladı. Çılgınlığın iki anlamı var; hem olumlu hem de olumsuz. Olumsuz anlamında gerçekten de çılgın. Bir korku filmi sahnesi gibi...

Seçime gidiyoruz ama sanki İstanbul yerel seçimi gibi bir hava var. Türkiye‘nin beşte dördünü görmezden geliyoruz. Çok sönük bir seçim dönemi yaşıyoruz. Referandum bile çok daha renkliydi. Ama İstanbul bu arada kaybediyor. Türkiye kaybediyor. Çılgın projelerle kaybediyor. Türkiye‘nin diğer bölgelerine harcanması gereken kaynakları sadece İstanbul‘a yönlendiriliyor. Diğer bölgelerdeki vatandaşlar da ister istemez İstanbul‘a yöneliyor. Sayın Başbakan İstanbul‘a dev hastaneler yapacaklarını söyledi. Keşke diğer bölgelere dev hastaneler yapılsa da İstanbul‘dan o bölgelere yönlendirme olsa... Tersi olsa..

Muhabir: Haber Merkezi