Kültür-Sanat

Araştırmaya bak, hizaya gel!..

Araştırmaya bak, hizaya gel!..

Abone Ol

Ekrem Dumanlı, Zaman‘daki yazısında: "Böyle araştırma mı olur?" diye sormuş ve kapsamı oldukça dar bir araştırmanın ‘Türkiye gerçeği‘ olarak sunulmasının garabetine dikkat çekmiş:

Açık Toplum Enstitüsü tarafından yapılan araştırmayı okuyan herkes, ‘bu çalışma uzayda yapılmış olmalı‘ sonucuna varacaktır. Çünkü ortaya atılan tezlerden çok büyük bir kısmı Türkiye‘deki sosyal gerçekleri yansıtmıyor. Hatta apaçık gerçekleri bile tahrif ediyor. İlmî bir araştırmaya yakışmayacak kadar sathî ve laubali duran bu ‘araştırma‘nın bazı önemli isimlerle zikredilmesine hayret ettim. Sanırım yeteri kadar inceleme fırsatı bulamamışlar...

265‘i erkek, 136‘sı kadın olmak üzere toplam 401 kişiyle yapılan incelemede Anadolu‘da ‘mahalle baskısı‘ olduğu sonucuna varılmış. Araştırma, ‘mahalle baskısı‘na maruz kaldığı düşünülen bazı çevrelerle yapılmış. Olabilir. Ancak buradan çıkacak sonuca dikkat etmek gerekir. Araştırma nerede yapılmış? CHP il örgütleri, Atatürkçü Düşünce Dernekleri, Eğitim-Sen, Eğitim-İş, Pir Sultan Abdal Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Dernekleri, Cem Vakfı, yerel medya kuruluşları, üniversiteler, öğrenci kulüpleri, kadın kuruluşları, ticaret ve sanayi odaları, hastaneler ve tabip odaları... Bu listede yer alan bazı kuruluşların marjinal duruşları herkesin malumu. Bu kuruluşlarda araştırma yapılmasında sorun yok; ama buradan çıkan sonucu bir genelgeçer Türkiye gerçeği gibi sunmak hatalı.

Eğer bir zümreye münhasır bir inceleme yapıyorsanız ve bunlardan bir kısmında ideolojik şartlanmışlık söz konusuysa, çıkan sonucun bilimsel bir veri olmaktan daha ziyade bir algı incelemesi olduğunu söylemeniz gerekir. Dar bir dünya görüşüne yönelik çalışmayı ‘işte Türkiye gerçeği‘ tonunda sunarsanız hem güvenilirliğiniz sarsılır; hem de gerçeği tahrif etmiş olursunuz. Algıya dair veriler de önemlidir; ancak bütün Türkiye‘yi anlatan fotoğraf değildir...

Elinizi vicdanınıza koyun ve şu cümleleri okuyun: "Gittiğimiz Anadolu kentlerinde uzun saçlı ya da küpeli erkek öğrencilerden ‘Atatürkçü‘ ya da ‘solcu‘ gençlere, Kürt kökenlilerden Alevi öğrencilere kadar farklı kimliklere karşı uygulanan baskı ve sindirme gerçekten kaygı vericiydi" BASKI VE SİNDİRME! Bu mudur Anadolu manzarası? (...)

İşin en acı tarafı da şu: Hiçbir ilmî değeri olmayan ve tamamen marjinal önyargıları teyit etmek için çırpınan bu araştırmayı, ideolojik ve siyasi saplantılarına malzeme yapan köşe yazarlarının olması. Onlarca bariz hatayı görmek için uzman olmak gerekmiyor ki! Keşke hadiselere önyargılara esir düşecek kadar kin ve öfke ile yaklaşılmasa...