Dünya üzerinde İslam dünyasına yönelik bir Hıristiyan
ittifakı var ve tüm uluslararası örgütler bu ittifaka çalışmaktadır. Adının
Birleşmiş Milletler, NATO veya AB olması fazla bir anlam ifade etmiyor. Önemli
olan aynı hedefe ve ortak düşmana yönelmektir. Hedef İslam dünyasıdır.
Öncelikli olarak Osmanlı parçalanıp, ardından da hilafet kaldırılarak İslam
dünyası başsız bırakılarak ufak parçalara bölünmüş ve ortaya çıkan bu ufak
parçalar da kendilerini ortaya çıkaran ve iktidar koltuğuna oturtanlara muhtaç
bir konuma oturtulmuştur. İslam medeniyeti karşısında varlık oluşturamayan Batı
ya da Hıristiyan medeniyeti dünya üzerinde hâkimiyet kurabilmesini İslam
dünyasının parçalanmasında görmüş, bunun için uzun bir mücadeleye girmiştir.
İslam dünyasının en güçlü ve belirleyici son lideri Osmanlı Devleti idi. Bu
sebeple de ilk hedef olarak burası seçildi. Bir takım gizli örgütler eliyle
Osmanlı içinde taraftar buldular, bunların devletin üst kademelerinde göreve
gelmesi için çalıştılar ve sonuçta Osmanlı da Batı ya benzemek gibi bir düşünce
oluşturuldu. Netice itibariyle Osmanlı parçalandı, hilafet ilga edildi, tam gaz
Batlılaşma gayretleri içine girildi. Bir medeniyetten bir başka medeniyete
geçmenin sıkıntı ve sakıncaları hiç hesaba katılmadı. Buna bir de soğuk savaş
yıllarının iki kutuplu dünyasında iki emperyalistten birisi olan ABD nin
çeşitli sebepler ileri sürülerek seçilmiş olması bölgemizde bugün yaşananların
temelinin o günlerden atılmasını sağladı.
Sovyetler Birliği nin dağılması ile bölgemizin Rus
yayılmacılığından kurtulacağı, ABD ye olan bağımlılığın kırılacağı düşünülürken
var olan bağımlılık bir türlü kırılamadı. İş başına gelen yöneticiler NATO
tarafından komünizmin yerine İslam ı tehlike ilan etmelerine, İslam
medeniyetine dâhil olmamıza rağmen, eski bağlılık sürdürüldü. Batı nın İslam
dünyasına yönelik saldırıları çeşitli adlar ve bahanelerle devam etti. Dünya
üzerinde son yıllarda işkence gören ve katledilenler sadece Müslümanlar. Bunca
kan ve gözyaşına rağmen kendilerini hür dünya(!) olarak nitelendirenlerin
Müslümanlara yönelik saldırılar karşısında kılı bile kıpırdamıyor. Çünkü bu
katliamların arkasında onlar var. Böyle olmasaydı bir gazetemiz, Gazze için
kılını kıpırdatmayan BM, Ezidiler için harekete geçti başlığını atmak
durumunda kalır mıydı Elbette yeryüzünde hiçbir topluluk zulme maruz kalkmasın
isteriz. Ama birdenbire Irak ve Suriye de ortaya bir örgüt çıkıyor ve ortalığı
kana buluyor, ardından da ABD ve yandaşları kurtarıcı pozlarında ortaya
çıkıyorlar. Tüm bu sahte tavırlar karşısında İslam dünyası dağılmışlık
sebebiyle sonuç alıcı tepki gösteremiyor. Çünkü BM ya da NATO aslında belli
ülkelerin güdümünde olduğu için BM nin bir tavır ortaya koyabilmesinin de bu
ülkelerin iznine tabi olduğu düşünülürse aslında bölgemizde sergilenen oyunda
farklı taraflar var gibi görünse de sonuç itibariyle bir yandan sömürgecilerin
planlarında gönüllü yer alan yerli taşeronlar, öbür yanda oyunun senaristleri
planın yürüyüp yürümediğini gözleyen ABD, İsrail gibi emperyalist güçler var.
Bu bakımdan günlük birtakım olaylara ve gelişmelere bakarak sömürgecilerin ezilenlerin yanındaymış gibi bir
görüntü vermelerine kanmaya devam ettiğimiz sürece Müslümanlar olarak daha çok
kanımız dökülecek, canımız yanacaktır,
Bu bakımdan olayları, gösterilenle yetinmeyerek bütün olarak görmek ve gerekli
teklifleri ortaya koymak ve bu tekliflerin sonuna kadar takipçisi olmak
durumundayız. İslam Birliği hayata geçirilmediği sürece zalimlerin diz
çökmesini beklemek saflık olur. Çünkü tüm uluslararası örgütler tek bir
merkezden, Gizli Dünya Devleti nden emir alıyorlar.