Saadet Lideri Kurtulmuş, Türkiye‘nin kamplaşmaya, ötekileştirmeye değil, birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğunu söyledi. Terör olaylarının ülkeyi yumuşak lokma haline getirmeyi hedeflediğini kaydeden Kurtulmuş, Sivas‘taki Madımak Oteli‘nin yakılarak 37 kişinin, Erzincan‘ın Başbağlar köyünde teröristlerce 33 kişinin katledilmesi olaylarını Türk toplumunun büyük bir üzüntü ile andığını dile getirdi. Kurtulmuş, "Milletimiz için yeni bütünleşme, kardeşliğin tesis edilmesi adımlarının atılması gerekiyor" şeklinde konuştu.
Türkiye‘nin 7 yıldır cari açıkla ekonomi büyüme modelinden sonra bütçe açığından rantiyeyi besleyen bir sürece doğru sürüklendiğinin altını çizen Kurtulmuş, "Kriz bahane edilerek çalışanların hakları gasp ediliyor. Türkiye‘de 28 Şubat‘tan bu yana devam eden ekonomi programları emek karşıtı, emek düşmanı ekonomi politikalarıdır. İnsanların alın teriyle mücadeledir. İnsanların helal kazançlarıyla mücadeledir. Bunun adı tam olarak adaletsizliktir. Kriz var diyerek siz alınteriyle çalışan, emekçinin haklarını geri alamazsınız" dedi.
Aydınlatılması şart
Kurtulmuş sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye bu olayları aydınlatamazsa, kardeş kavgalarından, istismarlardan ve Türkiye‘deki bölünmelerin önünü alması mümkün olmaz. Türkiye‘nin bu bütün kirli paslı, kapaklı gizli işlerinden, ölüm kuyularının gerçek müsebbiplerinden, Madımakların, Başbağlar‘ın gerçek faillerini bulması ve bunlarla yüzleşmesi ve hesaplaşmasından geçiyor. Ben bir kez daha hem Madımak‘ta hem Başbağlar‘da vefat eden bütün kardeşlerimize Allah‘tan rahmet diliyorum ve bir daha ülkemizin bu tür karanlık olaylarla bu tür Yezidi tertiplerle karşılaşmamasını da yürekten temenni ediyorum"
Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Türkiye‘nin kamplaşmaya, ötekileştirmeye değil, birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğunu söyledi. Terör olaylarının ülkeyi yumuşak lokma haline getirmeyi hedeflediğini kaydeden Kurtulmuş, Sivas‘taki Madımak Oteli‘nin yakılarak 37 kişinin, Erzincan‘ın Başbağlar köyünde teröristlerce 33 kişinin katledilmesi olaylarını Türk toplumunun büyük bir üzüntü ile andığını dile getirdi. Kurtulmuş, ‘‘Milletimizin içinde yeni kamplaşmaların değil, yeni bütünleşmelerin, kardeşliğin tesis edilmesinin adımlarının atılması gerekiyor‘‘ dedi.
Madımak da Başbağlar da yezid oyunu
Madımak ve Başbağlar katliamlarına ilişkin de çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, bu katliamların toplumu bölmek isteyen Yezidi bir oyun olduğunun altını çizdi. Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Madımak katliamı Türkiye‘de alevi kardeşlerimizin 20‘nci yüzyıldaki, 21‘nci yüzyıldaki Kerbelasıdır. Başbağlar katliamı da Sünni kardeşlerimizin Kerbelasıdır. Her iki katliamda öldürülen insanlar bizim insanlarımızdır. Bu katliamlar bahane edilerek yeni kamplaşmalara toplumu sürüklemek yerine, kardeşlik bağımızı güçlendirecek adımları atmalıyız. Bu katliamları tarihsel bir olay olmaktan çıkararak Yezitlerin gerçek yüzünü ortaya çıkarmamız gerekiyor. Bunu yapmazsak yarın da bu toplum karanlık katliamlarla karşılaşmaktan kurtulamaz.
