Atalarımız Endonezya ile ilk temaslarını 16. Yüzyılda kurmuşlar. Emperyalist Batı‘nın tehditleriyle karşı karşıya kalan kardeşlerinin yardım çığlıklarına kayıtsız kalmamışlar. Hollanda ve Portekiz istilasına karşı asker ve malzeme yardımında bulunmuşlar.

Aynı şekilde Kurtuluş Savaşı‘nda onlar da bizim yardımımıza koşmuşlar. Tıpkı 2004 yılındaki Tsunami felaketinde ülkece yardımlarına koştuğumuz gibi...

Siyasi alanda hemen her platformda işbirliği yapılıyor, Doğu Timor ve Kıbrıs konularında iki ülke birbirini sürekli olarak destekliyordu.

İki ülke ilişkileri yüzyıllardır bu şekilde dostluk ve yardımlaşma çerçevesinde süren iki ülke ilişkileri maalesef, ticari, kültürel ve toplumsal alandaki ilişkilerde sağlam ve yeterli bir temele oturtulmadı.

Ekonomik ilişkiler yerlerde sürünüyor

Tüm olumlu faktörlere rağmen ilişkiler olması gereken noktaya bir türlü taşınamadı.

Örneğin ekonomik ilişkiler traji-komik seviyede...

Asırlardır dost olan iki ülkenin ticaret hacmi ve karşılıklı yatırımları yerlerde sürünüyor.

Ne kadar mı?

Türkiye‘nin Endonezya‘daki yatırımı sadece 70 milyon dolar, Endonezya‘nın Türkiye‘deki yatırımları ise sadece 600 bin dolar.

Öğrendiğimde ben de çok şaşırmıştım... Daha doğrusu çok üzülmüştüm.

Okuduğunuzda eminim siz de aynı duyguları taşıdınız.

Oysa Endonezya,  yüzde 6.1‘lik büyüme hızına ve 1.033 milyar dolar GSMH‘ye sahip. Her yıl 50 milyar dolar fazla veriyor. İhracat-ithalat dengesi bakımından en iyi birkaç ekonomiden biri. Dünyanın en büyük 17. ekonomisi sıralamasında yer alıyor, aynı zamanda Güney Doğu Asya‘nın en hızlı büyüyen ekonomisi.

Bütün bunlar şu anlama geliyor:  "Biz birbirimizi hep uzaktan sevmişiz"

Karşılıklı fayda sağlayacak bağları kuramadık

Atalarımızın deniz seferleriyle ulaştığı topraklara bugün hava yoluyla kolaylıkla ulaşılmasına rağmen, karşılıklı yarar sağlayacak bağlar kuramamışız.

16 yıl sonra Endonezya‘yı ziyaret eden Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül, bu durum dolayısıyla  "Türkiye ve Türk işadamları hâlâ burayı keşfedemedi" diyor, sitemkâr ve üzgün bir dille.

Üzgün diyorum çünkü Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye‘de bu potansiyelin farkına varanların olduğunu biliyordu.

Zira mevcut potansiyelin farkında olan Prof. Dr. Necmettin Erbakan hükümeti kurar kurmaz Endonezya‘nın da aralarında bulunduğu D-8 oluşumunu kurmuştu. Ve Cumhurbaşkanı Gül, o dönem D-8 ülkelerinden sorumlu devlet bakanı olduğunu ifade ediyordu.

Maalesef bu oluşum 28 Şubat projesiyle iktidara gelenler tarafından adeta ölüme terk edildi.

Aradan 14 yıl geçti...

Artık şimdi yeraltı ve yerüstü kaynakları bakımından çok önemli zenginliklere sahip Endonezya ile yeniden işbirliği kurmanın yollarını arıyoruz. Yapılan yeni anlaşmalarla ilişkilerin düzeyini "stratejik ortaklık" düzeyine taşıyoruz.

Bununla birlikte ümit ediyoruz ki; uyumlu dış politika stratejileri ve tamamlayıcı ekonomik özellikleriyle Türkiye ve Endonezya birbirleri için önemli ortak haline gelecek. Türkiye sınırlı siyasi ve ekonomik ilişkiye sahip olduğu Güneydoğu Asya ile Endonezya da Avrupa ve Batı Asya ile ilişkilerini geliştirecek.

Ve bu birliktelik bile küresel politikalarda iki ülkenin etkinliğini artıracak.

Muhabir: Haber Merkezi