Bir düşünürün dediği gibi; Evlilik bir denge oyunudur. Bu denge önce eşler, sonra anne babalar daha sonra da akrabalar arasında olmalı.
İnsan, evlendiğinde yalnız eşiyle evlenmiyor. Aynı zamanda akrabalarıyla da evleniyor. Aile birliğinde, aileyi oluşturan bireyler mutlaka birbirlerinden etkilenirler. Tek başına istedikleri gibi fevri hareket edemezler. Kendilerine ve akrabalarına karşı sorumludurlar. Bu durumu vücudumuzdaki organlarımıza benzetebiliriz. Organlarımızın herhangi birindeki bir rahatsızlık, bütün organlarımızın ritmini, işleyişini ve fonksiyonunu etkiler ve rahatsız eder. Aynı durum, her iki tarafın akrabaları arasındaki bir rahatsızlık, bütün akrabaları etkiler ve rahatsız eder. Bu nedenle "aile birliği" dediğimiz kavram, kalıcı ve etkileyici bir organizmadır. Bu organizmanın içerisindeki bireylerin her biri dengeleri oluşturmada sorumludur.
Dengeler nasıl sağlanır?
Akrabalar arasındaki dengelerin sağlanmasındaki en etkili metodun iletişim kültürüne bağlı olduğunu söyleyebiliriz. Anlatmak istediğimiz iletişim kültürü, bizim başkalarını, başkalarının da bizi anlamasıdır. Daha yalın bir ifadeyle, akrabalar arasında duygu ve düşüncelerin karşılıklı iletilme sürecidir. Bu sürecin sağlanması öyle sıradan davranışlarla elde edilmez, ölçülü ve hassas davranmak için temkinli olmak gerekir.
Anne ve babalar evlendirdikleri evlatları hakkında, bilinçaltında şöyle bir duyguya sahip olurlar; ‘Bundan sonra bize nasıl davranacaklar‘, ‘Yaşlandığımızda bize bakacaklar mı‘ gibi düşünceler akıllarından geçer. Bu nedenle evliliğinizin ilk zamanlarındaki intibalar önemli. Çiftler, karşılıklı birbirlerinin aileleriyle ne kadar iyi ilişkiler içerisinde olurlarsa o kadar mutlu olurlar. Aynı şekilde olmasa bile, heyecan içinde olan akrabaların meraklarını gidermede atacağınız adımlar özellikle ilk adımlar, onları rahatlattığı gibi sizi de rahatlatacaktır.
Akrabalara karşı yapılacaklar
* Yeni evlenenlerin huylarını ve insanî ilişkilerini akrabalar merak ederler. Uygun bir zamanda ziyaretlerine gidin.
* Akraba ölümlerine ve düğün merasimlerine mutlaka gidin.
* Akrabalar arasında diğer akrabaların aleyhinde konuşmayın. Hemen anında yayılır.
* Kendinizden ve başarılarınızdan konuşmayın. Bencil damgasını yersiniz.
* Ekonomik durumunuz iyi ise hediye alın. Değilse adet diye almanıza gerek yoktur.
* Ziyaretlere gittiğinizde kendi sorunlarınız yerine onların sorunlarıyla ilgilenirseniz değeriniz artar.
* Elinizdeki imkânları akrabalar arasında ihtiyacı olanlar için kullanın.
* En azından senede bir defa, bir araya gelmeyi, birlikte piknik yapmayı, topluca iftar organizeleri yapmayı veya yaptırmayı deneyin.
* Bayramlarda, kandillerde mektup veya mesajla kutlamalar yapın.
* Akrabalar arasında yaygın olan dedikodulara kulak asmayın.
* Akrabalarınız için takdir edilecek bir şeyler yapın.
Anne-babaya karşı yapılacaklar
* Sık olmamakla beraber en az ayda bir ziyaretlerine gidin.
* Haftada bir telefonla hal hatır sorun.
* Eşler arasındaki sorunları mecbur kalmadıkça büyüklere, hatta başkalarına bildirmeyin.
* Arada bir habersiz ziyaretler veya ikramlar yaparak onları sevindirin.
* Bayramlarda, kandillerde ve özel günlerde telefonla arayarak veya bizzat giderek kutlamalarda bulunun.
* Anne babanızın istemediği bir hareketi yapmak için ısrarcı olmayın. "Tamam" deyip yine bildiğinizi yapın, ama onları da kırmayın.
* Anne ve babanıza karşı kendinizi haklı görme iddiasında bulunmayın.
* Onlar için dua edin. Aynı duanın etkisi size dönecektir.
* Devamlı kendinizi onların yerine koyun.
* Kendi anne-babanızla birlikte eşinizin de anne-babasının aynı değerde olduğunu onlara hissettirin.
* Kültürel farklılıklardan veya başka alışkanlıklardan dolayı, benimsemediğiniz davranışlarına karşı çıkıp onları tenkit ederek yüzlerine vurmayın. Benimsemiyorsanız bile karşı çıkmayınız. En azından kabullenir gözükün.
* Sizden istemediğiniz bir şeyi istediklerinde direk karşı çıkma yerine neden yapmak istemediğinizi gerekçeleriyle onlara açıklayın.
Kim haklı kim haksız?
İki akraba aralarındaki anlaşmazlık nedeniyle Nasrettin Hoca‘ya giderler. Nasrettin Hoca iki akraba arasındaki husumeti gidermek için her iki ailenin temsilcilerini dinler. Birinci ailenin temsilcisi, şikâyetlerini anlattıktan sonra Nasrettin Hoca: -Haklısınız, der.
Daha sonra ikinci ailenin temsilcisini dinler. O da kendine göre ailesini haklı çıkaracak şekilde şikâyetlerini anlatır. Nasrettin Hoca onlara da:
- Haklısınız, der.
Bu sırada her iki tarafın şikâyetlerini dinleyen karısı Hoca‘ya müdahale eder:
- Hoca efendi bu nasıl iştir? Her iki tarafa da, "Haklısınız" diyorsun. Bir davada iki haklı taraf olmaz ki...
Nasrettin Hoca karısının bu sözleri karşısında:
- Vallahi hatun, doğru söylüyorsun, sen de haklısın.





