Gündem

Biz kobay mıyız

Biz kobay mıyız?

Abone Ol

Birkaç haftadır Türkiye‘nin gündeminde genetiği değiştirilmiş ürünlerle ilgili tartışmalar var. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı‘nın yönetmelik değişiklikleriyle, bundan böyle market raflarımızda, manavlarımızda genetiği değiştirilmiş gıdalar satılacak. İçine salatalık tohumu enjekte edilmiş kavun, karpuz tohumu enjekte edilmiş kabak ve envai çeşit genetiği değiştirilmiş gıda Türk insanının bünyelerini de değiştirmek üzere raflara çıkacak. Genetiği değiştirilmiş gıdaların insan bünyesinde nasıl bir tahribat yaptığına dair geniş çaplı bir araştırma yapılmış değil. Bu konuyla ilgili olarak kendisiyle röportaj yaptığımız Bayrampaşa Şifalı Bitkiler Merkezi Sahibi Herbalist Yunus Ersin, "Genetiği değiştirilmiş maddelerin kullanımıyla birlikte, 10 sene sonra hastanelerimizde ne tür hastalıkların ortaya çıkacağını tahmin bile edemeyiz" diyor.

Gerçekten de Türk insanı kobay mı? Neye istinaden genetiği değiştirilmiş gıdaları raflarımıza sokabiliyorlar?

Peki bu noktada Türk insanının bir tepkisi söz konusu mu? Maalesef, her zaman ifade ettiğimiz gibi 1980 sonrasında konuşmayan, hesap sormayan, analiz etmeyen toplumsal yapı oluşturma projesinin bir prototipi olarak dönüştürülen insanımız, yakın gelecekte belki de kendisini zombilere dönüştüreceği açıkça belli olan bu genetik harekata hiçbir tepki göstermiyor. Farklı televizyonların muhabirlerinin sokaklarda yaptığı röportajları izliyoruz.... İnsanlar, "Ne olursa olsun, bize bir şey olmaz" modunda hayatlarını sürdürmeyi yeğliyorlar.

Hani, ne diyordu şair, "Koyun gibisin kardeşim, sallayıverince celep sopasını, katılıverirsin sürüye"... Bir sürü psikolojisini bünyemize enjekte etmiş durumdalar.

Televizyonların vur patlasın çal oynasın eğlence kültürüyle, kimin eli kimin cebinde belli olmayan magazinel boyutuyla, iffeti değil şehveti başrole koyan dizilerdeki anlayışla insanlarımızın algılarını tamamen değiştirmiş durumdalar.

İnsanlarımız artık kendilerini böylesine yakından ilgilendiren konularda bir vurdumduymazlık, bir aymazlık sergilerken, hayatı ise önlerine konulan dizilerle, programlarla, yarışmalarla anlamlandırmaya  çalışıyorlar. İnsanların televizyon ekranlarında izledikleri kahramanları var... Hayatlarını onlara göre biçimliyorlar, onlara göre ayarlıyorlar... Onlar nasıl yaşıyorsa, öyle yaşıyorlar, nasıl giyiniyorsa öyle giyiniyorlar...

Ne diyordu Üstad Necip Fazıl Kısakürek,

"Bu nasıl bir dünya hikayesi zor"

Konudan konuya atlamış olacağız ama, geçtiğimiz günlerde BOTAŞ da, tam kış günlerinin arefesinde doğalgaza yüzde 70‘e yakın zam yapılacağına dair ön psikolojik hazırlık haberlerini gündeme getirdi. Öncelikle insanların zihinlerini yapılacak şeye hazırlama harekatında Enerji Bakanlığı, önce böyle bir şey yok demeye getirdi, ama, bu kadar olmasa da belli miktarda zam yapılabileceğinin sinyalini verdi.

Toplumsal olarak tepkisizliğimizin tüm boyutları bu psikolojik harekat zemininde de ortaya çıktı. Bir Avrupa ülkesinde özellikle kış günlerinin arefesinde böyle bir şey meydana gelse, orada bakan devrilir, insanlar sokaklara dökülür, ilgili görevliler peşi sıra istifa eder.

Bizim ülkemizde ise milletimiz kobay gibidir...

Üzerinde istediğiniz şeyi yapabilirsiniz... İstediğiniz deneyi gerçekleştirebilirsiniz... Genetiği değiştirilmiş maddelerle ilgili yönetmelik, tam kış arefesinde doğalgaza zam haberleri...

Üzerinde türlü oyunlar oynaya oynaya milletimizin genetiğini değiştirdiler zaten...