Kültür-Sanat

Ben, sen ve öteki 6 milyar

Ben, sen ve öteki 6 milyar

Abone Ol

Tarihin akışı, kavimlerin göçüyle hızlanır. Birbirimizden kaçışla yani... Büyük göçler, bir bakıma ‘ötekileşme‘ tarihimizin de başlangıcıdır. Yeryüzüne nasıl dağıldığımızı, nasıl ayrı düştüğümüzü anlatır. Bir hicret hikâyesidir, bütün geçmişimiz. Bizim açımızdan bakınca, hicret...

Üçüncü bir göz içinse, ‘muhaceret‘ demek daha doğru olur. Karşılıklı göç halindeyiz çünkü. Birbirimizden birbirimize doğru...

Her göçebe, aynı zamanda içsel bir hicrete çıkar. Bir hayattan ötekine gibi görünse de, aslında kendinden kendinedir o göç... Kalkış yeri de, varış menzili de kendi hayatı... İnsanın kendi kendini keşfidir, hicret... Öteki hayatların çekiciliği de bundandır bence.

Profili karşınıza çıkarılan ‘6 milyar öteki‘ye bakınca, daha iyi anlıyorsunuz. Beğensek de, beğenmesek de... Yok aslında birbirimizden pek bir farkımız. İnsan, hep aynı insan... Hepimiz doğar, yaşar ve ölürüz. Eşitliği sadece hayatımızın en başında ve en sonunda yakalarız. İlk ve son nefeslerimizde... Ortası ise, hayat dediğimiz trajik durumdur. İnsanlık durumu, en iyi acı ve gözyaşıyla tarif edilir. Mutluluk, bu hikayedeki kısa molalardan başka bir şey değil. Onun için kadim sorularımız hiç değişmez. Cevaplarımız da öyle...

Âdem ile Havva‘dan beri... Aramızdaki bağlar ne kadar köklü ise, biz de o kadar uzağız birbirimizden. Her geçen gün daha da uzaklara atıyor bizi. Coğrafi mesafeler kısaldıkça, iletişim imkânları geliştikçe bağlılığımız zayıflıyor. Kabile insanından tek kişilik klanlara dönüşüyoruz. Yalnızlık, giderek daha çok kaderimiz oluyor. Zaten yalnız gelip, yalnız gittiğimiz bu hayatı, bir de neden yalnız yaşıyoruz?..