Türkiye‘de hayvancılığı bitiren, ülkeyi et ithal edecek noktaya getiren politikalar, ithal et kararı ile hayvancılığı ve sütçülüğü tamamen yok edecek!
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ertan Yülek, et fiyatlarındaki tırmanıştan; yanlış politika uygulayan ve gerekli tedbirleri almayan hükümetin sorumlu olduğunu belirterek, "Et ve hayvan ithalatı meseleyi kısa vadede çözse bile orta vadede hayvancılığı ve besiciliği öldürür. Bu iş pirinç ithal ederek pirincin fiyatını düşürmeye benzemez. Gaziantep‘ten her gün 10 bin koyun ihraç eden Türkiye‘nin, bu hale getirilmesi fevkalade üzücü. İnsan, isyan ediyor" diye uyarıda bulundu.
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ertan Yülek, et fiyatlarındaki tırmanıştan; yanlış politika uygulayan ve gerekli tedbirleri almayan hükümetin sorumlu olduğunu belirterek, "Et ve hayvan ithalatı meseleyi kısa vadede çözse bile orta vadede hayvancılığı ve besiciliği öldürür. Bu iş pirinç ithal ederek pirincin fiyatını düşürmeye benzemez. Gaziantep‘ten her gün 10 bin koyun ihraç eden Türkiye‘nin, bu hale getirilmesi fevkalade üzücü. İnsan, isyan ediyor" diye uyarıda bulundu.
Hükümet kolayı seçti
Parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında et fiyatlarındaki tırmanışın nedenleri ve hükümetin çözüm olarak ortaya attığı ithalat kararını değerlendiren Ertan Yülek, kasaptaki etin kilosunun 30 TL‘ya kadar çıkmasının ardından hükümetin ithalat kararı almasını ‘en kolay yol‘ olarak değerlendirdi.
"Et ithalatı, fiyatları belki düşürür, ancak hayvancılık sektörü de biter" diye konuşan Yülek, 1980‘lerde 57 milyon küçükbaş, 13 milyon büyükbaş olmak üzere toplam 70 milyon olan hayvan sayısının 2008 sonunda (29,5 milyon küçük baş, 10,5 milyon büyük baş) 40 milyona gerilediğine işaret ederek, " 1989‘da 550 bin ton olan kırmızı et üretimi yıldan yıla azalarak 2009‘da 450 bin tona düştü. Nüfus artıyor, ihtiyaç artıyor. Hayvan sayısı azalıyor. Et üretimi geriliyor. Aynı şeyi sütte de görüyoruz. Yakın zamanda yasal ve dolaylı süt tozu ithalatı sebebiyle hayvanların birçoğu kesildi, süt açığı ortaya çıktı. Meseleye doğru teşhis koymaz, günübirlik tedbirler alırsak gelecekte daha büyük problemlerle karşılaşırız" dedi.
Nereden nereye geldik!?
Türkiye‘nin tarım ve havancılık potansiyelinin fevkalade yüksek olduğunu kaydeden Yülek, gerek iklim, gerek coğrafi yapı, gerekse arazisi ve toprağı ile büyük bir tarım potansiyeline sahip ender ülkelerden birisi olduğuna dikkat çekti. Kısa süre öncesine kadar Türkiye‘de yetişen hayvanların bilhassa Ortadoğu ülkelerinde çok tercih edilerek ve yüksek paralar ödenerek ithal edildiğini söyleyen Yülek, şöyle konuştu:
"Mesela körfez ülkeleri Suudi Arabistan, Sudan‘dan ithal ettikleri koyuna 350 Riyal öderken, bizim koyunlarımıza 700 Riyal ödemişlerdir ve bu avantaj sebebiyle de 1970‘lerle 1980‘lerin başlarında her gün Gaziantep‘ten 10 bin koyun ihraç ediliyordu. Gel de isyan etme. Ne hallere düştük. Et ve hayvan ihraç ederken, ithal eder hale geldik. Şimdi ise belediye zabıtaları işi gücü bırakmış, at, eşek, kedi, köpek eti toplama peşine düşmüşler. Domuzu söylemiyorum. Çünkü bu hükümet domuz etini kasaplık hayvan sınıfına soktu"
AKP‘nin IMF programları
Tarım kesiminin sürekli yoksullaştığını ve bunun sebebinin de IMF kaynaklı gayri milli tarım politikaları olduğunu vurgulayan Yülek, "Kemal Derviş ile IMF ve Dünya Bankası kaynaklı tarıma vurulan büyük darbenin ardından, AKP Hükümetleri ile de devam etmiştir. Tarımsal destekleme kurumları ya yok edilmiş, ya da işlevlerini yitirmişlerdir. TEKEL yok edildi, TŞF yok edildi, EBK küçültüldü, SEK yok edildi. FİSKOBİRLİK, TARİŞ gibi tarım satış kooperatiflerinin içleri boşaltılarak işlevsiz hale getirilmiş, batık kurumlara dönüştürülmüştür" dedi.
