Bir ülkede iki farkı devlet yapısı olmaz/olmamalı. Eğer
böyle bir yapı ve görüntü var ise buna en kısa zamanda son verilmesi gerekir.
Aksi halde devlet de ülkede itibar kaybeder, zarar görür. Hele birde devlet
içindeki paralel yapılanmanın bir takım dış bağlantıları var ise ve bu
bağlantıların talimatları uygulanıyorsa böyle bir durumun varlığını düşünmek bile istemem- daha da vahim bir
durumla karşı karşıyayız demektir. Hatay dan sonra Adana da da ihbar üzerine
bazı TIR lara baskın düzenlenmesi ve bu baskının medyaya da haber verilerek
yapılması, üç TIR ın MİT e ait olduğu, silah ve mühimmat taşıdığının
açıklanması ardından TIR ların serbest bırakılması ülkemizin ihanet şebekeleri
ile karşı karşıya olduğunu göstermez mi
Hemen belirteyim ki, silah kaçakçılığı yapıldığına dair
ihbarın kaynağı bu noktada büyük önem taşıyor. Çünkü MİT e ait TIR ların silah
ve mühimmat taşıdığını bilse bilse MİT içindeki birileri bilir. Devletin
istihbarat örgütü içindeki birilerinin kendi kurumunu ihbar ve kamuoyuna teşhir
etmesi, ülkemizi başka ülkeler nazarında, özellikle de Suriye konusunda
toplanacak olan Cenevre konferansının hemen öncesinde müşkül duruma
düşürmesinin mantık bir izahı olamaz. Çünkü birilerinin böyle bir zararı bu
ülkeye verebilecek kadar gözü dönmüş olmak gerekir. O zamanda kendi ülkesine
karşı böylesine kin ve öfke dolu kimselerin bulunup ortaya çıkartılması
şarttır. Bu noktada Türkiye nin Suriyeli muhaliflere silah yardımı edip etmemesi
gerektiği ayrı bir tartışma konusudur. Buna karşı çıkmak mümkün olduğu gibi
destekleyenlerde olabilir. Bu işin farklı bir boyutu. Ayrıca, mademki Suriyeli
muhaliflere silah yardımı yapılması öngörülmüştür o zamanda bu işin aleniyete
dökülmesinin önlenmesi gerekir. Eğer önlenemiyor, bir takım sızmalar
engellenemiyorsa ortada bir terslik ve aksayan taraf var demektir.
Gelişmeler birilerinin MİT e yönelik bir çaba içinde
oldukları, bu kurumdaki bazı kimselerin kellesini istediklerini gösteriyor. Bu
yöndeki mücadelede giderek çirkinleşiyor. Ne var ki olayın boyutları MİT e
yönelik bir mücadele olmayı da giderek aşıyor, ülkemize yönelik bir saldırı
halini alıyor. Meseleye bu açıdan bakıldığında ülkemizi sıkıntıya sokacak kadar
gözleri dönmüş olanların yaptıkları ihbar ve hamlelerin ülkemizi düşünmekle
ilgisi olmadığını söylemek mümkün. Belli ki, bazı dış bağlantılar var ve bu
kanatlardan gelen telkin ve istekler söz konusu. Şahsen böyle bir hareket
tarzını nitelendirmekte zorluk çekiyorum. Ancak, bir gazetemizin dünkü
manşetine taşıdığı, Bunun adı vatana ihanet şeklindeki nitelendirmeye hak
vermemek mümkün değil.
Öyle anlaşılıyor ki, bu ülkede birtakım güç odakları
sadece kendi geleceklerini ve iktidarlarını düşünüyorlar. Bu uğurda gerekirse
ülkenin zarar görmesini bile göze alıyorlar. Bu noktada AK Parti iktidarının
Suriye olaylarının başından itibaren izlediği politikayı yanlış bulduğumu
belirtmek isterim. Ama buna rağmen iktidarın aldığı bazı kararların ülkemiz
için zararlı olduğuna inan bir taktım çevreler var ve bunun sonucu bir takım
ihbarlarda bulunuyorlarsa operasyonların medya huzurunda yapılmasını doğru
bulmak mümkün değil. Her devletin kendine ait bazı sırlarının olması kadar
doğal bir şey olamaz. İhbar ciddiye alınmış ve bunun için TIR lara operasyon
yapılmış ise bunun davul zurna çalarak değil sessizce yapılması, elde edilen
bilgiler mülki amirlerle paylaşılarak mesele çözümlenebilirdi. Zaten,
operasyonun ardından TIR ların MİT e ait olduğu anlaşılınca MİT personeli
serbest bırakıldığına göre bunun medyaya yansıtılmadan yapılması işin gereği
olmaz mıydı
Kısacası,en kısa zamanda adı ister derin devlet,ister
paralel yapılanma, ister ihanet şebekesi olsun,bu yapılanmaya mutlaka son
verilmesi gerekiyor.Bu yapılmadan benzer tartışmaları önlemek mümkün olmayacaktır.