Siyonist işgalin başladığı 1946 yılından bu yana adım adım Filistin‘i ele geçiren İsrail hep aynı taktiği uyguluyor. 60 yılda Filistin‘in yüzde 90‘ından fazlasını işgal eden terör devleti, sivil katliamların ardından yarım adım gerileyip işgalini sürdürüyor. Her ateşkes, siyonistler için bir işgal istasyonu oluyor.
İHH Genel Başkan Vekili Yavuz Dede, İsrail‘in Filistin topraklarını nasıl işgal ettiğini göstermek için bu haritayı hazırladıklarını söyledi. Dede, işgalin boyutlarını ortaya koyması açısından haritanın çok önemli olduğunu belirtti.
Yavuz Dede, şöyle konuştu: "İsrail büyüdükçe Filistin küçülmüş ve sonunda Filistinlilere haritada resmedildiği gibi küçük bir alan kalmış. İsrail‘in bundan sonraki hedefi Gazze, Ramallah ve Batı Şeria‘yı işgal ederek topraklarına katmak. Gazze halkı bunu önlemek için onurlu bir direniş sergiledi ve sergilemeye devam ediyor.
İHH‘nın hazırladığı işgal haritası İsrail‘in durmaya hiç niyetli olmadığını gösteriyor. Bu harita, İsrail‘in Arz-ı Mevut idealini gerçekleştirene kadar durmayacağını gösteriyor. Yani İsrail durdurulmazsa sırada Lübnan, Ürdün, Mısır, Suriye ve Türkiye var."
İşte İsrail‘in genişleme süreci
1948 savaşı Filistinliler için bir dönüm noktası olmuş ve bu yıllardan itibaren Filistin topraklarının Siyonistler tarafından iskânı başlatılmıştır.
Kayıtlara göre 1882 yılı öncesi bölgede 8 bin Yahudi‘nin yaşadığı görülmektedir. Yahudilerin bölgeye göçü 1882 yılında başlar ve 1903 yılına kadar devam eder.
O dönemde Hovevei Zion adıyla uluslar arası Siyonist odaklardan 35 bin Yahudi bölgeye gelir. Yahudi göçünün bölgeye ikinci akımı 1904-1914 yılları arasında yaşanır ve 40 bin Yahudi daha bölgede yerleşir. 1919-1923 ile 1924-1929 yılları arasında 80 bin Yahudi daha Filistin topraklarına gelir.
Siyonist kurumların Nazi Almanlarıyla anlaşması sonrası göçün beşinci evresinde 1929-1939 yılları arasında 250 bin ve 1939-1948 yılları arasında da 150 bin Yahudi Filistin topraklarına göç eder. Kayıtlara göre 1948 yılında Filistin topraklarında 608 bin 225 Yahudi yaşamaktadır ve sahip oldukları topraklar 1 milyon 585 bin 365 dönümle Filistin topraklarının sadece yüzde 7‘sidir. O dönemde Filistin topraklarının nüfusu da 1 milyon 400 bin kişidir.
BM‘de 1947 yılında Filistin topraklarının bölünmesi yönündeki kararname Filistin topraklarının yüzde 56‘sını Yahudilere vermiştir. Oysa Yahudilere verilen topraklarının yüzde 80‘inin malikiyeti Filistinlilere aittir.
BM‘nin 1947 yılında yayınladığı kararnameyle 725 bin Filistinli Arap bir bölgede ve 10 bin Yahudi de Filistin Arap ve Filistin Yahudi bölgelerinde yer almıştır.
1948 yılında savaş sonrası Siyonist rejim tarafından Filistin‘in 531 kent ve köyü ırkçı yaklaşımla Filistinli Aralardan temizlenmiş ve ortadan kaldırılmıştır.
1950 yılında Siyonist rejim parlamentosu onayladığı kanunla 1948 savaşı öncesi sırasında ve sonrasında işgal edilen topraklarda bulunmaması nedeniyle Filistinli Arapların topraklarına el konuldu.
1967 savaşı sonrası Siyonist rejim tüm Filistin toprakları, Suriye‘nin Golan Tepesiyle Mısır‘ın Sina Çölünü işgal etti. Filistin topraklarına el konulması ve Yahudi yerleşim bölgelerinin yapılmaya başlamasına hız verdi.
Siyonist rejim Ürdün nehri Batı Yakasında 2002 yılında 206 ve Gazze Şeridinde 23 Yahudi yerleşim merkezi kurdu.
1993 yılında Oslo‘da imzalanan ve Filistin yönetiminin Siyonist rejim karşısında başarısı olarak görülen ve Siyonistlerin geri adım attığı anlaşmayla Siyonist rejim 400 kent ve köyün giriş-çıkışlarını kontrol etmeye ama karargâhlarını kent merkezlerinden çıkarmaya başladı.
Siyonist rejim işgal ettiği bazı topraklarda tutunamadığı gibi işgalin faturası da ağırlaşmaya başlamasıyla Gazze Şeridinden çekildi. 2005 yılında Gazze Şeridinde 360 bin km_ alan Filistin yönetiminin denetimine bırakıldı.
Filistin‘de yaşanan siyasi süreç ve Hamas‘ın hükümeti elde etmesi sonucu ABD ve Avrupa ülkeleri tarafından Filistinlilere karşı ambargo uygulanmaya başladı ve Filistin‘e ambargo uygulayan ülkeler 2007 yılında sözde barış adına Annapolis konferansını düzenledi. Ama bu konferansın sonucunda da Siyonist rejim işgal ve cinayet üzerine kurulu politikalarını sürdürmeye ve uluslar arası kararlara aykırı olarak Yahudi yerleşim bölgelerini kurmaya devam etti.



