"Yapılan birçok araştırmanın gösterdiği, halkın dürüstlükle ilgili büyük bir talebi yok. Vatandaşın birinci önceliği "aş, iş ve para" diyen Tercüman gazetesi yazarı Metin Özkan; insanların emonomiyle ilgili endişelerinin her geçen gün arttığına dikkat çekiyor. Fakat AKP Hükümeti bu olumsuzlukları, seçime yansıtmamak için eteğindeki bütün taşları dökmeye devam ediyor. Öyle anlaşılıyor ki, o taşlar çok yakında tükenecek. Ve fatura yine vatandaşa kesilecek...
Son zamanlarda medyada çok fazla yer almaya başlayan yolsuzluk iddiaları seçimin kaderini nasıl etkiler?"
Hemen herkes birbirine bu soruyu yöneltiyor. Kimileri "İktidarı çok olumsuz etkiler" diyor, kimileri ise "Değiştirmez" görüşünü savunuyor. Bu ikilemin sebebini çevremdeki siyaset bilimcilere ve eski politikacılara sordum.
"Neden?" diye... Dediler ki; "Bugün insanlara Türkiye‘nin temel meselesi nedir?‘ diye sorsan sana mutlaka ‘aş ve iş‘ diye yanıt vereceklerdir. Oysa 90‘lı yıllarda sadece on kişiden biri en büyük sorun olarak işsizliği gösterirdi. Şimdi her iki kişiden biri ‘işsizlik‘ diyor.
Evet... Son derece haklılardı!
Çünkü eskiden var olsa da, Türkiye‘de işsizlik sorunu 2001‘den beri hızla büyüdü. Ama, AKP bugüne dek uyguladığı sosyal politikalarla işsiz insanlara iş bulmak yerine "yardım" diyerek para verdi, yemek verdi, yakacak verdi...
Ancak gelin görün ki, işsizliği ortadan kaldıracak pek bir şey yapamadı.
"Bütün dünyada politikacıların ve siyasi partilerin başarısı işsizlik rakamıyla ölçülür" diye bilinen bir sosyal olgu vardır.
"İyi de 22 Temmuz seçimleri yapılırken hiçbir şekilde azalma göstermeyen işsizlik rakamlarına rağmen AKP oylan neden arttı?" diye sorabilirsiniz.
Nedeni çok basit... AKP işsiz bıraktığı adamı boş bırakmadı, tespitlerini tamamlayıp sonrasında yaptığı yardımlar ile onu kendisine muhtaç hale getirerek ufak ufak besledi de ondan.
Peki bitti mi? Hayır bitmedi! 29 Mart yerel seçimleri öncesi görüyoruz ki AKP yağ, un, kitap gibi yardımlarla yetinmeyip çamaşır makinesi, fırın, buzdolabı ve ocak dağıtıyor. İşin garip tarafı insanlar da artık daha fazlasını talep ediyor.
Tabii bir de madalyonun diğer tarafı var. O da iktidara gelmeden önce sık sık "dürüstlüğe" vurgu yaparak "Yoksulluk- Yolsuzluk ve Yasaklarla mücadele edeceğiz diyen AKF? bugün kendisini de yolsuzluk iddialarının içinde buldu.
29 Mart seçimleri öncesi bu tür iddialar AKP‘yi yüzde 100 olmasa da, belli ölçülerde mutlaka yıpratacaktır; ama görünen bir gerçek var ki, o da seçmen tercihinde birinci öncelik bu değil. Yapılan birçok araştırmanın gösterdiği, halkın dürüstlükle ilgili büyük bir talebi yok. Vatandaşın birinci önceliği "aş, iş ve para."İnsanların ekonomiyle ilgili endişeleri iyice arttı.
Yani kısaca siyasette hem kararsız seçmenlerin oranı büyüdü hem de toplumda karamsarlık arttı.
Türkiye‘de "önümüzdeki bir yıl daha kötü olacak" diyen insan sayısı yapılan son araştırmalarda yüzde 43 oranına dayanmış. Ve yine yapılan tüm araştırmalar şunu gösteriyor ki, insanların ekonomik yaşamlarıyla ilgili kaygıları giderek artıyor.
Dolayısıyla "etik" olmasa da, "politik" açıdan AKP kendi yolunda ilerliyor. En azından seçmen istemese de, "Aldığımız üç kuruşluk yardım kesilir mi?" endişesiyle AKP‘ye oy vermek zorunda hissediyor kendisini.
Yani ülke hanesine yazmasa da, AKP hanesine olumlu artı puan olarak yazan bir politika bu. Tıpkı, Davos‘ta, sözde soykırımı meselesinde, Irak‘ın kuzeyindeki yapıyla temaslarda, Kıbrıs meselesinde olduğu gibi... Evet, yapılan değerlendirmeler ve yorumlar bu şekilde özetlenebilir.
Hemen vurgulayalım; bu ifadelere dayanarak, ne olursa olsun, 29 Mart‘ta oyların AKP‘ye akacağı sonucuna varmak da çok doğru bir değerlendirme olmayacaktır. Şüphesiz kısa vadeli yardımlarla hayatı sürdürmenin mümkün olmadığını görenler, kendi cepleri kadar ülkenin geleceğinin de hesap edilmesi gerektiğini anlayanlar son sözünü sandıkta söyleyecekler. Bu pencereden bakınca, seçmen de "politik" değil, "etik" tavrı ön plana çıkarabilir. Bu durumda tercihini hangi yönde kullanır onu da kestirmek şu an için mümkün değil. Sonucu bekleyip, hep birlikte göreceğiz...