Nagehan Alçı Akşam‘da ‘Peruklu çalışan bulunur‘ başlığı altında yine başörtüsü ve yasaklar meselesini işlemiş.
"Bazı meseleler buzdağının ucu gibi. Biz yalnızca dışarıdaki kısmını görüp, tartışıyoruz oysa dipte hiç dokunulmayan dev bir kütle daha oluyor. O meselelerden biri başörtü meselesi. Yıllardır üniversiteler ve devlet dairelerindeki başörtü yasağını dilimize dolayıp duruyoruz. (...)
Mesele bu kadarla sınırlı değil dostlar! Üniversite ve devlet dairelerindeki yasaklar buz dağının ucu. (...) Salı gününden beri mail kutum dolup taşıyor. ‘AVM‘lerde başörtülü tezgahtar yok‘ tezi üzerine yazdığım yazı ile ilgili anlatılacak ne çok hikaye varmış.
Bunlardan bir kaçını seçtim. İsimleri prensip gereği gizli tutuyorum. Buyurun size dikkatimi çeken örneklerden seçmeler:
‘ Yaklaşık dört sene önce bir gök olayını seyretmek için Ankara Üniversitesi‘nin rasathanesini aradık. Halka açık bir program vardı. Biz de gitmek istiyorduk. Nasıl gidebileceğimizi sorduk. Görevli başörtülü olduğumuzu öğrenince ‘peruk takıp gelin!‘ dedi.‘
‘Muhafazakar kesime baskı sadece kadın üzerinde değil. Ben üniversite mezunu, çok iyi derecede Almanca ve İngilizce bilen muhafazakar bir erkeğim. Tekstil alanında çalışıyorum. İş ararken ülkenin önde gelen firmaları benimle mülakatlar yaptılar. Namaz kıldığımı öğrenince ‘Nasıl yani? Eğilip kalkan bir görüntü firmamıza yakışmaz! Namaz prensiplerimize aykırı‘ gibi tepkiler aldım(...)
‘ Lise mezunuyum. 14 yaşından beri başörtülüyüm. Ailem işçi. Ne büyük zorluklarla geçindiğimizi bilseniz.. Çalışmama gibi bir lüksüm yok. Bir yıldır bir alışveriş merkezinde satış elemanıyım. Ama ben ben değilim ki... Her sabah kapıya kadar örtümle gidiyorum. İçeri girmeden çantamdan peruğumu çıkarıp başörtüm ile değiştiriyorum. Başım kapalı olarak çalışmama izin vermiyor patron. ‘bu kılıkla müşteri kaçırırsın‘ diyor. Üstelik yalnız değilim. Benim gibi beş arkadaş daha var her sabah kılık değiştiren. (...)
Bu dört mektup gibi gelen yüzlerce hikaye daha var. Kendini ifade etme önünde yaşanan psikolojik baskıların yalnızca bir boyutu bu. Muhafazakar kesim psikolojik baskı ve kısıtlamayı onlarca seviyede yaşıyor. Bu baskılardan haberdar olalım. Hiç birine tekil hikaye deyip geçmeyelim. Kişisel olan politiktir! (...)"
Nagehan Alçı AKŞAM