Geçtiğimiz aylarda Hasan Aycın ağabeyle bir röportaj

yapılmıştı. Orada şöyle diyordu Hasan Ağabey: Burası dünya burada işler hep

yarım kalır. Bu sözün üzerinde durmakta fayda var. Burası dünya Yani gelip

geçici bir şey, bir oyun ve oyalanma yeri. Yarım kalır işler zira gelir ölüm

ansızın çalar kapımızı. Daha üç yaşındaki oğlumuzu büyütecektik Gelinlik

çağına gelmiş kızımızı evlendirecektik Mimarsak bir projemiz vardı masamızda

yarım kaldı. Binaların yapıldığını görecektik. Hazırdı artık aylardır masamızın

üzerinde duran dosya, kitap olacaktı görecektik. Daha hacca gidecektik ya,

gönlümüzü yıkayacaktık Mekke de hem günahlarımızı. Oruçlarımız kaldı yarım,

borçlarımız vardı.

Burası dünya Han ya burası, konaklayıp gidecektik ya

biz, bizim sandık, sandık da eşyalar düzdük ona. Yepyeni mobilyalar döşedik,

pahalı avizeler taktık tavana. Duvarına bir de plazma TV astık, her gün

evimizde olsun diye sinema. Her sene yeniden boyadığımız duvarlara şimdi kim

dokunuyor Akademisyendik ya, doktorduk, müdürdük hani, ya şimdi Ölüm alıp

götürmüş adımızdan unvanımızı sökmüş. Unvanımız da kalakalmış eşyalarımız gibi

dünyada. Peki, biz ne götürmüşüz sahi amelimizden başka.

Burası dünya Bağlandık o ölümlüye, gitti sanki kırıldı

kolumuz. Nefesimiz kesildi, durdu dünya. Dursun hatta Ama durmuyor, yarım

bıraka bıraka dönüyor ya İnsanı acımasızca vura vura dönüyor ya Savaşlarıyla,

kıtlıklarıyla, susuzlukları ve soğuklarıyla yarım ve eksik bırakıyor ya Bizim

de elimiz kolumuz bağlanmasın da n apsın. Neye yetti gücümüz, neyi

durdurabildik çektiğimiz acılarımızla kaldık da baş başa. Bir de alay ederdik

ya dünya fani diyenlerle. Ölümden evvel öldü diye gülerdik bazılarına.

Diskolara, barlara gitmiyor yaşamıyordu, eğlenmiyordu ya. Şimdi öldük

eğlenebiliyor muyuz burada Otomobilimiz küçük diye ne kadar ağrıtmıştık başını

eşimizin. Şimdi ise kabrimizi genişletebiliyor muyuz O otomobil de kim bilir

kaldı kime O da onu dar buluyor şimdilerde.

Burası dünya Kalp kırmak kolaydı çok kırdık biliyoruz.

Tamir edecektik onları mümkün olabilseydi, gitti elimizden bu fırsat da.

Hayaller hayaller hayaller Sonsuz hayallerimiz nerede şimdi Nerede şimdi çok

sevdiklerimiz, bağlandıklarımız nerede Kaç gün geliyorlar kabrimizin başına

Kaç yıl oldu uğramadılar mı yoksa

Ne kadar çok ağlıyoruz, ne kadar bağlanıp sahiplenmişiz

fani olan ne varsa. Ağlıyoruz ve ağlarken de bilincindeyiz burası dünya . Yine

de kurtulmak mümkün olmuyor pençesinden hırsların, dünya ayaklarımızı öyle bir

tutmuş ki uçamıyoruz göklere. Her şeyi kaybedeceğiz bir gün, bir gün bütün

sahip olduklarımız kalacak burada. Uğrunda kardeşlerimizle kavgaya düştüğümüz

tarlalar da, mirastan alınan paylar da, yazlık ve kışlık evlerimiz, son model

telefonlarımız, bilgisayarlarımız Hiçbiri bizim değilken bizim dedik, aldık. Bizim

dedik bizim olmayan nefesimize bile. Bizimse durmasına engel olalım. Nefes

bizimse hiç kesilmesin bizde kalsın. Şimdi bağırsak bu dünya bizim! , anlamı

ne olur neye fayda Karun da gitti bu saraydan Süleyman (A.S.) da. Nemrut da

gitti Firavun da.