Afganistan‘da devlet başkanlığı seçimleri ne ABD‘nin, ne de Batı dünyasının endişelerini hafifletmedi. Seçimler amaçlanandan kötü sonuç verdi...
Seçimlerde hile yapıldığı söylentilerinin çok yaygın olması da, normal bir işleyiş olduğunu söylemeyi güçleştiriyor. Kesin olmayan ilk sonuçlar, Devlet Başkanı Hamid Karzai ile rakibi Abdullah Abdullah‘ın başa baş bir mücadele verdiğine, ama ikisinin de ilk turda seçimi kazanamayacağına işaret ediyor. Bu da Batı ülkelerini rahatsız ediyor. Çünkü ikinci turun güvenliğinin de sağlanması gerekiyor. Alınan olağanüstü güvenlik önlemlerinin maddi yükü zaten Batı‘nın sırtında. 2001 yılından beri Batı Afganistan‘da 38 milyar dolar harcadı. Üstelik Batılı askerlerin ikinci tur için bir kez daha riskli güvenlik önlemleri almak zorunda kalması, NATO üyesi ülkelerin kamuoyunu rahatsız ediyor. Bütün bunlara rağmen ABD‘nin Afganistan‘da yaşama geçirmek istediği yeni stratejiden sapmayacağı ortada. Seçimlerin hemen ardından Başkan Obama, seçimi bir başarı olarak tanımladı. Aynı günlerde, ABD‘nin Bush yıllarında yaptığı bir hatanın nihayet farkına vardığı ve düzeltmeye başladığı fısıldanmaya başlandı. Afganistan‘da istikrar sağlanmadan Irak Savaşı‘nı başlatan ve elindeki kaynakların büyük bölümünü oraya akıtan Washington, şimdi tersini yapıyor. Irak‘tan çektiği kaynakları Afganistan‘a kaydırıyor. Bunun son örneği casus uydularının yer değiştirmesi. Eskiden bu uyduların yüzde 70‘i Irak‘ı izlerken, şimdi yüzde 66‘sı Afganistan‘ı gözetlemeye başladı. ABD‘nin Afganistan‘daki asker sayısını arttırması tartışması da bir türlü dinmiyor.
Obama yönetimi, Bush döneminde kararlaştırılandan daha fazla asker göndermek niyetinde olmadığını tekrarlıyor, ama Afganistan‘daki Amerikalı komutanların daha fazla asker talep ettiği haberlerinin ardı arkası kesilmiyor. Eğer güvenlik alanında ilerleme kaydedilmezse, asker sayısının artması gündeme gelebilir. Bu durumda da, bir yandan savaşın büyürken, diğer yandan da Amerikan vatandaşlarının durumdan duyduğu rahatsızlık artabilir. Obama yönetimi, şimdiye kadar seslendirmemeye çalıştığı bir talebi yeniden NATO ülkelerine dayatmak zorunda kalabilir: "Daha fazla asker!"