Kerbela bize tarihte öğretilen bir hikâyeden, bir olaydan ibaret değildir. Kerbela Yezidi düşüncenin, Yezidi siyasetin, gücü kullanarak insanları bölüp parçalayarak insanlara karşı zulüm yaparak, Yezidi olarak kendi iktidarlarını sürdüren bir takım Yezidlerin ortaya koyduğu oyunlardır. Madımak‘ta böyle bir olaydır, Başbağlar da böyle bir olaydır.
Nasıl Ehli Beyt‘in karşılaşmış olduğu Kerbelayı bir büyük hüzünle yad ediyorsak Madımak‘ı da Başbağlar‘ı da büyük hüzünle yad ediyoruz. Ancak bunu tarihsel bir olay olmaktan çıkartıp Madımak‘ı ve Başbağlar‘ı yeni Yezidlerin yüzünü ortaya sermek için bir vesile olarak kullanılmasının da bir zaruri olarak görüyoruz."
500 milyar dolar nereye gitti
2001 ve 2007 yıllarında dünyadaki döviz rezervi bolluğundan ve Türkiye‘deki faizlerin çok yüksek olmasından dolayı ülkeye yaklaşık 500 milyar dolar kaynak girişinin sağlandığına dikkat çeken Kurtulmuş, emekçilerin durumu ile ilgili önemli tesbitlerde de bulundu.
"Bu 500 milyar dolar kaynak nerede? Kime gitti? Bu kaynakla ne yaptınız? Biz söyleyelim; bu kaynak halka gitmedi. İthalata, iç ve dış borç faizlerine gitti. Küresel ve yerli tefecilerin eline gitti. Geniş halk kesimi ise fakirleşti" diyerek halkın durumu dile getiren Saadet Lideri şunları söyledi:
"Emek piyasasını esnekleştirmek için kurulan istihdam büroları emeğin değerini iyice düşürecek Zaten emek düşmanı bir yapı vardı. Şimdi bunu resmileştiriliyor.
Kriz bahane edilerek çalışanların hakları gasp ediliyor
Türkiye‘de 28 Şubat‘tan bu yana devam eden ekonomi programları emek karşıtı, emek düşmanı ekonomi politikalarıdır. Hiç lafı dolaştırmadan söylüyorum. Zaten 12 Eylül‘den bu yana bir sendikasızlaştırma uygulanmaktadır. Niçin 12 Eylül‘le hesaplaşamıyoruz, işte 12 Eylül buralardan da çıkıyor. 12 Eylül‘ün sendikasızlaşmada da payı var. 28 Şubat‘tan bu yana rakamı tam olarak vereyim, 175 bin kamu görevlisi taşeronların eline verilmiştir. 28 Şubat budur. İrtica ile mücadele falan.. hayır, Mücadele emekle mücadeledir. İnsanların alın teriyle mücadeledir. İnsanların helal kazançlarıyla mücadeledir. Kimin adına? Küresel finans kapitalizmi adına. Kimin adına, küresel beyler adına mücadeledir.
Çalışma bakanı büyük bir talihsizlikle, ekonomik kriz var dolayısıyla kıdem tazminatını kaldıralım, patronların üstünde yük olmasın diyor. İyi güzel de bütün bu krizlerde siz bula bula kıdem tazminatını, alınterinden başka hiçbir gücü olmayan emekçiyi mi buldunuz?
Büyükşehirlerde işçi pazarlarını amele pazarlarının görenleriniz vardır. Bir taraftan zaten sendikasızlaştırma, taşeronlaştırma ile zaten emek değersiz hale getiriliyor. İnsanlar bu ekonomik krizde asgari ücretin altında ve sigortasız çalışmaya zaten razı hale getiriliyor. Şimdi bunu resmileştiriyorsunuz. Özel istihdam büroları kuracaksınız, bürolar amele pazarlarını şirketler haline dönüştürecek, siz insanların bir günlük emeklerini pazarlayacaksınız, komisyoncu şirketler bundan kazanacak, yine bedeli bizim amele Mehmet ödeyecek. Yok böyle bir adalet! Bunun adı tam olarak adaletsizliktir. Kriz var diyerek siz alınteriyle çalışan, emekçinin haklarını geri alamazsınız. Bir an evvel bu özel istihdam büroları ile ilgili yasadan vazgeçilmesini 72 milyon vatandaşımız adına istiyoruz."


