D-8‘leri kuran Türkiye, ABD Başkanı Barack Obama ile telefon görüşmeleri yerine D-8‘leri harekete geçirerek bölge ülkelerinde bölünme tehlikelerini ortadan kaldırarak ‘adil bir yönetimin‘ oluşmasına öncülük yapabilir.

Tunus‘ta patlak verip bütün bir Ortadoğu‘ya yayılan halk hareketleri Libya‘yı sarsmaya devam ediyor. Libya yönetimi güç kullanarak başkaldırıyı bastırmaya çalışsa da artık geriye dönüş ihtimali kalmadı. Libya‘da inşaat sektöründe çalışan Murat Özler, Libya‘da yaşanan gelişmeleri sıcağı sıcağına gazetemiz için değerlendirdi. Libya‘da tahliye öncesinde Türklerin yaşadığı anları anlatan Özler, Libya‘nın emirlikler gibi bölünme ihtimaline de dikkat çekti.

Aşiret hukuku devlet hukukundan önce

Özler, "Aslında Libya‘da olayların bu şekilde gelişeceğini hiçbirimiz öngörmüyorduk. Olaylardan yaklaşık bir hafta önce, Kaddafi, Beyda şehrindeki üniversitede bütün aşiret liderlerini toplayarak halkın sokaklara inip bazı şeylere tepki gösterebileceğini, kendisinin de halkın yanında sokaklara inebileceğini söylemiş, buna karşın insanların soğukkanlı ve makul davranmalarını istemişti. Beklenen şey, halkın sokaklarda barışçıl gösteriler yapıp bazı taleplerde bulunacağı ve bununla yetineceğiydi. Aşiret liderleri de Kaddafi‘nin yönetimde kalmasını ancak sembolik bir konumda durarak yeni bir hükümetin kurulması konusunda fikir birliğinde gibiydiler. Ancak Cuma günü yapılan gösterilerde halkın üzerine ateş açılıp 70 kişi şehit edilince olaylar çığırından çıktı ve artık halkın öfkesi dizginlenemez oldu. Libya‘da 50 civarında büyük aşiret var ve aslında yönetim başta Kaddafi olmak üzere bir aşiretler birliği şeklinde yapılanmış durumda. Hatta bütün sosyal meseleler mahkemelere düşmeden aşiretlerin kendi içlerinde anlaşmalarıyla çözümlenir. Devlet hukukundan önce aşiret hukuku geçerlidir Libya‘da" dedi.

Libya bölünebilir

Şu anda Libya‘da farklı ideoloji ve dünya görüşüne sahip halkın her kesiminden  insanların Kaddafi‘ye karşı birleştiğini kaydeden Murat Özler, "Ancak muhalefetin örgütlü bir yapısı ve bilinen bir lideri yok. Bu açıdan, Kaddafi sonrası için olayların nasıl gelişeceği, devletin nasıl yapılandırılacağı ile ilgili ciddi kuşkular var. Organize olmayan bir muhalefet ve lider yokluğu, Kaddafi sonrası için Libya‘yı bir kaosun beklediği anlamına gelebilir. Hatta Libya‘nın bölünmesi bile ciddi bir olasılık. Libya küçük emirliklere bölünebilir ve her emirlikte farklı bir yönetim yapılanması gerçekleşebilir. Uluslararası güçlerin de burada belirleyici bir faktör olacağını vurgulamak lazım. Çünkü Libya petrol zengini bir ülke ve çıkarılan petrol neredeyse hiç işlenmeden kullanılabilir türden. Yani rafinerize edilmeden bile kullanılmaya müsait, yüzeye çok yakın ve zengin petrol yataklarına sahip bir ülke Libya. Libya petrolü, nerdeyse çıkan petrolü arabanın deposuna koyup benzin olarak kullanacağın kalitede. Avrupa Birliği ülkelerinin ihtiyacının çok büyük bir kısmı da Libya tarafından karşılanıyor" şeklinde konuştu.

NATO‘dan önce Türkiye müdahil olmalı

Libya‘yı bekleyen olası senaryolar karşısında Türkiye‘nin takınması gereken tavır konusunda da konuşan Özler, "NATO müdahalesinden önce Türkiye Libya‘da muhalefetle irtibata geçmeli ve insani yardım konusunda hızlı davranmalı. Libya‘da muhalefete insani yardımın yanı sıra askeri fikir desteğinde bulunulmalı. Halk hareketi batılı güçlerin denetimine girmeden Türkiye‘nin organize edici gücüyle Libya‘yı bir arada tutabilecek adımlar atılmalı. Türkiye olaylara seyirci kalırsa Libya çok büyük bir ihtimalle bölünecek ve Kaddafi sonrası için hem bir İslam devleti bölünmüş olacak hem de Türkiye‘nin oradaki ekonomik yatırımları zora girecek" ifadelerini kullandı.

Gerçek rakamlar ürkütücü

Libya‘da halkın Türkiye‘yi çok sevdiğini kaydeden Özler,  "Türkiye sevgisi Libya‘da sokaklarda ve gösterilerde kendisini çok belirgin bir şekilde hissettiriyor. Türkiye kendi lehine olan bu sevgiyi doğru kullanarak bu süreçten hem kazançlı çıkabilir hem de Libya‘nın bölünmesinin önüne geçebilir. Kaddafi şu veya bu şekilde gidecek. Artık bu yaşananlardan sonra Kaddafi‘nin kalması, daha doğrusu uzun süre kalması mümkün değil. Libya halkı, Türkiye denildiğinde gözleri yaşaran bir halk. Türkiye bir seyirci olarak kalmamalı. Aksine müdahil bir aktör olarak olaylara ağırlığını koyup Libya‘nın şekillenmesine, bütünlüğünün korunmasına katkıda bulunmalı. Kaddafi‘nin uluslararası desteği kalmadı. Çünkü her ne kadar medyaya Libya‘da 300 kişinin öldürüldüğü haberleri yansısa da gerçek rakamlar bunların çok ötesinde. Libya‘da 5 binin üzerinde ölü var.  Sadece Bingazi‘de binden fazla insan öldürüldü. Trablus‘ta gösteri yapan halk uçaklarla bombalandı. Bingazi‘de mitralyözlerle göstericiler önden tarandı. Yüzlerce ceset parçalara ayrıldı ve sırf ibreti âlem olsun diye bu cesetler sokaklara bırakıldı Libya hükümeti tarafından. Libya‘da her saat inanılmaz gelişmeler oluyor. Muhalefet bu vahşet karşısında Kaddafi‘nin gitmesinde kararlı. Artık bir geri dönüş söz konusu olamaz" değerlendirmesinde bulundu.

Muhabir: Haber Merkezi