Kültür-Sanat

Aynı zihniyetin iki farklı yüzü...

Aynı zihniyetin iki farklı yüzü...

Abone Ol

İsviçre minare inşaatını yasaklayan referandumla, Hıristiyan Batı‘yla İslam toplumları arasında zaten gergin olan ilişkileri yeni ve tehlikeli bir tünele soktu; bu tünel, karikatür krizinden veya Salman Rüştü‘nün Hz. Muhammed‘i ve dini değerleri karalayan romanlarından daha tehlikeli.

İsviçrelilerin girişimi her ülkede yaşanabilecek türden normal bir anlaşmazlığın ötesine geçerek, İslami sembollerin en belirginlerinden birine dokunuyor. Bu, inanca ve sembollerine yönelik skandal boyutta bir müdahale. Bu referandumun uluslararası siyasette tarafsız bir yöntem izleyen ve dünya savaşlarına katılmamış bir ülkede yapılmasıysa işi daha da tehlikeli kılıyor...

Aynı zihniyetin iki farklı yüzü... Başörtüsünün devlet daireleri, okullar ve üniversitelerde yasaklanmasının İsviçre‘deki minare yasağının bir başka yüzü olduğunu söylemek mümkün. Eski ABD başkanı George W. Bush‘un Haçlı zihniyetinden henüz kurtulmamış ülkelerde böyle bir yasağın belki ‘haklı‘ bir gerekçesi olabilir. Ancak İslam‘ın temellerinin çiğnenmesini neredeyse insanlık suçu seviyesine yükselten husus, Türkiye‘deki laik siyasilerin başörtüsü gibi bir sorunu, İsviçrelilerin minare sorununa yaklaşımıyla aynı şekilde ele almaları.

Nüfusunun yüzde 99‘unu Müslümanların oluşturduğu Türkiye‘de başörtüsünün üniversiteler, okullar ve hatta devlet dairelerinde yasak olması, bu ayıbı şu ana dek ortadan kaldırmayan siyasi rejimin ve siyaset sınıfının alnında kara bir leke. İsviçre‘den Türkiye‘ye suç, iki yüzüyle -minare ve başörtüsü- aynı. Ayrıca bu suç, Hıristiyanlık-İslam ilişkileri açısından sanıldığından daha tehlikeli. (Katar gazetesi Şark, Beyrut Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü, 6 Aralık 2009)