Türkiye‘nin bu hale gelmesinde iki sebep bulunduğunu kaydeden Yülek, "Birincisi yapısal, diğeri ekonomik yanlışlıklar. Tarım Bakanlığı‘nın hayvancılık politikaları yanlıştır. Yıllardan beri bakanlık devamlı olarak hayvancılığı verilen destekten, hayvan sayısının artışından, hayvancılığın geliştiğinden bahsediyor. Eğer bu kadar teşvik edildiyse, et üretimi niye düştü? Hayvan sayısı 70 binden 40 bine indi? Et fiyatları, 15 TL‘den 30 TL‘ye neden çıktı? Demek ki, halka doğrular söylenmiyor" şeklinde konuştu.
Tarım politikalarındaki yanlışlıkların altını çizen Yülek, EBK‘nin özelleştirilmesiyle besicilerin sahipsiz kaldığını, SEK‘in özelleştirilmesi sütçülüğün bitirildiğini, kırsal alanlardan şehre, doğudan batıya göçlerin küçük üreticiyi devreden çıkardığını söyledi.
"Doğu Anadolu (Kars, Erzurum, Ağrı) ve Orta Anadolu‘daki hayvancılık yok olurken hükümet bunu seyretti" diyen Yülek, terör nedeniyle de Güneydoğu ve Doğu Anadolu meralarının açık besiciliğe kapatıldığını ve hayvancılığın öldürülmesine neden olunduğunu dile getirdi.
Ekonomik sebeplere dikkat çeken Yülek, "Nüfus artıyor, tüketim artıyor ama üretim artmıyor. Yani talep var, arz kâfi gelmiyor. Piyasa kuralı fiyat artar. Çare, üretimi artırmak olduğu halde bu yapılmadı. 2007‘de kuraklık olduğunda, bütün hayvan üreticileri yok pahasına hayvanlarını elden çıkardılar. Üretici böyle bir felaketle karşılaşınca hükümet bunun tedbirini almadı. Bugünkü sonucu herkes görürken siz göremediniz mi?" diye sordu.
Saadet‘in çözüm önerileri
Bu işin temelinde hükümetin yanlış ekonomik, yanlış tarım, yanlış hayvancılık ve besicilik politikaları yattığına işaret eden Yülek, "Bunların üstesinden ancak Saadet Partisi iktidarı gelebilir. Çünkü biz zamanında yaptık, yine yaparız" diyerek, çözüm için şu önerilerde bulundu:
1-) Öncelikle modeldeki yanlışlık giderilmelidir.
2-) Kırsal alanlardaki boş kalan meralar, yaylalar tekrar hayvancılık yapılır hele getirilmelidir. Koyun besleyicilerine 50‘şer koyun verilerek köye dönmeleri temin edilmelidir.
3-) Avustralya‘da olduğu gibi çobancılık meslek haline getirilerek, teşvik edilmelidir. Sosyal güvencesi, devlet tarafından sağlanmalıdır.
4-) Devlet üretme çiftliklerinde hayvan ıslahına önem verilmeli ve besicilerin talepleri karşılanmalıdır.
5-) EBK, tekrar bütün Türkiye sathında ihya edilerek, bölge ve şube sayıları kombinaları artırılmalıdır.
6-) Süt Endüstrisi Kurumu yeniden kurulmalı, sütçüler bir kısım spekülatörlerden ve tekelci alıcılardan kurtarılmalıdır.
7-) Yüksek olan yem ve bakım masraflarını indirilerek üreticilerin kar edecek şekilde desteklenmesi gerekir.
8-) Büyük besiciler de desteklenerek, birim başına et ve süt üretimi artırılmalıdır.