Bir askerci, bir orducu olarak cuntacıyla "mütevazi" (paralel) düşünür. Cuntacı bir şey talep etmeden de, kullanışlı gazeteci durumdan vazife çıkararak gereğini yapar.
Örneğin 28 Şubat (1997) darbe sürecinde, GK İkinci Başkanı Org. Çevik Bir ve şürekâsı, PKK‘lı Şemdin Sakık‘ın ifadelerine haysiyetsizce eklemeler yaparak, bazı gazetecileri karalamış, töhmet altında bırakmıştı. Ekleme yapılmış ifadeler eline ulaştığında Hürriyet‘in başyazarı Oktay Ekşi, "Alçakları Tanıyalım" başlıklı bir yazı kaleme aldı. Cunta, Oktay Ekşi‘ye emir mi verdi? "Al bunu yaz" mı dedi? Yoo... Ekşi zaten Çevik Bir Cuntası ile aynı fikirdeydi. İşte tam da bu yüzden, andıç elinde ulaştığında, "Bu saçmalık da nereden çıktı..." demedi, hemen kaleme sarıldı. Oktay Ekşi sonraki yıllarda andıçlanan meslektaşlarından özür diledi. Peki, genel fikri değişti mi? Hayır! Sadece Çevik Bir‘in kendisini (de) kandırmasına kızıyor; o kadar! Yoksa her gün, Çevik Birlerin, Çetin Doğanların, Şener Eruygurların altına imza atacağı yazılar kaleme alıyor. (Ayrıntıda uyuşmayabilirler.) Cuntacılar böyle bir yazarı "faydalanılacaklar" listesine koymasınlar da ne yapsınlar?
Tabii Oktay Ekşi sadece bir simge: Hürriyet, Milliyet, Cumhuriyet, Vatan, Akşam onun gibi askerci yazarlarla dolu. (Bizde de var, bizde de!) Liste ortaya çıkınca, "Ben kendimi kullandırmam, benden faydalanamazlar" diyenler oldu ya... Boş laf! Gördük işte: Efelenmeleri bir gün sürdü, hemen ertesinde, Balyozcuları ve Ergenekoncuları aklayıcı; darbe karşıtlarını, demokratları karalayıcı yazılar döşenmeye devam ettiler. Bu bakımdan Nazlı Ilıcak‘a katılmıyorum. Faydalanılacaklar listesindeki Milliyet yazarı Melih Aşık "kullanılmıyor"; o zaten cuntacılarla aynı fikirde. En fazla cami bombalamaya filan karşı çıkabilir; o kadar!