Saat 16.00’da ekran başına kuruluyorsunuz... Yaklaşık 5 saat takılacaksınız. Yani iki adet futbol maçı izleyeceksiniz. Oynayanlar kimler mi Ligin ilk altı-yedi sırasına takılmış takımlar. Yani her türlü hesabın içindeler. Şampiyonluktan tutun da, Avrupa Kupaları’na katılma gibi çok ama çok önemli hedefleri var.

Şimdi böyle bir pazarda size en çok keyif verir diye futbol meraklısına sorsanız, tartışmasız, “ Heyecan dolu, çekişmeli ve bol gollü maçlar isterim” der. Haklıdır da... Evdeki ahaliye, şayet tek televizyon varsa, o pazar sıkıntı var demektir.

Peki, bizim futbol meraklısına sorsanız, nasıl geçti pazar diye... Oh be der, toplamda 10 gol ve çekişmeli, heyecanlı, zaman zaman da iyi futbolla geçen bir pazar yaşadık...

O zaman açalım... Olimpiyat sürgününde Beşiktaş, bence talihsizlikler peşini bırakmadığı için şampiyonluk yarışında bulunmayan, ama bence ligin en iyi futbol oynayan takımlarından Bursaspor’u konuk etti. Beşiktaş’ta Ersan hariç, son maçların kadrosu sahadaydı. Ama buna karşılık Bursa ekibinin en önemli kozu Volkan cezalıydı. Bu arada hemen bir parantez açayım, Şenol hoca ve yönetim Volkan’ı kenara çekip, “Arkadaş sen bu takımın en etkili silahısın, hakemlere itirazla dışarıda kalma... Üstelik de kaptansın, Bak kaptansız gemi uzatmada falan maçı kaybetti. Oysa sen sahada olsaydı biz bu maçı oraya bile getirmezdik” ikazında bulunmalı...

Enteresandır, Bursaspor, Beşiktaş’ın öne hızını ve organizasyonunu olumsuz etkileyen enlemesine hiç bir tedbir almadan oynadı. Bu, Beşiktaş’ı etkisi arttırdı ama karşısındaki Bursaspor’u da daha da korkulu takım hüviyetine büründürdü. Biliç, Olcay-Kerim değişikliği ile bana göre en uygun anahtarı maçın kilidine uydurdu. Çünkü Olcay çok enlemesine oynadığından Bursa’nın oyun tarzına ceza kesemiyordu. Nitekim penaltı da Kerim’in o direk fırlamasından geldi. Ama Veli-Oğuzhan değişikliği için ne dersin diye soracak olursanız, bence yanlıştı. Bu da Bursaspor’un tercih ettiği oyuna prim demekti. Tolga’nın sakatlanıp çıkması acaba Cenk gibi bir kaleci tarzının karşı karşıya pozisyonlarda daha etkili olmasıyla Beşiktaş’a yaradı mı Evet! Bursaspor’da transferin en çok anılan oyuncusu Ozan’ın şık gol pası ve attığı yarım vole golü şapka çıkartılacak türdendi. Ama yukarıda da değindiğim gibi  Volkan’ın olmayışı özellikle Beşiktaş’ın Bursa hücumlarında savunma dağınıklığına uğramamasına yardımcı oldu. Bu arada Bursaspor kalecisi Harun için Şenol hocaya da teşekkür etmek gerekir. Gelelim penaltıya... Maçın hakemi Cüneyt Çakır’ın Karabükspor-Fenerbahçe maçının 93. dakikasında veremediği penaltıyı çaldı. Karabük’teki bunun iki misli penaltıydı da... Bu penaltıda yaklaşık 30 yıl önce hakemlere verilmiş talimat uygulandı. Bu nedir “Topla ceza alanı içine koşu yapmaya başlamış bir hücum eden oyuncunun arkasından savunan takımın bir oyuncusu koşmaya başlamışsa, ey hakem dikkat et penaltı oluyor...” Her iki takıma da teşekkürler!

Ve Trabzon

Sonra Trabzonspor-Başakşehir maçına döndük.. Orada da bir gol düellosu vardı. Tıpkı İstanbul’daki gibi bu da 3-2 ev sahibinin galibiyeti ile bitti. Trabzonspor’da çarpıcı yenilik veya değişiklik diyelim neydi Fatih sağ arkada idi... Sanki Bonsigwa hariç en uygunu oldu. Aytaç öteden beri çekilen ön libero sancısının ilacı gibi göründü. Üçüncü önemli kazanç bence, Deniz Yılmaz oldu. Neredeyse bir sene süren sakatlıktan sonra böylesine iyi savunan bir takıma karşı Deniz’in oyunu beni etkiledi. Sanki ne Cardozo, ne Yatabare, ille de Deniz gibi duruyor o bölgenin adamı... Uğur’a forma alışkanlığı sunmak adına 87. dakikada yapılan değişiklik, aynı zamanda kartlı Ekici’yi de koruma anlamı taşıyordu. Maçın golleri arasında Mehmet Ekicinin frikik füzesine şapka çıkartmak gerekir. Diyorum ki, acaba bu maçın ışığında, zor da kazanılmış olsa, Trabzonspor eldeki futbolcu kuru kalabalığından bir ideale yaklaşabildi mi   Sanki yüzde 80’e varan gibi duruyor bu önemli mesele... Başakşehir mi Eksiklerin faturası da ancak böyle denir diyeceğim...