Küresel piyasalarda son günlerde yaşanan o sarsıcı dalgalanmalar, yastık altı yatırımcısından dev fonlara kadar herkesin uykularını kaçırdı. Özellikle altın cephesindeki sert satışlar ekranlarda kırmızı alarmlar yaktırırken, kapalı kapılar ardında bu düşüşün aslında devasa bir boğa piyasasının sonu olduğu aktarılıyordu.

ÇÖKÜŞ DEĞİL LİKİDİTE SIKIŞMASI
Innes, piyasaları sarsan bu satış dalgasının kalıcı bir hezimet olmaktan çok uzak olduğuna dikkat çekti. Uzman isme göre asıl tetikleyici, Hürmüz Boğazı kaynaklı o devasa enerji şokuydu. Innes, yaşanan bu panik havasını şu çarpıcı sözlerle kayıtlara geçirdi:
“Altında yaşanan satış dalgası güven kaybından değil, likidite ihtiyacından kaynaklandı. Petrol fiyatları patladı, enerji ithalatçısı ülkeler rezerv mobilizasyonuna yöneldi ve bu süreçte altın bir likidite kaynağına dönüştü.”

Yükselen tahvil getirilerinin kısa vadeli bir baskı yarattığını kabul eden ekonomist, piyasaların sadece enflasyon korkusuna hapsolup büyüme tarafındaki ağır hasarı tamamen gözden kaçırdığını vurguladı. Krizin evrelerini tek tek sıralayan uzmana göre; ilk aşama enflasyon paniğiydi. İkinci dalgada ekonomik yavaşlama kapıya dayanacak, üçüncü ve en kritik virajda ise merkez bankaları mecburen o gevşek para politikalarına geri dönecekti.
“Petrol belirleyici unsur olabilir. Eğer ham petrol geri çekilirken büyüme bozulmaya devam ederse, piyasalar enflasyon paniğini değil politika desteğini fiyatlamaya başlayacaktır. Altın genellikle tam da o noktada yeniden güç kazanır.”

DÜNYANIN İHMAL ETTİĞİ O BÜYÜK KRİZ
Küresel ekonomideki kör noktaya da parmak basan usta isim, teknolojinin göz boyayan yükselişine karşın fiziksel dünyanın nasıl çürümeye terk edildiğini gözler önüne serdi. Yatırım açıklarının faturasının bugün piyasalara kesildiği belirtildi.
“Dünya yazılımı, yapay zekâyı ve veri merkezlerini finanse etti ama madenleri, enerji altyapısını ve fiziksel tedarik zincirlerini ihmal etti. Bugün emtia piyasalarında gördüğümüz fiyat sıçramaları sorunun kendisi değil, yıllardır biriken yapısal yatırım açığının sonucu.”

Altının artık sadece enflasyona karşı bir kalkan olmaktan çıktığı, parçalanan küresel sistemde adeta bir stratejik rezerv sigortası işlevi gördüğü ifade edildi.
“Altın artık sadece bir metal değil. Jeopolitik parçalanma, yaptırım riskleri ve rezervlerin silah haline geldiği bir dünyada finansal tarafsızlığın sembolüne dönüşüyor.”

ARINMA SÜRECİ BİTTİ, YÖN YUKARI DÖNÜYOR
Düşüş trendinin uzun vadeli bir yok oluş değil, aksine piyasadaki spekülatif köpüğün temizlendiği bir "arınma süreci" olduğu kaydedildi. Piyasayı boğan o zayıf pozisyonların ve kısa vadeli yatırımcıların sahneden çekildiği vurgulandı. Ünlü ekonomist, piyasalara umut veren o son analizini şu ifadelerle noktaladı:
“Zayıf kaldıraçlı pozisyonlar tasfiye edildi, kısa vadeli momentum yatırımcıları piyasadan çıktı. Ancak altında hâlâ çok güçlü bir yapısal hikâye bulunuyor: rezerv çeşitlendirmesi, fiziksel ekonomideki yatırım açığı, jeopolitik kırılganlık ve sonunda yeniden gevşeyecek para politikaları.”




