Vicdan, insanı herkesten uzak olduğu ve hiçbir zarara uğramayacağına inandığı durumlarda bile kötülük yapmaktan alıkoyar. Böyle durumlarda, vicdanımızın sesini dinler ve başkalarına haksızlık yapmaktan vazgeçeriz.
Yaşadığımız bir çok olayda bilgilerimizden ve isteklerimizden önce vicdanımıza kulak verir ve buna göre hareket ederiz. Yolda kalmış birini aracımıza alırken, birine yardımcı olurken, sevdiğimiz şeylerden fedakarlık yaparken, bize kötülük yapanları affederken, hiç tanımadığımız insanlara yardımcı olurken, canımız pahasına da olsa doğruyu söylerken hep vicdanımızın sesini dinleriz. Vicdan öylesine etkili bir sestir ki, işlediği cinayeti yıllarca gizleyen katiler dahi vicdanın sesine daha fazla dayanamayıp gerçeği söyleyebiliyorlar. Vicdan içimizdeki mahkeme, içimizdeki kılavuz, insanları ağlatan, eziyet veren kimseleri dahi adaletin önünde diz çöktürüyor tövbeye yönlendiriyor.
Vicdan insanlığımızın bir göstergesidir. Dolayısıyla küçük yaşlarda aldığımız ahlak eğitimi irade ve vicdan üzerine de etkili olmalıdır. Aile çocuğun vicdanının gelişmesine katkı sağlamalı ve pratik olaylar üzerinden örnekler vererek onu yönlendirmelidir.
Çocuk eğitiminde uyguladığımız metot ve yöntemlerde gelişim dönemi dikkate alınmalıdır. Anne babalar çocuğun gelişimsel özelliklerini bilmeli, özellikle ahlak gelişimiyle ilgili süreçlerini takip etmeli, temel ahlaki kuralların çocuk tarafından benimsenmesi konusunda çaba sarf etmelidirler.
Çocukta ahlak gelişimi
Çocuğun ahlak gelişimi beş aşamada gerçekleşir:
* 1- Haz ve alem dönemi: Bebeklik döneminde çocuk iyi kötü düşüncesine sahip değildir. Ancak uzmanlar, annenin bebeğe verdiği süt aracılığıyla çocuğun iyi-kötü kavramını anlamaya çalıştığını ifade ediyorlar. Buna göre, bebek acıktığında kendisine verilen süt aracılığıyla iyi imgesini kavramaya çalışırken her acıktığında kendisine verilmeyen süt vasıtasıyla da kötü imgesini anlamaya çalışmaktadır. Burada süt bebeğin dünyasında iyi kötü imgesinin ilk temellerini oluşturuyor.
* 2- Bencillik dönemi: Çocuklar aşağı yukarı altı yaşına kadar ben merkezcidirler. Çevrelerindeki insanların merkezlerinde yer almak isterler ve istediklerinin hemen olmasını beklerler. Bu dönem çocuk, ahlak kurallarını bir baskı olarak görür. Anne babanın ve çevresindeki kimselerin kendisinden bazı istekleri vardır bunları yapmaya zorlanmaktadır. Burada büyükler çocuğa kuralları uygun bir dille anlatmalı ve bunların gerekliliğine vurgu yapmalıdırlar.
* 3- Başkalarına uygunluk dönemi: Bu dönem çocuğun çevresine uyumu ve ahlaki davranışları otoritenin istekleriyle uyumludur. Çocuk otoriteye saygısından, yetişkinlerin kurallarının kutsal değişmez şeyler olduğunu düşünür. Çocuk ahlaki normları büyüklerin kendisinden istediği kurallar olarak algılar. Buna göre büyüklerin kendisini uyardığı ve cezalandırdığı davranışlar kötüdür, onayladığı teşvik ettikleri ise iyidir. Çocuk büyüklerin beklentilerine uygun davranarak onları memnun etmeye çalışır.
* 4- Duygusal vicdan: Bu dönem ahlak kuralları otoriteye bağımlı olma özelliğini kaybetmeye başlar. Çocuk, ahlaki davranışlarının sonuçlarını toplumsal değerler ve zorunluluklar açısından da göz önünde bulundurur. 7-9 yaş aynı zamanda çocuğun duygusal öğrenme kapasitesinin geliştiği bir dönemdir. Bu dönem çocuk iyi kötü kavramlarını anlamaya başlar.
* 9-10 yaşından itibaren çocuk iyi kötü doğru yanlış kavramlarını ayırt etme noktasında ilerleme göstermektedir. Çocuk aile ve okul ekseninde evrensel kuralları anlamaya çalışır.
* 5- Ergenlik dönemine ulaşan genç, doğru ve yanlış kavramını, toplumsal düzeni, evrensel ahlak kurallarıyla değil, vicdanıyla ayırt etmeye başlar. Ahlak ilkeleri herkes için vardır ve geçerlidir. Genç artık, sadece kendini değil bütün insanlığın iyiliğini düşünen yüksek düzeyde bir ahlaki yargıya sahip olmaktadır.