İktidar, bir tarafıyla ateşten kordur ve bazen kullananı bazen de kullanılanı yakar. Ve onu taşımak hakikaten de çok zor bir sanattır.
İnsanın hem kendisini, hem etrafını hem de yönettiği insanları yakmayacak bir şekilde o ateşi taşıması ve selamete çıkarması gerçekten yürek ister. Başarıyı taşımak başarmaktan çok daha zorlu bir süreçtir. Başarıyı taşıyabilmek, bütün muvaffakiyete rağmen dengesini hiç bozmamak, her şeyi gerçek sahibine teslim edebilmek taş gibi yürek ister ve bu, en az iktidarı taşımak kadar ateşten bir kordur. Başarının Hakk‘a ait olduğunu düşünebilmek, her şeyi sahibine teslim edebilmek, her yüreğin yapabileceği bir şey değildir. Hele Hak adına mücadele ederken zafer kazanmak çok daha risk taşır. Çünkü hakkı Hakk‘a teslim etmek hiç de göründüğü gibi kolay değildir.
Tarih, zaferler ve mağlubiyetler tarihidir. Şairin dediği gibi "Yıkık bir saray bu dünya dedikleri, Gece ve gündüz atlarının durak yeri, Yüz Cemşit‘ten arta kalmış bir dünya bu, Yüz Behram kendinin sanmış bu gökleri." Tarihin gördüğü büyük komutanlar, ellerindeki ateşten koru taşıyabilmek için çareyi, kendilerini koruyacak, kollayacak, başarının debdebesinden muhafaza edecek büyük zatların manevi iklimine sığınmakta bulmuşlar. Edebali‘nin manevi iklimine sığınmayan bir Osman Bey‘in asırlar boyu sürecek bir devletin kurulmasını sağlaması mümkün müydü?
Kontrolsüz iktidar demek; debdebe, şaşaa demek... İktidar demek, her şeyi yapabilme duygusu demek... İktidar demek; kimseye muhtaç olmama hissine kapılmak demek! Şüphesiz bugün de demokrasilerin olmazsa olmazı dengedir. İktidarın kullanılmasını düzenleyecek, dengeleyecek ‘aklıselim muhalefet‘e ihtiyaç vardır. İktidarın doğru yolda kalmasına sebep olmak da en az iktidar olmak kadar kritik bir konudur. Türkiye ‘aklıselim muhalefet‘ eksikliğinin bütün sıkıntılarını yaşadı ve yaşamaya devam ediyor...
Mehmet Kamış ZAMAN