Hakan Albayrak, Yeni Şafak‘daki ‘Telafer yaraları‘ başlıklı yazısında, Mazlumder Yönetim Kurulu Üyesi Üzeyir Yiğit‘in Telafer‘den Ankara‘ya getirilen yaralılarla ilgili izlenimlerini aktarmış:
(...)"Bugün Telafer‘de bomba patlamış bir meydana gittim geldim. Ne zaman, nasıl demeyin, uzak değil. Ankara‘da isteyen herkes gidebilir. Atatürk Araştırma Hastanesi, Numune, Dışkapı SSK ve Ankara Hastanesi‘nde Telafer‘de, Musul‘da patlayan bombalardan yaralı kurtulmuş, hepsi Müslüman ve çoğu Türkmen, yaklaşık 100 kişilik bir grup var.
Öncelikle hastaların hepsinden duyduğum için ve gerçekten Türkiye devletine bölgede kendine yakışanı yapması adına attığı bu adımdan ötürü teşekkür ediyoruz. (...)
Neler öğrendim? Her şeyden önce, saldırının üç farklı bölgede gerçekleştiğini ve üç yerde de saldırıya uğrayan kişilerin hepsinin Seyyid (Peygamber soyundan) olduğunu öğrendim...
Aklım ermiyor, Müslüman bir kişinin, Müslüman bir topluluğa karşı canlı bomba olarak vücudunu sunmasına. Ankara Hastanesi‘nde yatan 12 yaşındaki Muhammed‘in de aklı ermiyordur. Kendi ifadesi ile ‘birinci dumbuldamadan sonra yere düşmüşüm, sonra uyandım eve gittim, orda ikinci dumbuldama oldu.
Düşmüşüm, burnumdan kan gelmiş...‘ diyor. Dumbuldama, patlama sesi demekmiş; yani, sadece ses ve sarsıntısını yaşamış ama düşmelerin sonuncusunda belinden aşağısı muhtemelen felç olmuş yakışıklı Muhammed‘in.
Seyyid aşireti Telafer‘de en çok saldırıya maruz kalan aşiret. Ataları da sürekli aynı ezayı görmüşler.
Hastanede yaşanan bomba meydanında herkes aynı kaderi paylaşıyor, ama hepsinin ayrı hikâyeleri var. O hikâyeleri dinlerken, ‘İnsan ırkı birbirine karşı nasıl bu kadar gaddar olabilir? Hele Müslümanlar birbirine böyle bir zulmü nasıl reva görebilir? Bu anlatılanlar nasıl gerçek olabilir?‘ diye sormaktan kendimi alamıyorum.
Fatıma, Muhammed ve yüzünün yarısı ile sol kalçasını bombaya veren Hanan Muhsin adlı 18 yaşındaki kızın âhı üzerinde yükselecek bir zaferden İslam adına medet ummak nasıl bir halet-i ruhiyedir, anlamak mümkün değil."
(Hakan Albayrak / Yeni Şafak)