Kültür-Sanat

"Ali Emiri, tarih kurucu milletin bir ferdiydi"

"Ali Emiri, tarih kurucu milletin bir ferdiydi"

Abone Ol

19. Yüzyılın başlarından 20. yüzyılın başlarına geldiğimiz zamana kadar geçen bir asırlık sürede beş milyon küsür bin kilometre kare toprak parçası bugünkü duruma dönüşmüş oldu. Bu, altüst oluşun boyutlarını göstermesi acısından böyle. Sadece Türkiye Cumhuriyeti‘ne kalan nüfus 17 milyondan daha azdır, Osmanlı‘nın Avrupa‘da kalan kısmı 18 milyon civarındadır. Ali Emiri Sempozyumu boyunca şu izlenimi edindim. Ali Emiri Efendi sanki dündan yarına ne bırakabilirsem kârdır mantığıyla, bunu bir özel vazife addetmiş ve oluşturabildiği kadar tezakir, bugünkü deyimle antoloji, durub- ı emsal -geçmiş mirası bugüne taşımada en önemli araçlardan birisi- ve biyografiler yazmış.

Ciddi bir bilincin yansıması

Bu, tesadüfen oluşmuş bir şey gibi görünmedi bana. Bu, ciddi bir bilincin, çok derin bir bilincin yansıması. 20. yüzyıldaki sömürgeleştirme sürecini en acı bir şekilde yaşamış olan bizim coğrafyamızın parlayan yıldızlarından birisi Cezayirli düşünür Malik Bin Nebi‘dir. O, sömürgeleştirme üzerine derin kültürel, sosyolojik değerlendirmeler yapar ve şöyle der: Sömürgeleştirilmiş toplumların tarihi yoktur. Sömürgeleşmiş toplumlar, mitolojik kahramanlar ve efsaneler üzerinden benlik oluşturur. Oysa tarih kurucu milletler,  ilmi eserler, kurumlar bilim ve kişilikleriyle kendilerini ortaya koyarlar. Ali Emiri Efendi bence bir tarih kurucu milletin dünden kalmış, o yağmalanmış olan birikimini bugüne aktarma konusunda hayatını ortaya koymuş adamış bir adam. Belki Divanü Lügati‘t- Türk bunun sembol bir göstergesi.